Konu:POSTA HİZMETLERİ KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:101
Tarih:08/05/2013


POSTA HİZMETLERİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 452 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 27'nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Maşallah, kanun devam ederken metro istasyonu gibi, bakanlar gelip gelip gidiyorlar. Hepsi de yani beş dakika oturan, üç dakika oturan... Anlayamıyorum Ulaştırma Bakanlığıyla alakalı bu kadar önemli bir konuda Ulaştırma Bakanımızın daha önemli ne işi var ki Millî Eğitim Bakanımız buraya geliyor?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ OYA ERONAT (Diyarbakır) - Hasta...

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Hasta mı? Geçmiş olsun efendim o zaman.

Vallahi, şimdi, tabii, biz de, gelen bakanlara göre... Geçmiş olsun diyorum ama sonuçta eğer hastaysa kanunu erteleyebilirdik ama biz, tabii, yetişmeye çalıştığımız için, o insani durumu anlıyorum ama gereği de... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Efendim, laf atmanın da bir kalitesi vardır, rica ediyorum. Bir şey söylemedim. Devam edeyim ben.

Şimdi, biraz önce burada Sayın Ali Babacan oturuyordu. Bu madde de personelle ilgili. Değerli arkadaşlar, kamu iktisadi teşebbüsleri sermayesi hazineye aittir ve hazine yönetir. Kamu iktisadi teşebbüslerindeki personele de son dönemde ne yazık ki zulüm, hazine eliyle yapılmaktadır. Sayın Ali Babacan'ın bilmesi gereken bu. Bir kamu finansmanı kararnamesi var. Bu kamu finansmanı kararnamesi de diyor ki: "Ayrılan personelin yüzde 10'u kadar işe alabilirsiniz." Mesela, 150 kişi işten ayrılıyor, 15 kişi almak zorunda kalıyor ve bir süre sonra personel alınamadığı için de taşeronlaşma başlıyor, hazine eliyle taşeronlaşma başlatılıyor ve sendikalı kamu işçisi yerine taşeron zulmü kurumlarda devam ediyor.

Peki, kurumlara böyle iyi tavsiyelerde bulunan Hazine Müsteşarlığı iyi bir hâlde mi? Eskiden çok iyi bir hâldeydi, Türkiye'nin en saygın kurumlarından biriydi, Sayın Ali Babacan tarafından bu Hazine Müsteşarlığı perişan edildi değerli arkadaşlar. Şöyle anlatayım ben size: IMF ve Dünya Bankasının Guvernörler Kurulu toplantısı Türkiye'de yapılacaktı. Hani biz bu "IMF'e borcu bitirdik." diyoruz ya, bu IMF ve Dünya Bankası guvernörlerinin Türkiye'de yapacağı toplantı için binlerce bilgisayar alındı, binlerce yazıcı alındı, binlerce fotokopi makinesi alındı. Hazine Müsteşarlığı tarafından alındı. "Hangi ihale usulüyle alındı? Bütçesi nerededir?" diye Ali Babacan'a bir yıldır sordum, Ali Babacan bir yıldır cevap veremiyor.

Peki, bu yapılırken nerede yapıldı? Harbiye Kongre Merkezi'nde yapıldı. Nasıl yapıldı? Davetiye usulü ihaleyle yapıldı. "Neden böyle?" denildi, "Efendim, çok acelesi var bu işin." denildi. 2004 yılından beri biliyoruz ki IMF ve Dünya Bankası Guvernörler Kurulu toplantısı Türkiye'de yapılacak. Açık ihaleyle davetiye usulü ihale arasında en fazla üç hafta fark var. Beş senedir bildikleri konuyu, sırf belirledikleri firmayı davet edebilmek için pazarlık usulü yaptılar. Peki, bunu yaparken nasıl yaptılar? İhaleye çıktılar, tek teklif var, 207 milyon lira. Tek teklif ve 207 milyon lira öyle bir bina için fahiş bir para. Bu yetmedi, ihale devam ederken yüzde 20 iş artışı verdiler. Yetmedi, fiyat artışı verdiler. Yetmedi, çevresini aydınlatmaya, bir tane binanın aydınlatma ihalesine çıktılar, 29 milyon lira para verdiler. Yetmedi, buranın mobilyası için 5 milyon lira para harcadılar. Bu ihalelerin hepsi davetiye usulü, bütün ihaleler davetiye usulü. Sadece burada kalmadı, Sütlüce Kongre Merkezi için de aynı iş yapıldı.

Şimdi, Şişli'de, en güzel yerinde, üzerine 300, 400 trilyon para harcıyorsunuz, 1 milyar dolarlık yerde bir bina ortaya çıkıyor. Bu sefer kiralama ihalesi yapıldı yine kapalı kapılar arkasında. Yapımcı firma davet ediliyor. Düşünün ki 1 milyar dolarlık bir binayı kiralıyorsunuz. Arkadaşlar, ayda 60 bin lira artı KDV'yle burayı yapımcısına kiraladılar. 1 milyar dolara bina yapıyorsunuz, 60 bin lira artı KDV'ye -yine kapalı kapılar arkasında- yapımcı firmaya kiralıyorsunuz ve bunu niye yapıyorsunuz? IMF ve Dünya Bankası guvernörleri gelecekmiş. Biz müstemleke bir memleket miyiz? Bizim kaynaklarımız bu kadar bol mudur ki biz IMF ve -bilmem- Dünya Bankasının dört bir tarafından gelen insanlara hovardalık yaparak böyle, parayı harcayalım?

Şimdi, bu Hazine Müsteşarlığı, bütün bu işlerin talimatını veren, bilen, uygulayan Hazine Müsteşarı dönüp PTT işçileri üzerinden tasarruf edecek. Siz bunun üzerinden serbestleşme yapacaksınız. Madem bu kadar serbestleşmeyi seviyorsunuz TOKİ'de niye sosyalizmdesiniz? TOKİ, serbest rekabetin olacağı -inşaat, konut- yerde sosyalizm var, gariban kamu işçilerinin olduğu PTT'de, altyapı sektöründe siz liberalizasyon yapıyorsunuz. Biraz tutarlılık... Ama bu tutarsızlık işçilerin ahını almanıza yol açıyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)