Konu:Türkiye Azerbaycan Uzun Vadeli Ekonomik Ve Ticari İşbirliği Programı Ve İcra Planının Onaylanmasına İlişkin (s.s.33)
Yasama Yılı:2
Birleşim:13
Tarih:27/10/2011


TÜRKİYE AZERBAYCAN UZUN VADELİ EKONOMİK VE TİCARİ İŞBİRLİĞİ PROGRAMI VE İCRA PLANININ ONAYLANMASINA İLİŞKİN (S.S.33)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 33 sıra sayılı Tasarı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlarken Van'da meydana gelen deprem nedeniyle hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Yine, geçen hafta terör saldırısı nedeniyle 24 şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum. Az önce yine gelen bir haber: Hakkâri Yüksekova'da bir deprem olmuş. Umarım can kaybı olmaz. Bugün yine aldığımız habere göre yerle bir olan birçok köyde hâlen bir taziye çadırı ne yazık ki bulunmamaktadır. Bu konuda Hükûmeti de buradan göreve davet ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle Cumhuriyet Bayramı'nı da kutluyorum.

Geçtiğimiz hafta dost ve kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının 20'nci yılını kutladık. Güzel bir tesadüf, 20'nci bağımsızlık yılında Azerbaycan aynı zamanda Güvenlik Konseyine geçici üye olarak seçildi. Bu vesileyle can Azerbaycan'ın bağımsızlık yılını Cumhuriyet Halk Partisi adına kutluyor, Türkiye ve Azerbaycan'ın dost ve kardeşlik ilişkilerinin daha da gelişip güçlenmesi, bunun ilelebet sürmesini dilerim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri tarihsel, köklü, sağlam temeller üzerinde gelişmektedir. Bildiğiniz gibi Çanakkale Savaşı'nda yaklaşık 3 bine yakın Azerbaycan yurttaşı şehit olmuş ve şu anda bizim şehitlerimizle birlikte Çanakkale'de koyun koyuna yatmaktadırlar.

Yine Bakü'nün işgalden kurtarılması için Nuri Paşa komutasındaki Türk ordusundan şehitlerimiz de bugün Bakü'de şehitler hıyabanında, Türkiye ve Azerbaycan bayrakları altında huzur içinde yatmaktadırlar. Hepsini rahmetle anıyorum.

Dost ve kardeş Azerbaycan devleti Kurtuluş Savaşı'nda da ülkemize önemli katkılarda bulunmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında ülkemiz hiç petrol sıkıntısı çekmemiştir. Azerbaycan âdeta Türkiye'ye katarlarla petrol pompalamıştır.

Yine Kurtuluş Savaşı'nda Atatürk o zamanki Azerbaycan Devlet Başkanı Neriman Nerimanov'dan borç para istediğinde, Nerimanov "Gardaş gardaşa borç vermez, elinden tutar." diyerek 1 milyon altın lirayı Atatürk'ün emrine göndermiştir.

Türkiye ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında hiçbir siyasi nitelikte hiçbir sorun bulunmamaktadır. Esasen, Atatürk'ün söylemiyle, Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, kederi de bizim kederimiz olmuştur.

Yine, Azerbaycan'ın büyük devlet adamı merhum Haydar Aliyev'in dediği gibi "Biz tek bir millet fakat iki devletiz."

Bu kadar yakın ilişki içinde olduğumuz Azerbaycan'la son zamanlarda ilişkilerimiz soğuma sürecine girmiştir. Ne yazık ki AKP Hükûmetinin yanlış bir dış politikası sonucunda, Ermenistan'la ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla 2009'da Zürih'te imzalanan protokol sonucu yine 14 Ekim 2009 tarihinde Bursa'da oynanan Türkiye-Ermenistan millî futbol takımları karşılaşmasında Azerbaycan bayraklarının sahaya alınmayarak bir ülkenin millî onuru, sembolü olan bayrağa saygısızlık yapılarak bayrakların yerlere atılması ve kutulara doldurulması ciddi anlamda sorunlara neden olmuştur. Biz Azerbaycan'ı bu şekilde inciterek, yaralayarak Ermenistan'la ilişkilerimizi geliştirmek isterken ne yazık ki bu protokolde Türkiye'nin doğu sınırlarını garanti altına alan Kars Anlaşması'na ve Moskova Anlaşması'na da atıfta bulunulmamıştır. Kars Anlaşması aynı zamanda, dikkatinizi çekmek istiyorum, Türkiye'nin Nahçivan üzerindeki hak ve sorumluluklarını da güvence altına alan bir anlaşmadır.

Dolayısıyla, Ermenistan Cumhurbaşkanı bunu vesile ederek hemen protokolün imzalandığı 10 Ekim 2009 tarihinde "Türkiye'yle ilişkilerimiz soykırım gerçeğini değiştirmez. Bunun insanlık tarafından tanınması gerekir. Hükûmetler arasında kurulacak komite tarihçiler komisyonu değildir." diyerek aslında Türkiye'nin bu protokolle Ermenistan'ın haksız iddialarından vazgeçeceği düşüncesinin de hatalı bir bakış açısı olduğu ortaya çıkmıştır. Yine Ermenistan Dışişleri Bakanı "Bu protokol Kars Anlaşması'nı tanıdığımız anlamına gelmez." diyerek niyetini ortaya koymuştur. Ermenistan Anayasa Mahkemesi de protokolle ilgili kararında, protokolle kurulması öngörülen komisyonun 1915'te yaşanan olayları ele alamayacağı, bu komisyonun 1915 olaylarının soykırım olduğunun uluslararası arenada tanınmasını desteklemek amacıyla kurulacağı şeklinde bir yorum yapmıştır.

Değerli arkadaşlar, Azerbaycan'la ilişkilerimizi bozma pahasına "sıfır sorun" adıyla yola çıkılan politika, ne  yazık ki Azerbaycan'ı küstürdüğü gibi, Ermenistan'la da ilişkilerimizi normalleştirmemiştir. Geldiğimiz nokta ne yazık ki sıfırdır. Sıfır sorun, sonuç sıfır.

Eğer Hükûmet Ermenistan'la ilişkilerin normalleştirilmesi protokolüyle Ermenistan'ın Türkiye aleyhine yürüttüğü politikalardan vazgeçeceğini düşünüyorsa ciddi anlamda yanılgı içindedir. Esasen, biz ne yaparsak yapalım Ermenistan Birinci Dünya Savaşı'nda emperyalistlerle iş birliği içinde olarak kendi ülkesine karşı silahlı ayaklanmaya girişen unsurlara karşı devletin meşru müdafaa hakkını kullanarak uyguladığı politikaların soykırım olduğu iddiasından vazgeçmeyecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ermenistan Türkiye'ye karşı haksız ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bu iddiasından vazgeçmedikçe, ülkemiz üzerinde emelleri olduğu yolundaki söylemlerini terk etmedikçe, işgal altında bulunan Azerbaycan'ın yüzde 20'lik toprağı -ki Dağlık Karabağ, Ağdan, Laçin, Kelbecer, Füzuli, Zengilan, Kubatlı, Zengezor bölgeleri, reyonları bu işgal altındaki yerlerdir- buralardan çekilmedikçe sınır kapısının açılması yönündeki girişim sadece Ermenistan'ı şımartır ve Azerbaycan'ı üzer, ciddi anlamda onarılmayacak yaralar açar.

Ermenistan bugün ülkemizin doğusunda birçok ili içine alan bölgeyi "Batı Ermenistan" olarak adlandırmaktadır. Yine, askerî doktrin ve ulusal güvenlik belgesinde Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesini öncelikli tehdit olarak görmektedir. Diaspora kanalıyla üçüncü üçüncü ülke parlamentolarına, haksız yere, soykırım iddialarını taşımaktadır.

