Konu:BAZI KANUNLAR İLE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:100
Tarih:26/04/2012


BAZI KANUNLAR İLE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sizi saygıyla selamlıyorum. Madde vesilesiyle teklifin tümüne yönelik olarak kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Dün de bu kürsüde ifade ettiğim gibi, teklif BDDK ve TMSF konularında çeşitli düzenlemeler yapmaktadır. Düzenleyici ve denetleyici kurumların hem hükûmetten hem de denetledikleri sektörlerden uzak bir şekilde konumlandırılması, hükûmetin ve sektörün etkilerinden uzak kalması ana ilkedir. Dolayısıyla, yapılacak bütün düzenlemeler bunu sağlayacak şekilde olmalıdır. Bağımsızlığın çeşitli unsurları vardır ama AKP'nin son çıkarmış olduğu kanun hükmünde kararnamelerden birisiyle "bu kurumlarda ilgili bakanlıkların denetimi" şeklinde bir düzenleme yapılmak suretiyle kurumların bağımsızlığı yok edilmiştir.

Yine, bu kurumlarda bağımsızlığı sağlamanın ikinci yolu, kurumların başkan ve üyelerinin bir dönem için seçilmeleridir. Bunu bu kurumların hâlen başkan ve üyelik görevlerinde bulunan arkadaşlar için söylemiyorum. O arkadaşlarımız çok değerli, çok nitelikli arkadaşlar olabilirler -tanıdığımız arkadaşlarımız var- vasıflarından, iş ahlakından herhangi bir endişem yoktur. Ancak eğer 2 kez seçilme olur ise, bu tip bir kurumun, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkan ve üyeleri 2 kez seçilir ise, ister istemez, 2'nci kez seçilme yönündeki bir kaygı bu kurumların başkan ve üyelerinin tarafsızlığına gölge düşürecektir. Ben, görevdeki arkadaşlarımızın hiç birisi için böyle bir kaygıyla görevlerini farklı şekilde icra edeceklerdir şeklinde bir düşünceyi ima etmek istemiyorum ama teorik olarak bu böyledir, bu tip düzenlemeleri yapan ülkelerde bu kurumların başkan ve üyeleri birer kez seçilirler. Örneğin, Parlamentonun seçtiği cumhurbaşkanında da, cumhurbaşkanının tarafsızlığını sağlamak için, bizim ülkemizdeki model cumhurbaşkanının bir kez seçilmesi üzerine kuruluydu çünkü 2'nci kez seçilirse, böyle bir imkân olursa, ister istemez, güç sahibi olan siyasi partiyle ilişkilerini iyi tutmak suretiyle bir kez daha seçilmek kaygısı onun tarafsızlığına gölge düşürecektir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 401'inci maddesine ilişkin olarak dün burada ifade ettiğim tereddüdü Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan yazılı olarak cevaplandıracağını ifade etti, bu konuda Sayın Ali Babacan'ın yazılı cevabını beklediğimi ifade ediyorum tekrar. Çünkü bu teklifin Komisyon metninde yer alan Türk Ticaret Kanunu'ndaki 401'inci maddedeki bir yıllık sürenin 2/7/2012 tarihi olarak uzatılması yönündeki düzenleme Genel Kurulda kabul edilen bir önergeyle değiştirildi. Yanlış olan, Komisyon metninde yer alan 2 Temmuz 2012 tarihiydi. Ona rağmen, bütün tasarıların, tekliflerin ayrıntılarıyla, her yönüyle incelendiği yer olan Komisyonda bu tarihin 2/7/2012 olarak belirlenmesinin nedenini gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak merak ediyoruz.

