Konu:Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:118
Tarih:12/06/2012


BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde, hatırlarsanız?

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Önergenden bahset de bilelim ne olduğunu.

MÜSLİM SARI (Devamla) - ?Standard and Poor's Türkiye'nin kredi görünümünü pozitiften durağana indirdi, çok da mahcup bir tavırla ve Sayın Başbakan çok sinirlendi, resmî çevreler çok sinirlendi, "Türkiye'yi nasıl kriz içinde olan ülkelere benzetirsiniz ve onunla aynı muameleye tabi tutarsınız?" dedi.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Sen de sevinmişsindir!

MÜSLİM SARI (Devamla) - Ve "Biz gerekirse kendi kredi derecelendirme kuruluşumuzu kendimiz kurarız." dedi. Bilmiyorum bu raporu okudunuz mu? Aslında, Türkiye ekonomisinin en önemli beş tane kırılganlığından sadece bir tanesine vurgu yaparak ve bunu da son derece mahcup bir tavırla, not indirmeksizin, sadece görünümde yaptığı bir değişiklik sonrasında Sayın Başbakanın hiddetini gördük. Oysa Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarına baktığımız zaman Standart and Poor's'un vurgusunun son derece mahcup olduğunu görürüz. Neden? Önümüzdeki patikaya bakacak olursak yani bu yıldan başlamak üzere 2012, 2013 ve 2014 dönemini işleyen ya da kapsayan önümüzdeki üç yıla ilişkin patikaya bakacak olursak, Türkiye ekonomisinin bazı alanlarda kırılganlıklarının çok derinleşeceğini göreceğiz. Bunu aslında Hükûmet Orta Vadeli Program'ında da resmen itiraf ediyor.

Bakın, bunlardan biri büyümedir. Önümüzdeki dönem büyüme oranlarının düşeceği bir patikayla karşı karşıya kalacağımız kesine yakındır. Geçmiş iki yıldaki yüksek büyümelerden sonra -ki Türkiye ekonomisinin tarihsel büyüme ortalaması yüzde 5'tir yani cumhuriyet kurulduğundan beri Türkiye ekonomisi ortalama yüzde 5 civarında büyümüştür- aslına bakarsanız, AKP hükûmetleri dönemi boyunca da Türkiye'nin büyüme ortalaması yüzde 5,04'tür. Bu da bir algıdır yani AKP bu algıyı çok iyi yaratıyor ve yönetiyor sanki AKP hükûmetleri döneminde Türkiye çok yüksek büyümüş gibi, oysa böyle bir şey yok.

2012, 2013 ve 2014'te yüzde 4, 5, 5, ortalama yüzde 4,7 büyüyeceği varsayımı yapıyor Hükûmet. Bu varsayımın geçerli olduğunu kabul edersek, 2003'ten 2014'e kadar Türkiye ekonomisi ortalama yüzde 5,04 büyüyecektir ve bu, Türkiye ekonomisinin tarihsel büyüme ortalamaları kadardır; ayrıksı bir hikâyesi yoktur Türkiye'nin. Aynı dönemde gelişmekte olan ülkelerin büyüme ortalamaları Türkiye'nin büyüme ortalamalarının üzerindedir. Dolayısıyla, bu algıyı önce düzeltelim.

İkincisi: Büyüme oranları düşecek ve bu, Türkiye ekonomisinde ciddi bir kırılganlık yaratıyor; bunu görmek lazım. Her ne kadar Hükûmet buna "yumuşak düşüş" diyorsa da ve bu yılı yüzde 4-4,5 gibi bir büyümeyle bitireceğimizi öngörüyorsa da yapılan tahminler, Hükûmetin tahminlerinin aslında en iyimser tahminlerden biri olduğunu bize gösteriyor.

Diğer yabancı kuruluş raporlarına baktığımız zaman, uluslararası kuruluşlardan IMF'nin ve Dünya Bankasının rakamlarına baktığımız zaman, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3'ler civarında büyüyeceğini öngörüyor. Sıfıra yakın büyüme, hatta negatif büyüme öngörüsü yapan yabancı kuruluş raporları da var. Her ne olursa olsun, Türkiye'nin büyüme ortalamaları önümüzdeki üç yıl boyunca düşecek, bu kesin ve biz biliyoruz ki yüzde 5'in altındaki her büyüme Türkiye'de çok ciddi toplumsal sorunlar ve problemler yaratıyor. Bunların en başında geleni istihdam ve başka birtakım problemler, sosyal problemler. Ve bunun birtakım siyasal sonuçları ve siyasal bedelleri de olacak ve siyasal sonuçlar üzerinden de bir kırılganlığın Türkiye'nin önünde durduğu çok açık ve nettir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönem, büyüme oranlarında çok radikal düşmelerin olacağı bir dönemin karşımıza çıkacağını gösteriyor. Dünyada artık çok yüksek büyümelerin olmayacağı bir konjonktüre giriyoruz. 2000'li yıllardaki likidite bolluğunun yarattığı bir konjonktür dünyanın önünde yok. Dünyada artık çok yüksek büyümeler olmayacak önümüzdeki dönem. Dolayısıyla, kendisini dünyayla eklemlemiş ve dünyadaki likiditeye bağımlı, dışa doğru kanayan bir ekonomiye sahip olan Türkiye ekonomisinin de çok uzun dönem, çok yüksek büyüme oranlarını yakalayamayacağını öngörüyoruz. Bu büyüme oranlarının istihdam üzerinde çok ciddi etkilerinin de olacağını biliyoruz.

Şöyle bir hesap yapmış Hükûmet Orta Vadeli Program'da, demiş ki: "Biz önümüzdeki üç yılda yüzde 4,7 büyüyeceğiz, karşılığında 1 milyon 300 bin istihdam yaratacağız."

Şimdi, bu rakamlar Türkiye ekonomisinin geçmiş performanslarıyla tutarlı değildir. Geçmişte, 2005 ve 2007 döneminde de -biraz önce söyledim- Türkiye ekonomisi? (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarı.