Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Esendere Ve Sero Kara Hudut Kapılarının Ortak Kullanımına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:111
Tarih:24/05/2012


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE İRAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ESENDERE VE SERO KARA HUDUT KAPILARININ ORTAK KULLANIMINA DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasındaki Esendere ve Sero Hudut Kapısının Ortak Kullanılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 3'üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle seçim bölgeme ilişkin, özellikle Karadeniz'le, Doğu Karadeniz'le ilgili olan çok ciddi bir sorun var. İki gündür bunu Parlamento boyutunda dile getirmeye çalışıyorum hem soru önergeleriyle hem Meclis araştırma önergeleriyle hem bugün Meclisteki konuşmamla hem de yarın basın toplantılarıyla Karadeniz'deki Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleriyle beraber bir basın toplantısı yapacağız. Sorun nedir?

Çok değerli arkadaşlarım, Karadeniz'de ciddi bir sorun var. Karadeniz'de bu çayla ilgili ciddi bir sorun var, nedir? Öncelikle şu değerlendirmeyi yapalım: Çay nedir, çayın sorunu neden kaynaklanmaktadır, bunu değerlendirelim.

Nasıl ki bor Türkiye için stratejik bir ürünse, çay da Karadeniz için stratejik ürün niteliği taşıyan çok önemli bir ürün değerli arkadaşlarım. Dünya çay üretiminin tek başına yüzde 5'ini biz karşılıyoruz. Türkiye çay üretiminde dünyada 7'nci sırada. Eğer ithalat işine girmezsek, yılda 1,5 milyar dolar kâr sağlayacağımız bir sektör, çok önemli bir sektör. Bu nedenle, Karadeniz çay konusunda çok önemli bir durum arz etmektedir.

Bakın, Karadeniz'deki mevcut yağış durumu ve coğrafi durum itibarıyla çaydan başka herhangi bir bitkinin ekilmesi ve geçimin başka türlü sağlanması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, dünyada bütün ülkelerde çay üretimi yapılmakta ama zirai ilaçların kullanılmadan çayın üretildiği tek yöre Karadeniz Bölgesi'dir. Bu açıdan Karadeniz çok önem arz etmektedir.

Şimdi, geçenlerde çaya ilişkin ciddi sıkıntılar ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi kaçak çay. Türkiye'nin gündeminde önemli bir sorun. Türkiye'de yılda yaklaşık 200-220 bin ton civarında kuru çay üretimi gerçekleştirilmekte ama ülkemize de dışarıdan 50 bin ton civarında kuru çay girmektedir. Bu nedenle, ciddi oranda, yaklaşık yüzde 25, yüzde 30'lara yaklaşan oranda kaçak çayla karşı karşıya kalmaktayız. Bu, ciddi bir sorundur.

Dün Sayın Bakana buradan da sordum. Yaş çay sezonu açılmış olmasına rağmen ne yazık ki Rize'de, Trabzon'da ve Artvin'de bulunan çay fabrikalarının büyük bir bölümü henüz tam kapasiteyle üretime başlamamıştır. Günlük 7 bin ton civarında ÇAYKUR'un kapasitesi bulunmasına rağmen, şu anda çay fabrikalarında onarım gerekçe gösterilerek 4 bin ton, 4.500 ton civarında bir üretim gerçekleştirilmektedir. Dün Sayın Bakan bunun 7 bin ton civarında olduğunu söyledi. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Gerçekte fiilî durumda bazı çay fabrikaları ne yazık ki tam kapasiteyle çalışmamakta, bu nedenle de ÇAYKUR tarafından çay alımı gerçekleştirilmemektedir.

Şu anda Karadeniz'deki en önemli sorun şudur değerli arkadaşlarım: Kota uygulamasıdır. Dekar başına 10 kilogram çay alınmasıyla ilgili ciddi bir sorunla Karadenizli karşı karşıya kalmakta. Çay üreticisi çay bahçesinden toplamış olduğu çayı ne yazık ki ÇAYKUR'a verememektedir. Bu nedenle, özellikle Rize'de, Hopa'da, sahil kesimindeki ilçelerimizde çay üreticileri çayı caddelere, sokaklara dökmektedir. Dün Karadeniz Sahil Yolu bir saat, bir buçuk saat civarında ulaşıma kapalı kalmıştır. Çayı ÇAYKUR kurumuna veremeyince çay üreticisi yani ciddi bir sorunla karşı karşıya kalınca bu durumda çay üreticisi gidip özel sektörün kapısına dayanmaktadır.

