Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Esendere Ve Sero Kara Hudut Kapılarının Ortak Kullanımına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:111
Tarih:24/05/2012


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE İRAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ESENDERE VE SERO KARA HUDUT KAPILARININ ORTAK KULLANIMINA DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bugün Regaip Kandili. İslam'ı doğru anlayan, İslam'ın esenlik, selam, barış dini olduğunu anlayan ve uygulayan, içindeki kini, nefreti atan, zalimlik yapmayan, haksızlık yapmayan, ülkemizdeki ve tüm dünyadaki Müslümanların Regaip Kandili'ni kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine konuya geçmeden önce, Sayın İçişleri Bakanı Uludere'deki olayla ilgili bir açıklama yaptı, üzücü bir açıklama. Bizim anlayışımızda, ölen insanların arkasından ya iyilikle konuşulur ya da hiç konuşulmaz. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını, 17'si çocuk 34 kişiyi dolap beygiri olarak nitelendirip hakaret eden İçişleri Bakanını da buradan kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bu tarz, Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışır bir tarz değildir. Dünkü açıklamaları gerçekten üzücü. O insanların da aileleri bugün bu gece kandil kutlayacak ama Hükûmetin bir bakanı insanları aşağılıyor. Bizim inancımıza göre -bir söz vardır- ölmüş insandan şeytan bile elini çeker. Yani ne diyeyim artık! Ölen insanlar hakkında bu şekilde Sayın Bakanın konuşmasını, sorumluluk makamında olan bir kişinin sorumsuzca davranışını da tekrar kınıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında hudut kapılarının ortak kullanımına ilişkin anlaşmanın hayırlı olmasını diliyorum her iki ülkeye. Biliyorsunuz, Türkiye-İran ilişkileri bölgedeki birçok ülkenin tarihinden bile daha eskidir, yaklaşık beş yüz yıldır, Kasrışirin'den beri herhangi bir problemi olmayan iki dost, kardeş ülke. Aslında geçmişte tek bir ülke olan, Büyük Selçuklu'dan ayrılan iki ülke, iki kardeş. Zaman zaman birbirini kıskanan, yarışan, gıpta eden iki ülke.

Türkiye ile komşumuz İran arasında geçen yıl 15 milyar dolara yakın bir ticaret hacmi gerçekleşti. Hedeflenen 30 milyar dolarlık bir ticaret hacmi. Umarım bu sınır kapısının ortak kullanımı da yine ilişkilerimizin gelişmesine, ticaretin gelişmesine olumlu katkı sağlayacaktır. Ancak, Hükûmetin Orta Doğu'ya, bölgeye ilişkin son zamanlardaki yanlış politikası yer yer Türkiye-İran ilişkilerini ne yazık ki germektedir.

Biz, baştan beri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Malatya-Kürecik'te kurulan radar savunma sisteminin ABD'nin bir projesi olduğunu ve ABD askerlerinin görev yaptığını, bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyorduk. Geçen gün Obama, Savunma Bakanına talimat verdi, dedi ki: "Bu radar savunma üssünü NATO'ya devredin."

Demek ki bugüne kadar bu NATO kapsamında değildi, ABD'nin bir askerî üssüydü. Anayasa'mıza göre yabancı askerlerin Türkiye'de konuşlanması ancak Parlamentonun, yüce heyetin iznine tabidir ve bu, Hükûmet ne yazık ki bugüne kadar suç işledi demektir. En azından, -Dışişleri Bakanı burada yok ama- Hükûmet adına Sayın Bakan, halkı, Türk milletini kandırdığınız için, yalan yanlış bilgiyle "Efendim, burası ABD üssü değil, NATO üssü." dediğiniz için halktan bir özür dileyecek misiniz ve bunun siyasi sorumluluğunu taşıyacak mısınız bilemiyorum çünkü artık netleşmiştir ki, Hükûmet, yaklaşık bir yıldır, Türk milletini, yalan söyleyerek ne yazık ki kandırmıştır.

Değerli arkadaşlar, geçenlerde Irak'ta, Basra'da bir gösteri yapıldı ülkemiz aleyhine, daha doğrusu AKP Hükûmeti aleyhine ve Sayın Başbakan aleyhine sloganlar atıldı. O kısmı haklıydı fakat bayrağımıza karşı da, şanlı Türk Bayrağı'na karşı da bir saygısızlık yapıldı. Ben buradan o saygısızlığı da kınıyorum. Hiç kimsenin Türkiye Cumhuriyeti'nin şanlı bayrağına saygısızlık yapma hakkı ve haddi yoktur. Hükûmetimiz mutlaka bu konuyu takip etmelidir.

Ancak buna sebebiyet veren de ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetidir. Niçin? Nedeni de: "Orada, bizim tarafımızdan, Irak yargısı tarafından hakkında yakalama çıkarılan Tarık Haşimi'yi niye saklıyorsunuz, niye besliyorsunuz?"