Biraz önce kabul edilen bir önergeyle, özelleştirme uygulamalarına yönelik olarak bir düzenleme yapıldı. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Canikli burada açıklamalar yaptı. Önerge okundu, önergeyi dinledik. Önerge, bir kere, teklifte yer alan maddeyle doğrudan ilgisi olmayan bir başka konuyu düzenliyor. Özelleştirme uygulamaları nedeniyle, özelleştirilen işletmelerin, şirketlerin devredilmesi ve devrin bütün sonuçlarıyla gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkan yargı kararları nedeniyle eğer o işletmede geri dönülemeyecek bir durum var ise böyle bir durumda hangi işlemin yapılacağı konusunda karar vermeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınıyor. Anayasa'mızın 138'inci maddesinin dördüncü fıkrası gayet açıktır: Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarının uygulanmasını  hiçbir şekilde geciktiremez ve değiştiremez.

Çeşitli özelleştirme işlemlerinde özelleştirme sonrasında özelleştirme bedelini de aşan ölçüde yatırımlar yapılmış olabilir, geri dönülmesi imkânsız olan durumlar olabilir ama bütün bunların öncelikle ilgili komisyonda ayrıntılarıyla görüşülüp oradaki üyelerimizin ikna olması ve onun üzerine bir düzenlemenin Genel Kurulda görüşülmesi gerekir. Bu konuda böyle bir yöntem benimsenmemiştir, bunu doğru bulmuyorum.

Şimdi, bir dönem -hatırlayacaksınız- Türkiye'de çok tartıştığımız TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesinin özelleştirilmesi vardır değerli milletvekilleri. Bu özelleştirme nedeniyle Hazinenin yaklaşık 400 milyon dolar civarında bir zararı söz konusudur. Buna ilişkin yargı, iptal kararı vermiştir. İptal kararı sonrasında bu kararın nasıl uygulandığı bir meçhul olarak kalmıştır. Hisseleri alan şirket bunları borsada bir başka şekilde satmıştır, elden çıkarmıştır.

Peki, şunu merak ediyorum, gerçekten de öğrenmek istiyoruz: 400 milyon dolarlık Hazine zararı, TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesinin satışından kaynaklanan zarar ne olmuştur? Yargı özelleştirmenin iptaline karar vermiş ise, bu kararın bir şekilde gereğinin yerine getirilmesi gerekir. Eğer bu kararın gereği yerine getirilemiyor ise, hukuki imkânsızlık var ise veya bu konuda yargı kararları var ise -bilemiyorum- bir şekilde içtihatlar, yargı, bunu bir çözüme ulaştırıyor olması gerekir yani hukuki ve fiilî imkânsızlık durumunu yargı bir şekilde karara bağlıyor olmalıdır. Öyle olduğu hâlde ilave bir yasal düzenleme ihtiyacının doğmuş olmasının nedenini ben anlayabilmiş değilim.

Sayın Canikli burada önceki hükûmetler döneminde bu konuda Bakanlar Kurulu kararı çıkarıldığını söylüyor. Olabilir, çıkarılmış olabilir ama Bakanlar Kurulu kararı idari yargının denetimine açık olan bir işlemdir yani o hükûmet, önceki hükûmetler, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri  öncesindeki hükûmetler karar almış olabilir bu tip, benzer konularda. Bu karar yargı denetimine açık bir karardır çünkü ortada bir yasa yoktu ama şimdi ortada bir yasa var. Eğer gerçekten bu işletmeleri alan yatırımcılar burada ciddi yatırımlar yapmışsalar  -yapmış da olabilirler- bunlar ortaya konulur gerekçeleriyle, Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışılır, orada Hükûmet tasarısı olarak görüşülür veya o tasarıya Komisyon üyeleri bir teklifle bunu koyabilirler, tartışılır, bir mahzuru yoksa buraya da gelebilirdi ama böyle bir yöntem benimsenmeksizin ve yargıya açık bir Bakanlar Kurulu kararı yöntemi de kullanılmaksızın  sorunu doğrudan yasal düzenlemeyle çözmeyi doğru bulmuyorum. Bunları ifade etme ihtiyacı duydum.

Tasarının olumlu bulduğumuz bazı maddeleri de var. Örneğin, tabii afetler nedeniyle zarar gören çiftçilerin borçlarının ertelenmesine yönelik olarak -herhangi bir şekilde kendilerinden bir faiz alınmaksızın- bu tip düzenlemeleri de olumlu buluyoruz. Bunu da ifade ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.