Bugün çay fiyatı açıklandı biliyorsunuz biraz gecikmeyle de olsa. Buradaki fiyat 1 TL 22 kuruş civarında bir çay fiyatı açıklandı. Bu fiyat ÇAYKUR'un açıklamış olduğu yaş çay taban fiyatıdır. Ama ne yazık ki üreticiye ilişkin bu kota uygulamasına geçince, kontenjan uygulamasına geçince üretici çayını ÇAYKUR'a verememekte ve özel sektöre gitmektedir. Arkadaşlarım, en önemli sorunlardan bir tanesi budur. Böyle olunca da çayın gerçek fiyatı 65 kuruşa, 60 kuruşa kadar düşmektedir ve özel sektör çay üreticisine şunu demektedir: "Ben senin çayını alırım ama senin paranı bir yıl sonra veririm."

Değerli arkadaşlarım, bir yıl sonra çayın fiyatının ödendiği bir fiilî durum hangi hakkaniyetle uyuşmaktadır? Bunu sizin vicdanlarınıza sesleniyorum. Bu parayı da nakit olarak ödememektedir, en üzücü olan da budur. Demektedir ki: Ben bir yıl sonra ödeyeceğim, bu nakit paranın bir kısmını da, yüzde 30, yüzde 35'lik kısmını size kuru çay olarak iade edebilirim. Yani emtiaya emtiayla karşılık verebilirim, trampa yapabilirim. Yani nakit olayına girmemektedir, ödemenin bir bölümünü kuru çayla karşılamaktadır, ödemenin bir bölümünü size zeytinle ödeyeceğim demektedir veya başka şeyler önermektedir. Bu nedenle ciddi bir mağduriyet söz konusudur.

Buna ilişkin şöyle bir örnek vereyim: 2010 yılında -ki bu ÇAYKUR'dan almış olduğumuz resmî verilerdir- ÇAYKUR 550 bin ton yaş çay alıyorken -bu rakamlar kesin ve doğru rakamlardır- özel sektör 715 bin ton çay almıştır değerli arkadaşlarım.

Şimdi, biraz önce ifade ettiğim rakamları karşılaştırdığınızda göreceksiniz, özel sektörün vermiş olduğu fiyatla -ki, 60-65 kuruştur- ÇAYKUR'un vermiş olduğu fiyatı karşılaştırdığınız zaman aradaki rakamın nerelere gittiğinin, bunun hangi kişilerin cebine gittiğini göstermesi açısından ilginç bir gerçektir. Eski rakamla 2010 yılında 14 trilyon civarındaki miktar bugünkü rakamla 14 milyon TL civarındaki miktar ne yazık ki üreticinin cebine gitmemiştir, çay spekülatörlerinin ve çay borsasında söz sahibi olan birkaç kişinin cebine girmiştir arkadaşlarım. Bunun yüce Meclis tarafından değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Şimdi, gelinen noktada ne yazık ki yeni bir çay kanununa yani üreticinin hakkını kollayabilecek bir yasal düzenlemeye mutlaka ihtiyaç vardır. Bugün Rize'de çayla ilgili, üreticilerle ilgili olarak yapılan yasal düzenlemeler yaklaşık 1 milyon kişiyi ilgilendirmektedir değerli arkadaşlarım. Bakın, dikkat edin, 1 milyon kişi çaydan geçinmektedir. Biz diyoruz ki: Bu 1 milyon kişinin geleceğini ilgilendiren, çok önemli bir sorun durumunda olan bu çayla ilgili olarak, mutlaka bunun çay borsasından alınması gerekmektedir. Yani çayı bir çay borsasıyla götürmemiz söz konusu değildir. Bütün dünya literatüründe bu çay borsası veya borsalar, üretimle faaliyetin ayrı ayrı gerçekleşmiş olduğu yerlerde olabilir, yani üretim faaliyeti bir yerde gerçekleşiyorsa, üretimle ticari faaliyetin ayrı ayrı olduğu yerlerde çay borsasından söz edebiliriz ama her ikisinin birlikte gerçekleştirilmiş olduğu, Türkiye'nin önemli çay üretim merkezlerinden biri olan Karadenizli, bu işi eğer borsa yöntemiyle götürmeye çalışırsanız bundan çok ciddi sorunla karşı karşıya kalırsınız diye düşünüyorum. O nedenle, mutlaka çay üreticilerinin haklarını koruyacak bir çay kanununun çıkartılmasında yarar vardır.