Bütün bunlar ortadayken bizim Ermenistan'la sınır kapısını açmada ne gibi bir menfaatimiz var, biz bunu anlamış değiliz. Eğer Hükûmet bu konudaki ülkemizin menfaatini açıklarsa kamuoyuyla birlikte biz de öğrenmiş oluruz.

Türkiye'nin rasyonel çıkarları açısından da Azerbaycan'la ilişkiler geliştirilmeli ve korunmalıdır. Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri dostluk, kardeşlik, bir millet iki devlet şeklindeki söylemler soyut olmaktan çıkarılıp içi doldurulmalıdır.

Her iki ülkenin uluslararası alanda ortak çıkarları doğrultusunda politika üretmesi için mutlaka ortak bir karar mekanizması oluşturmaları gerekmektedir çünkü Kafkasya'da Türkiye ile Azerbaycan'ın ortak çıkarları bu iki ülkeyi zorunlu olarak stratejik ortak yapmaktadır.

Türkiye ile Azerbaycan arasında ekonomik ilişkiler ne yazık ki istenilen düzeyde değildir. Türkiye ile Azerbaycan arasında Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Projesi ve iki gün önce imzalanan Şahdeniz 1 Projesi enerji ve ulaşım alanında çok önemli stratejik projelerdir. Bu doğrultuda ekonomik ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi iki ülkenin yararına olacağı gibi Kafkasya bölgesinin güvenlik ve istikrarına da katkıda bulunacaktır.

Bunun bilinmesi gerekir ki Azerbaycan'ın çıkarlarını savunmak aslında Türkiye'nin çıkarlarını savunmaktır. Türkiye ile Azerbaycan'ın stratejik çıkarları hiçbir zaman çatışmaz. Azerbaycan'ın güçlenmesi ülkemizin Kafkasya'da daha etkin olmasının yolunu açacağı gibi, ülkemizin bölgede ve dünyada güçlenmesi de Azerbaycan'ın sorunlarının çözülmesinde önemli katkılar sağlayacaktır. Bu nedenle her iki ülkenin çıkarları aynı doğrultudadır. Böyle baktığımız anda meseleye, biz başkalarının keyfi ve çıkarı için can Azerbaycan'ı, yani kendimizi, kendi çıkarlarımızı incitmemeliyiz, rahatsız etmemeliyiz.

Bir başka konu da Azerbaycan'ın demografik yapısı ve laik rejiminin korunması gereğidir. Azerbaycan'ın başka ülkelerden din ve mezhep öğrenmeye ihtiyacı yoktur. Gerek güneyden gerek kuzeyden gerek doğudan gerek batıdan kimse Azerbaycan'a din ve mezhep ihraç etmeye kalkmamalıdır. Azerbaycan'ın dini, imanı kendisine yeteceği gibi bugün diğer ülkelere de örnektir. Orada Şii, Sünni, Hristiyan, Yahudi özgürce kendi inancını yaşar, başkalarına saygı içerisinde ancak bu inancını kimse devlette egemen kılmak istememektedir.

Değerli arkadaşlar, AKP Hükûmetinin iş başına geldiği 2002 yılından sonra ne yazık ki dış politikadaki ağırlık Orta Doğu'ya kaymıştır. Bu durum, Türkiye'nin, hem Azerbaycan'da hem Orta Asya'da çıkarlarına aykırı olduğu gibi Türkiye'den oluşan boşluğu da başka ülkeler doldurmaya başlamıştır.

