Konu:Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:118
Tarih:12/06/2012


BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Daha önceki konuşmalarımda da belirttiğim gibi, Türkiye ekonomisi önünde gerçekten önemli kırılganlıklar var ve büyüme, istihdam, enflasyon ve cari işlemler açığıyla ilgili zor bir konjonktürle karşı karşıyayız.

Şimdi, böyle bir konjonktürde nasıl bir maliye politikası dizayn etmek gerekir ve Hükûmetin maliye politikasının bu konjonktürü gerçekten anlayan bir politika olup olmadığını tartışmak istiyorum burada.

Böyle bir konjonktürde aslında daha büyüme dostu bir maliye politikası dizayn etmek gerekirdi ancak Hükûmet bunu tercih etmedi. Ne yaptı? Şunu yapmaya çalıştı: Maliye politikasını daha da sıkılaştırarak Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu finansmanı elde edebilecek sinyaller vermeye çalıştı yabancı yatırımcılara ve şunu yapmaya çalıştı: Bir taraftan faiz dışı fazlayı genişletti, büyüttü, diğer yandan bütçe açığını daralttı ve şunu söyledi yabancı yatırımcıya: "Ey yabancı yatırımcı, Türkiye'ye para getirirsen eğer sermayeyi kediye yüklemezsin. Bizim bankacılık sistemimiz sağlam, bankalarımız batmıyor. Evet, çünkü biz çürük domatesleri 2001 yılında ayıkladık. Dolayısıyla bankacılık sisteminde BDDK kuruldu ve BDDK kurulduktan sonra da daha sağlam bir bankacılık sistemiyle karşı karşıya kaldık.

Ayrıca, maliye politikamız da sağlam. Borç stoklarımızın millî gelire oranı hızla azalıyor, yüzde 40'ların altına düştü. İşte 2014'e kadar da biz bunu yüzde 32'ye indireceğiz.

Dünyanın birçok ülkesinde borç krizi yaşanıyorken, gelişmiş ülkeler dâhil, bu ülkeler bile batıyorken, işte, Türkiye'nin ayrı, başka, ayrıksı bir hikâyesi var, Türkiye'de maliye politikası güçlü dolayısıyla bize kaynak getirmeye devam edin ve bu çarklar dönmeye devam etsin."

Ne kadar paraya ihtiyacı var Türkiye'nin? Önümüzdeki bir yılda vadesi gelen dış borçların, kamu artı özel, toplamı 136 milyar dolar. Yani Türkiye önümüzdeki bir yılda 136 milyar dolar kaynak bulmak zorunda, borçların vadesi geliyor çünkü. Ya kendi cebinden çıkartıp ödeyecek ya da uluslararası küresel koşulların zorlandığı, zorlaştığı böyle bir ortamda yeniden borç bularak yani borçlarını "roll" ederek, yeniden borç bularak bu ödemelerini yapacak.

Ayrıca, önümüzdeki dönem 60 milyar civarında da bir cari işlemler açığı bekliyoruz ve bu cari işlemler açığını da finanse etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla hem vadesi gelen borçlar hem de cari işlemler açığını topladığımızda önümüzdeki bir yılda 200 milyar dolarlık kaynağa ihtiyacımız var. Bu kaynağı sağlamak elbette kolay değil ve bu kaynak, Türkiye ekonomisinin giderek yabancı kaynağa olan ihtiyacının ortaya çıkardığı boyutun gözükmesi açısından da son derece önemli. Böyle bir konjonktürde Hükûmet şunu yaptı: "Ben büyümeden fedakârlık yapıyorum. Yumuşak düşüyorum. Büyümelerimi yüzde 4'lere çekiyorum. Sıkı bir maliye politikası uyguluyorum ve uyguladığım bu maliye politikasıyla da yabancı yatırımcıya sinyal veriyorum. Ey yabancı yatırımcı: Benim kaynağa ihtiyacım var. Ben sağlamım. Benim ayrı, ayrıksı bir hikâyem var. Lütfen bana fon ve kaynak göndermeye devam edin."

Şimdi, böyle bir maliye politikası kurgulandı önümüzdeki üç yıla ilişkin. Bu maliye politikası büyüme dostu olan bir maliye politikası değil; bu maliye politikası yatırım harcamalarının azaldığı bir maliye politikası. Gerçekten de bütçedeki yatırım harcamalarının reel olarak 2011'den 2012'ye geçerken düştüğünü görürüz. Merkezî yönetim kamu yatırım harcamalarının da yine geçen döneme göre sıfıra yakın, hatta negatif olduğunu görürüz. Bu, sosyal harcamaları daha az yapan bir bütçe demek; bu, yurt içi cari talebe kamudan gelecek katkının daha az olduğu bir bütçe demek. Bunu nereden anlıyoruz? Bunu mal ve hizmet alımları kaleminden alıyoruz. Mal ve hizmet alımları kalemi, reel olarak enflasyon karşısında, enflasyonu deflate ettiğimizde reel olarak düşüyor. Dolayısıyla yurt içi talebe bu yıldan başlamak üzere önümüzdeki birkaç yılda kamudan herhangi bir destek gelmeyecektir. Yatırım harcamaları düşecektir; bu, orta ve uzun vadede Türkiye'nin büyüme olanaklarının iğdiş edilmesi demektir.

Üstelik ilginç olan nokta şu: Bütün bunlara rağmen çatılmış olan bu maliye politikasında ve bunun üzerine kapanan mali disiplinde de birtakım zafiyetlerin ortaya çıktığına ilişkin işaretler var. Önümüzdeki geçmiş dört beş aylık bütçe performansını değerlendirdiğimizde, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 64'lük bir bütçe açığının genişlediğini görüyoruz. Dolayısıyla bu övündüğümüz mali disiplin ve yabancı yatırımcıya vermeye çalıştığımız mali disiplin konusunda da sıkıntılı bir döneme giriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLİM SARI (Devamla) - Saygıyla selamlıyorum. [CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından alkışlar (!)]