Konu:Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:118
Tarih:12/06/2012


BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

271 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 26'ncı maddesine ilişkin verdiğimiz önergede düşüncelerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Öncelikle bir tespit yapmak isterim: Son birkaç aydır ardı ardına birtakım yasalar geliyor Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine. Bu yasalarda bir "yurt içi tasarruf artışı" vurgusu var. Türkiye'nin en önemli problemine, en önemli ekonomik problemine ilişkin, cari açık sorununa ilişkin doğru bir tespitin yapıldığını görüyorum. Cari işlemler açığı en nihayetinde yurt içi tasarruf açığıdır, daha doğrusu, yurt içi tasarrufların seviyesinin yetersizliğini gösterir. Yurt içi tasarrufların seviyesinin yetersizliği en nihayetinde cari açık olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla, Hükûmetin Türkiye ekonomisinin en yapısal sorunu ve en yumuşak karınlarından biri olan cari işlemler açığı ve onun arkasındaki gerçeği nihayet on yıl sonra fark ediyor oluşunu da tebrik etmek istiyorum. Fakat, temel sorun bu iken ve bu sorunun çözümüne ilişkin birtakım yasalar gündeme getirilirken, ister istemez şu soruyu sormak gerekiyor: Bu problemi yaratan kim? Bu problem yapısal bir problem mi? Bu problem AKP'nin yarattığı bir problem mi? Bu problem konjonktürel bir problem mi? Biraz bunları tartışmak istiyorum.

Bir defa, Türkiye gibi ülkelerin yurt içi tasarruf açığının olması, daha doğrusu yatırım ile tasarruf arasında kurulacak ilişkide tasarrufların yatırımların altında seyrediyor oluşu yapısal bir durumdur. Fakat enteresan olanı ve ilginç olanı, yaklaşık on yıllık AKP hükûmetleri dönemi boyunca yurt içi tasarruf oranlarının sürekli bir biçimde aşağıya doğru düşüşüdür. Nitekim, 2002 yılında yurt içi tasarrufların millî gelire oranı yüzde 18,6 iken 2011 yılında bu oran yüzde 13,3'e kadar düşmüştür. Dolayısıyla yurt içi tasarrufların hacmi dip yapmıştır âdeta.

Şimdi, sanki bunlar AKP'nin ürettiği politikaların yarattığı sonuçlar değilmiş gibi, burada, yurt içi tasarruf hacmini nasıl yukarı çıkaracağımıza ilişkin yasalar getiriyoruz, kanun teklifleri getiriyoruz, kanun tekliflerini tartışıyoruz. Elbette ki bunun fark ediliyor olması önemlidir, ancak yurt içi tasarruf hacminin yükseltilmesi, yatırımlarla tasarruflar arasında kurulacak ilişkinin dengeli ve olması gereken bir ilişki olduğunun tespiti açısından bunun hangi politikaların sonucu olarak ortaya çıktığını ve bunun müsebbibinin ne olduğunu ve kimler olduğunu da teşhir etmek gerekir. Dolayısıyla bu, AKP'nin yaklaşık on yıldır uyguladığı ekonomik politikaların bize getirdiği noktadır ve bu getirdiği nokta, dünyanın miktar olarak en yüksek ikinci cari işlemler açığı veren ülke olmasıdır Türkiye'nin.

Nitekim 2011 yılı sonu itibarıyla Türkiye'nin verdiği cari işlemler açığı 77 milyar dolardır ve bu, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra en yüksek cari işlemler açığı olduğu anlamına gelir. Amerika Birleşik Devletleri'nin cari işlemler açığının yüksek olmasının onun için çok fazla bir önemi yok çünkü uluslararası ticarette kullanılan para, Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi parasıdır. Dolayısıyla FED istediği kadar dolar basarak dış ticaret açığını ya da cari işlemler açığını finanse edebilir. Onun için cari işlemler açığını finanse etmek bir problem değildir ancak Türkiye gibi ülkeler için cari işlemler açığının finansmanı önemlidir çünkü en nihayetinde cari işlemler açığı döviz açığı demektir ve Merkez Bankası da döviz basmadığına göre, bu dövizin  bir yerden bulunuyor olması gerekir. Dolayısıyla cari işlemler açığının ulaştığı seviye çok önemli bir problemdir hiç finansmana girmeden, ama öyle anlaşılıyor ki bugün biz elliye yakın önerge vereceğiz nasıl olsa ve vaktimiz de bol, finansmanı da ayrıca tartışacağız. Ayrıca ekonominin diğer problemli alanlarını da bu gece sabaha kadar tartışacağız gibi görünüyor.

Cari işlemler açığıyla ilgili son bir not: Cari işlemler açığının millî gelire oranı olarak da Türkiye, kendisiyle karşılaştırılabilir ülkeler içerisinde Gürcistan'dan ve Beyaz Rusya'dan sonra en yüksek cari işlemler açığını veren ülke, bazı Afrika ülkelerini dışarıda tuttuğumuzda.

Şimdilik sözlerimi burada sona erdiriyorum, herkese saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ederim.