Yine Orta Doğu'da uyguladığı politikalar sonucunda da ciddi anlamda sorunlar yumağının içine düşmüştür Hükûmet ne yazık ki. Daha geçen sene, birkaç ay öncesine kadar Suriye'yle ortak Bakanlar Kurulu toplantısı düzenleyen Hükûmet, bugün geldiğimiz noktada neredeyse Suriye'ye savaş ilan eder duruma gelmiştir. Sayın Dışişleri Bakanımız, 9 Ağustos 2011 tarihinde yaptığı bir açıklamada "Sözün bittiği yerdeyiz." demektedir. Yine 6 Ekim 2011 tarihinde, Sayın Dışişleri Bakanı, katıldığı bir televizyon programında "Bizim için güvenlik sorunu olduğunda Suriye ile savaş dâhil her türlü senaryoya hazırız." şeklinde bir konuşma yapmıştır. Bir Dışişleri Bakanının, bana göre "savaş" sözcüğünü en son kullanması gerekir. "Sıfır sorun" diye yola çıkan Sayın Dışişleri Bakanı, bugün ne yazık ki, şahin bir politika izlemektedir. Türkiye, Suriye'deki muhaliflere açıktan destek vermektedir. Muhaliflerin İstanbul'da ofis açmaları için 3 Ekim 2011 tarihinde izin vermiştir. Bunun bilinmesi gerekir ki, Suriye'deki taşlar oynarsa, bölgede bütün taşlar yerinden oynar, sınırlar yeniden çizilir ve bundan en fazla Türkiye zarar görür, makro düzeyde en fazla Türkiye zarar görür.

Bugün Suriye'deki, Suriye ile sınır ilimizdeki insanlarımız, yurttaşlarımız endişe içindedir. Suriye ile ticaret durma noktasına gelmiştir. Türkiye çok aceleci bir kararla Birleşmiş Milletlerden önce Suriye'ye ambargo uygulamaya başlamıştır. Bu politika sonucunda Türkiye'nin ihracatı Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da ne yazık ki yüzde 20 gerilemiştir.

Bu vesileyle bir şeyi daha bilgilerinize sunmak isterim ki, Suriye Hükûmeti, Hükûmetin dediği gibi Alevi bir hükûmet değildir değerli arkadaşlar. Suriye'de 30 bakandan sadece 3 tanesi Alevidir. Suriye'deki devlet Sünnidir, bütün dinî törenler Hanefi fıkhına göre yapılır. Rahmetli baba Esad'ın defin töreni Hanefi fıkhına göre icra edilmiştir. Bugün Suriye Devlet Başkanı bayramlarda yine Şam'da Hanefi fıkhına göre bayram kutlamasına katılır, ona göre namaz kılar. Suriye'de bizdeki Diyanet İşleri Başkanlığının karşılığı olan Suriye'nin Başmüftüsü, Sünnidir. Hem 60'a yakın İslam ülkesi içinde 3 tane de Şii-Alevi hükûmet olmuşsa, ne olmuş yani, bu bizi niye rahatsız ediyor?

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Sakıncası yok.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Sakıncası yok Sayın Metiner, ancak?

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Hüseynî bir rejim, Baas tipi bir cumhuriyet.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Geçen sene de bu rejim aynı rejimdi, Sayın Başbakan kardeşlik fotoğrafı verirken de aynı rejimdi. Yani ne rejim değişti?

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Cumhuriyetçilik anlayışınız çakışıyor, Baasçı rejimi savunmaya devam edin!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Peki, sizin derdiniz insan haklarıysa, lütfen, Bahreyn'de neden sesiniz çıkmıyor? Suudi Arabistan'da neden sesiniz çıkmıyor? (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bizim her yerde sesimiz çıkıyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - İnsan hakları ve demokrasi söyleminiz varsa Bahreyn'de neden sesiniz çıkmıyor?

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bizim, zalimlere karşı, diktatörlere karşı her yerde sesimiz çıkıyor.

BAŞKAN - Lütfen, sayın milletvekilleri?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Bir saniye? Bir saniye? Rahatsız olmayın, konuşalım o zaman, bir dinleyin.

Bugün Bahreyn'de Suud tankları girmiştir, Şii camilerini yerle bir etmiştir, Kur'an-ı Kerim'i paletleri altında ezip geçmiştir. Bunda niye sesiniz çıkmıyor? Suudi Arabistan'da insan hakları mı var? Kadın sokağa çıkamıyor tek başına. Orada niye sesiniz çıkmıyor? Bunu söyleyin, deyin ki: "Egemen güç bunu istiyor, Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesini istiyor."