Değerli arkadaşlarım, bakın, burada anlatmak istediğimiz olay şudur: Karadeniz'de biraz önce de ifade ettiğim gibi, çok ciddi bir sorunla karşı karşıyadır. Çay üreticisi çayını toplamaktadır ama çayını ÇAYKUR'a verememektedir. Nedir bunda da gerekçe olarak? Uygulanmakta olan dekar başına 10 kilogramlık miktardır. Bazı yerlerde çok ciddi baskılar gelmiştir, örneğin Hopa'da, Kemalpaşa'da, Arhavi'de bu baskılar sonucu bu miktarlar 10 kiloya, 12 kiloya çıkmıştır ama ÇAYKUR bunları almamıştır arkadaşlarım. Almayınca da ciddi bir sorun çıkmıştır. Çay sezonu açılmış olmasına rağmen ÇAYKUR'un fabrikalarının önemli bir bölümü, bakım gerekçe gösterilerek, onlardaki onarım gerekçe gösterilerek faaliyet yapmamaktadır ve bu gerekçeye dayandırılarak ÇAYKUR çayı almamaktadır. Gelinen noktada getirilmek istenen oyun şudur: Burada bir özelleştirme oyunuyla karşı karşıyayız. Dokuzuncu Kalkınma Planında da var, diyor ki: "Önümüzdeki günlerde mutlaka ÇAYKUR özelleştirilecektir." Bunu asla kabul etmiyoruz. ÇAYKUR, hem modernize edilmemektedir hem çay işletmesini yapacak olan fabrikadaki gerekli araç ve gereçlere ilişkin herhangi bir çalışma yapılmamaktadır, yani bir anlamda ÇAYKUR gözden çıkarılmış bulunmaktadır. Bunun sonucunda da çaydan, biraz önce ifade ettiğim gibi, 1 milyon ailenin geçimini sağlayan çay üreticileri değil, birkaç tane spekülatör -onların bizler kimler olduğunu biliyoruz- sadece onlar yararlanmaktadır.

O nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, şu anda Karadeniz'de kanayan bir yara olan ve ciddi anlamda infiallere yol açan, bir sosyal patlama düzeyine gelen bu sorunun bir an önce, ivedilikle ortaya çıkartılmasını talep ediyoruz. ÇAYKUR Genel Müdürlüğünün, Sayın Genel Müdür başta olmak üzere, ÇAYKUR yönetiminin başında bulunan bütün bürokratların bu işe ivedilikle çözüm bulmasını istiyoruz. Bakın, bu işin muhatapları olan kişiler ne yazık ki ÇAYKUR'un Genel Müdürünü ve onun muhatapları olan ÇAYKUR Yönetim Kurulu üyelerini muhatap olarak bulamıyorlar, arıyorlar, telefonlarına çıkmıyorlar değerli arkadaşlarım. Karadeniz'de bundan daha önemli bir sorun olabilir mi? Çok ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunu dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz.

İşte dün, biraz önce de ifade ettiğim gibi, Sayın Bakana bir soru önergesi verdik, Sayın Bakana ben dün de birkaç tane sözlü soru sordum ama ne yazık ki yanlış enforme edilmiş. Diyor ki: "7 bin ton kapasiteyle ÇAYKUR çalışmaya devam ediyor." Doğru değildir bu. Eğer gerçek anlamda bütün çayın alınabilmesi için ÇAYKUR'un mutlaka üretim kapasitesini,  günlük 10 bin tona çıkarması gerekmektedir. Ama gelinen noktada ne yazık ki ÇAYKUR şu anda 4.500 ton, 4 bin ton yaş çay kapasitesiyle çalışmakta ve ne yazık ki üretici mağdur olmaktadır. Üretici, birkaç tane özel çay fabrikalarıyla muhatap olmakta, onlar ödemeyi hemen yapmamaktadırlar, ödeme sürelerini bir yıl ötelemektedirler, bir yılın sonunda da bu parayı nakit olarak kendilerine ödememektedirler değerli arkadaşlarım. Bu nedenle çok ciddi, çok sosyal patlama düzeyinde olan bir sorunla karşı karşıyayız. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekili arkadaşlarımızın bu soruna duyarlılık göstereceğine inanıyoruz. Bu kanayan yaranın da bir an önce giderilmesini istiyoruz.

Bakın, gelmeden evvel size dün Karadeniz'den çay getirdim. Bugün Karadeniz'in her tarafında çay üreticileri bu çayları alıyorlar, şöyle tutuyorlar çayları, böyle döküyorlar arkadaşlar, görüyor musunuz. Ben de buraya döküyorum, kürsüye, bakın bunu buraya döküyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından "Bu ne ya!" sesleri, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Bayraktutan, lütfen?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bu çok ciddi bir sorundur. Bunu size ancak böyle anlatabilirim, başka türlü anlatamam değerli arkadaşlarım.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Bayraktutan?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Sözlerimi burada bitirirken diyorum ki, Karadeniz uşağı Amerikan uşağı olmayacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)