Konu:Türkiye Azerbaycan Uzun Vadeli Ekonomik Ve Ticari İşbirliği Programı Ve İcra Planının Onaylanmasına İlişkin (s.s.33)
Yasama Yılı:2
Birleşim:13
Tarih:27/10/2011


TÜRKİYE AZERBAYCAN UZUN VADELİ EKONOMİK VE TİCARİ İŞBİRLİĞİ PROGRAMI VE İCRA PLANININ ONAYLANMASINA İLİŞKİN (S.S.33)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri güçlendirecek, geliştirecek olan bu anlaşmayı son derece olumlu bulduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Bu anlaşmanın ekonomiye getireceği katkıları değerlendirirken bizim ekonomimizle ilgili, mali sistemimizle ilgili gelişmeleri değerlendirmeyi de zorunlu görüyorum.

Sayın Maliye Bakanı, bugün yapmış olduğu bir açıklamada son günlerde Van depremi nedeniyle çokça tartışılan deprem vergileriyle ilgili olarak kamuoyuna bir bilgi verdi. Sayın Bakan şöyle bir açıklamada bulunuyor, diyor ki: "Deprem vergileri bizden önce kalıcı hâle getirildi." "Deprem vergileri" olarak isimlendirilen vergiler -Genel Kurulun hafızasını bir an için eskiye götürmek bakımından tekrar etmek istiyorum- 1999 yılı sonunda yürürlüğe konuldu. O dönemin hükûmeti, ek gelir vergisi, ek kurumlar vergisi, ek emlak vergisi ve ek motorlu taşıtlar vergisi gibi bir defalık vergiler yanında, geçici bir dönem için birtakım vergileri de uygulamaya koydu. Bunlardan birisi cep telefonuyla yapılan konuşmalar üzerinden alınan özel iletişim vergisi, diğeri de bazı kâğıt ve işlemler üzerinden alınan özel işlem vergisiydi. Bu vergiler 99 yılı sonunda yürürlüğe konuldu.

Hepinizin hatırladığı gibi, 17 Ağustos'ta Sakarya, Kocaeli, Yalova gibi illeri sarsan ve büyük kayıplara yol açan bir deprem meydana geldi ve aynı yılın kasım ayında Bolu ve çevresini sarsan olağanüstü bir deprem yaşandı.

Yine aynı dönem, Türkiye bir istikrar programı uygulamaya koydu. Her ikisinin etkisiyle o dönemin hükûmeti böyle bir mali paketi uygulamaya koydu. Bir defalık vergiler alındı, bitti.

"Geçici vergiler" olarak isimlendirdiğimiz özel iletişim ve özel işlem vergilerinin uygulama süresi 31 Aralık 2002 tarihinde sona eriyordu. O dönemin hükûmetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkardığı kanun bunu öngörüyordu.Ancak 3 Kasım 2002 seçimleriyle iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi, gelir gelmez ilk iş olarak 2002 seçimleri öncesinde halka başka bir şey taahhüt etmiş olmasına rağmen, "Geçici vergileri, ek vergileri kaldıracağım." demiş olmasına rağmen hemen ilk çıkardığı kanunla özel iletişim ve özel işlem vergisinin yürürlüğünü 2003 yılı sonuna kadar uzattı. Olabilir, belki ilk anda Hükûmete gelen bir siyasi parti "Mali durum nasıldır?" şeklinde bir envanteri yapmadan bu vergilerin yürürlüğüne son vermek istememiş olabilir. Bu da anlayışla karşılanabilir belki ama 2003 yılı sona ermeden çıkardığı bir kanunla Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti özel iletişim vergisini kalıcı hâle getirdi. Yani Sayın Maliye Bakanının dediği gibi AKP öncesinde bu vergi kalıcı hâle gelmedi. Bunu kalıcı hâle getirdi. Bir şey daha yaptı. Sadece cep telefonlarıyla yapılan konuşmalar üzerinden alınan özel iletişim vergisinin kapsamına sabit telefonlarla yapılan konuşmalar üzerinden vergi alınacak şekilde bir düzenlemeyi de dâhil etti. Kapsam genişledi ve kalıcı hâle geldi. Yine bazı kâğıt ve işlemlerden alınan özel işlem vergisini de Harçlar Kanunu, Damga Vergisi Kanunu içine yerleştirerek, maddeler arasına serpiştirerek kalıcı hâle getirdi.

Bir kere kamuoyunu doğru bilgilendirmek gerekir. Kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi görev sayıyorum. Sanıyorum Sayın Maliye Bakanı o dönem siyasette olmadığı için o tarihleri iyi hatırlamamış olabilir. Ben bir hatırlatmada bulunuyorum. Doğruyu Parlamentonun ve milletimizin bilgisine sunuyorum.

İkinci olarak değineceğim konu şudur: 13 Ekim 2011 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla Hükûmet sigaradan alınan özel tüketim vergisinin oranını yüzde 63'ten 69'a çıkardı. Yine o günlerde ilgili bakanlar bunun bir cari açık önlemi olduğunu ifade ettiler. Sayın Başbakan doğal olarak bu verginin arkasında durdu, kamuoyuna karşı savundu, "Vatandaş sigara içmesin." dedi. Olabilir, özel tüketim vergilerinin bir şey amacı vardır, yani tüketimi etkilemek, vatandaşın harcamasına müdahale etmek, onu şekillendirmek gibi bir amacı vardır. Hem bütçeye gelir sağlarsınız hem de bir sağlık politikasını, ulaşım politikasını, eğer bu akaryakıt üzerinden alınan vergiyse örneğin, ulaşım politikasını etkilemek istersiniz, sigara ve alkolden alınan vergiyle sağlık politikasının aracı olarak kullanabilirsiniz bu vergileri. Peki, geçtik o günleri.

Şimdi, dünkü Resmî Gazete'de yayımlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla bu yüzde 69 oranındaki vergi yüzde 65'e indirildi. Şimdi, Sayın Başbakan, acaba "Sigara içmesin." dediği vatandaşa, "Ya, sigara iç." mi artık demek istiyor? Bunu hakikaten merak ediyorum ben.

İkincisi, yani keşke bu indirim şöyle bir kaygıdan kaynaklansaydı: Biz bu vergide galiba biraz ölçüyü kaçırdık, insafsızlık ettik, bu nedenle bunu indirelim. Olabilir, insan? Asla hata yapmaz Maliye Bakanlığı bürokrasisi, bu vergileri ayrıntısına kadar hesap eder, etkisinin ne olacağını Hükûmetin önüne koyar. Maliye bürokrasisi böyle çalışır. Böyle bir hesap Maliye Bakanının ve Hükûmetin önüne gitmiştir. Sigaranın fiyatı kaç liradan kaç liraya çıkıyor? 7 liralık sigaranın fiyatının muhtemelen 9 liraya çıkacağı Hükûmetin önüne konmuştur, buna rağmen bu karar alınmıştır.

Şimdi, keşke vatandaştan gelen şikâyet üzerine bu indirim yapılmış olsa, keşke Hükûmet biraz insafsızlık ettik galiba düşüncesiyle bu vergideki artırımı biraz geriye çekmiş olsa ama ben hiç öyle olduğunu sanmıyorum. Nedenleri nedir, bunu Hükûmet yetkilileri açıklarlarsa mutlu olacağım.

Bu bilgileri sizlerle paylaşmak üzere huzurunuza çıktım, sözlerimi bitiriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralardan alkışlar)