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Bizim her yerde sesimiz çıkıyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Siz de ona hizmet ediyorsunuz. Bunu kabul edin, onu konuşalım ama lütfen? (CHP sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Baasçı anlayışınız çakışıyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Sizin faşizan, totaliter anlayışınızı önce biz bu ülkede yıkacağız ki ondan sonra Baas anlayışını konuşalım.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Yeryüzünün bütün Baasçıları birleşin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Evet, değerli arkadaşlar, ne yazık ki son zamanlarda emperyalistler yöntem değiştirerek kendileri müdahil olacağı yerde, başka, içerideki muhalif unsurları ve bölge ülkelerini kullanmaktadırlar. Ben, bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak, Parlamentonun bir üyesi olarak buradan uyarıyorum: Türkiye Suriye'ye müdahil olursa sadece Suriye'yle savaşmaz; Türkiye orada İran'la savaşır, Irak'la savaşır, Lübnan'la savaşır ve bundan en fazla biz zarar görürüz. Demokrasiyi, insan haklarını sonuna kadar destekleyelim. Türkiye iyi niyetliyse, Suriye'ye, Suriye yönetiminin daha çok demokratik olması için iyi niyetle o yönde çaba sarf etsin. Türkiye'nin, bana göre Hükûmetin, geçen sene, özellikle terör konusunda, PKK konusunda Suriye'yle ve İran'la yürüttüğü politika doğru bir politikaydı yani bu sorun, terör meselesi, PKK meselesi sadece ülkemizin değil İran'ın, Suriye'nin ve Irak'ın da sorunudur. Biz bu sorunu komşu ülkelerle, o ülkeleri ilgilendiren ülkelerle birlikte çözmek isterken tam aksine emperyalist güçlerle iş birliği içinde çözmeye kalkarsak bu sorunun altından kalkamayız. Dolayısıyla, Türkiye öncelikle "sıfır sorun" diyorsa komşularıyla sıfır sorun politikasını, Müslüman ülkelerle sıfır sorunu gerçekleştirmelidir. Biz "Sıfır sorun." diyoruz, "Yunanistan'la sıfır sorun." diyorsunuz, Akdeniz'de Yunanistan, Rum kesimi tek taraflı petrol aramasına girişiyor. "İsrail'le sıfır sorun." diyorsunuz, 9 vatandaşımızı katlediyor, özür dilemiyor, tazminat ödemiyor. "Ermenistan'la sıfır sorun." diyorsunuz, Ermenistan Devlet Başkanı Ağrı Dağı'nı hedef gösteriyor. (CHP sıralarından alkışlar) "Sıfır sorun." dediğiniz ülkeler size sorun yaratıyor ama İran seninle sıfır sorun istiyor, Suriye seninle sıfır sorun istiyor, Irak seninle sıfır sorun istiyor, sen başkalarının çıkarı doğrultusunda sorun yaratıyorsun. Lütfen, Hükûmet bu politikasından?

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Ülkenin çıkarları doğrultusunda hareket ediyoruz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Türkiye?

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) - Vatandaşına zulmediyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - "Zulmediyor?" Lütfen, Suudi Arabistan'ı, Bahreyn'i bir hatırlayın. "Vatandaşına zulmediyor!" Onları hatırlayın. Onları hatırlayın.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - O İran sevginizi alkışlıyoruz!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, yine Türkiye'nin dış politikası İran'la da önümüzdeki günlerde ciddi sorunlara yol açacak niteliktedir. Bugün, Kürecik'te kurulması planlanan füze kalkanı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özgündüz, özür dilerim, süreniz bitti.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Sayın Başkan ?

BAŞKAN - Lütfen? Lütfen?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Selamlamak için?

BAŞKAN - Vermiyorum, bu defa vermiyorum biliyorsunuz. Lütfen?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)