Konu:BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:118
Tarih:12/06/2012


BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle cari açığın finansman tarafına baktığımızda, yani ödemeler dengesinin tümüne baktığımızda, bizim "net hata noksan" diye ifade ettiğimiz rakam, nisan ayında yıllıklandırılmış olarak şu anda 12,3 milyar dolar; ocak-nisan döneminde yani ilk dört ayda da 2,9 milyar dolar. Tabii, bunun adı üstünde, net hata noksan yani şöyle hesap ediliyor: Türkiye'ye kayıt altında giren döviz, Türkiye'den kayıt altında çıkan dövize bakıyoruz, bir de dönem sonu-dönem başı eldeki stok dövize bakıyoruz, aradaki farktan da bu net hata noksanı buluyoruz. Tabii, bunun çok farklı kaynakları olabilir. Bu, kayıt altına girmeden Türkiye'ye giren sermaye olabilir ya da ihracat yapıyoruzdur ama yaptığımız ihracatta belki çifte faturalama vardır, ithalatta çifte faturalama olabilir. Dolayısıyla, resmî döviz giriş-çıkış kayıtlarıyla dönem sonu-dönem başı stok arasındaki farka baktığımızda bu rakam olarak ortaya çıkıyor.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bir tehlike, tehdit değil midir Sayın Bakan?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Yani bugüne kadar genelde şöyle yürüdü bu iş: Ekonomide işlerin iyi gittiği dönemde, Türkiye'ye fonların aktığı dönemde bu da hep artı seyretti ama Türkiye'den fon çıkışlarının olduğu dönemde bu da eksi seyretti yani genelde döviz girişi varken Türkiye'ye -ki çoğu zaman bunu yaşıyoruz- bu rakam da artı seyrediyor ama döviz çıkışının olduğu zaman, Türkiye'nin hani dışarıya sermaye kaybettiği dönemlerde -kısa kısa bu son on yılda yaşadık- bu da eksiye dönüyor. Dolayısıyla, asıl ana akımların daha küçük boyutlu bir gölgesi olarak belki ifade etmek mümkün ama zaten nereden geldiğini, ne olduğunu tam bilsek adı "net hata noksan" olmaz, istatistiklerde bir yere kuşkusuz girer.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve VOBAŞ'la ilgili soruya gelince: Biliyorsunuz, bizim 2023 yılı için hedefimiz, İstanbul'un dünyanın en önemli on finans merkezinden birisi hâline gelmesi ve bunu sağlamak için Ankara'daki SPK olsun, BDDK olsun, kamu bankalarımız olsun, bütün bunların İstanbul'a taşınmasıyla ilgili süreci zaten başlatmış durumdayız ve yasal düzenlemeleri de yapmış durumdayız. Şu anda İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olsun, VOBAŞ olsun, altın borsası olsun, yine yeni kurulmakta olan ürün borsası olsun, kurulacak olan enerji borsası olsun, bütün bunların nasıl bir yapıda olması gerektiği, bunların birbirleriyle ilişkisinin ne olması gerektiği, üzerinde çalıştığımız bir konu ama henüz nihai kararları vermedik. Ancak, İstanbul'da farklı piyasaları bünyesinde toplayan bir İstanbul borsası, hani, bu işin büyük bir süpermarketi gibi düşüneceğiniz, bütün dünyaya Türk finans piyasasının açıldığı bir kapı olarak düşünebileceğimiz bir yapı fikri yavaş yavaş oluşuyor ama kurumlarımızın arasındaki ilişki şekilleri henüz belirlenmiş değil.

Diğer bir konu: "Bu kamu tasarruflarının artma durumunda özel tasarrufların düşmesi Türkiye örneği için geçerli midir?" Yani bir ölçüye kadar geçerlidir diyebiliriz çünkü kamu tasarrufu arttığı zaman ülkede -Türkiye için en azından- güven ortamı daha sağlamlaşıyor, kamu tasarrufları arttığı zaman borç sürdürülebilirliğiyle ilgili endişeler ortadan kalkıyor ve bu, aynı zamanda kamunun borçlanma ihtiyacının azaldığını bize gösteriyor. Dolayısıyla, böyle dönemlerde özel tasarrufların düştüğü ve özel tüketim harcamalarının güven ortamıyla beraber artış eğilimine girdiği arasında zayıf da olsa bir ilişki biz de gözlemliyoruz ama bire bir o kuralı sağlayacak, denkleştirecek bir konu da söz konusu değil.

Şimdi, eski sistemle yeni sistemi mukayese ettiğimiz zaman, -bireysel emeklilik açısından söylüyorum- vergi dilimlerine göre vatandaşlarımız şu anda peşin bir vergi indirimi alıyor ve bunu maaşında gelir olarak görüyor, ki bu, hangi vergi dilimindeyse o vergi dilimine bağlı olarak yüzde 15 ile 27 arasında sağladıkları bir avantaj oluyor. Öte yandan yeni sisteme baktığımızda, vergi dilimine bağlı olmadan bir yüzde 25'lik devlet katkısı söz konusu.

Yine, bu söylediğim düşük, orta gelir grubuydu, yüksek gelir grubuna baktığımızda ise, onlar yüzde 35'lik dilime girdiği için yüzde 35'e kadar bir vergi indirimi almaları şu anda söz konusu. Hâlbuki yeni sistemde gelirden bağımsız olarak herkes yüzde 25'e tabi olacak. Dolayısıyla, biz, ortalamada düşük gelirlilere daha çok avantaj sağlayan bir sisteme geçmiş oluyoruz bu yeni bireysel emeklilik sistemiyle beraber.

Bu arada, tabii, şu andaki sistemden yani şu andaki vergi avantajlarından yararlanan kişi sayısı, işte, bu, yaklaşık 2 milyon küsur kişi içerisinde yaklaşık yüzde 35 civarında yani bireysel emeklilik sistemine katılan vatandaşlarımızın sadece yüzde 35'i bu vergi indirimlerinden yararlanabiliyor; yüzde 65'lik kısmı hiçbir devlet katkısından yararlanamıyor. Bu yüzde 25 devreye girince tümü aynı şartlarda yararlanmış olacak.

Biraz önce arkadaşlarımız Toprak Mahsulleri Ofisini aradılar çünkü Tarım Bakanlığımızın takip ettiği bir konu. Piyasayı Tarım Bakanlığımız yakından takip etmekte ve çok yakın bir zamanda bir fiyat açıklaması da Tarım Bakanlığımızın kararı ve TMO'yla beraber yapılacak. Bu biraz önce TMO Genel Müdürlüğünden aldığımız not.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.