Hakikaten, niye besliyorsunuz, bunu anlamış değiliz. Yani Tarık Haşimi'nin Türkiye'de beslenmesi, efendim, Başbakanlık korumaları tarafından devletin, belediyenin misafirhanesinde, Başakşehir'de -yerini de söyleyeyim- ağırlanmasında Türkiye'nin ne menfaati var? Yani cidden merak ediyoruz, bir menfaati varsa bunu izah edin de biz de anlayalım, biz de destek verelim. Orada, Irak'ın merkezî Hükûmetine rağmen, merkezî Hükûmet tarafından? 8 hâkimli bir heyettir. Bakın, orada Şiilik, Sünnilik olayı yoktur. Siz oraya çekiyorsunuz çünkü orada, Tarık Haşimi hakkında, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı hakkında terör faaliyetlerine katılmaktan dolayı mahkemede bir yargılama var. Kendi ofisindeki 19 kişinin itirafı var: "Biz Bağdat'ta, ülkenin değişik yerlerinde yapılan terör saldırılarıyla ilgili olarak?"

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Tamamen siyasi.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - "Siyasi" diyemezsiniz. Bakın, o zaman, siz bir taraftan "siyasi" diyerek Tarık Haşimi'yi burada barındırırken bir taraftan uyduruk delillerle insanları "terör örgütü mensubu" diye içeride tutuyorsunuz. Çelişki değil mi? Böyle bir şey olur mu? Size ne? Yani bir ülkenin yargısı iç işidir. Arkadaşlar, dış politika bilen, efendim, azıcık siyasetten anlayan herkes bilir ki yargıya ilişkin kararlar kesinlikle iç işidir. Siz buna müdahale ediyorsunuz, Irak merkezî Hükûmetini tanımıyorsunuz. Hayır, ne menfaatimiz var? Yani Tarık Haşimi'yi biz niye koruyoruz? Tarık Haşimi, Barzani kol kola, biz koruyoruz.

Efendim, geçen gün Bekir Bozdağ burada diyor ki: "Bizim de kırmızı bültenle aradığımız kişiler Kuzey Irak'tan bize karşı saldırı yapıyor ve yıllardır iade edilmiyor." İyi de Kuzey Irak Yönetiminin Başkanını siz burada ağırlıyorsunuz, Tarık Haşimi'yle kol kola sokuyorsunuz, Tarık Haşimi çıkıp diyor ki: "Şii gruplar, ey Kürtler veya Sünniler -yani o da Şafii, Sünni- ABD gittikten sonra Irak'taki merkezî Hükûmet, bize karşı, bize baskı yapacak, Türkiye de bizi korur." Türkiye mezhep eksenli politika mı yürütüyor? Böyle bir şey olur mu? Yani ülkenin dış politikası ülkenin menfaatlerine göre yürütülür.

Değerli milletvekilleri, lütfen -iktidar grubuna da sesleniyorum- bakın, bu konuları sorgulayın yani parlamenter olarak görevinizdir Hükûmeti denetlemek. Irak'la niye ilişkilerimiz bozuldu? Suriye'de ne işimiz var? Geçenlerde Suriye'de patlama oldu, Şam'da; 40'tan fazla insan öldü; 6,5 metre büyüklüğünde çukur oluştu. E, terör faaliyeti. Siz de bunlara, efendim, yok işte, özgürlük mözgürlük, yok insan hakları diyerek -kiminle birlikte- Suudi Arabistan'la, Katar'la birlikte bir cephe oluşturmuşsunuz. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar özgürlük götürecek, öyle mi? Yani Suudi Arabistan'da özgürlük mü var, demokrasi mi var? Katar'da özgürlük mü var, demokrasi mi var? Bu tutumu Yemen'de niye göstermiyorsunuz, Bahreyn'de niye göstermiyorsunuz? Tutarsızsınız. Yani Türkiye'nin yanlış dış politikası, Hükûmetin daha doğrusu, AKP Hükûmetinin "sıfır sorun" denilen? Aslında, yıllardan beri, geleneksel olan, Atatürk'ün çizdiği, Atatürk'ün ortaya koyduğu "Yurtta barış, cihanda barış." politikasının aksine, yalandan "sıfır sorun" dediniz, geldiğiniz nokta ortada.

İsrail. İsrail'le ilgili, Mavi Marmara'yla ilgili iddianame açıklandı biliyorsunuz. İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı, İstihbarat Başkanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı hakkında müebbet ağır hapis istedi savcı. Şimdi, göreceğim sizi. Yarın, öbür gün bu adamların birini davet ederseniz buraya? Edeceksiniz. İsrail, bugün, Rum kesimiyle, Kıbrıs'taki Rum kesimiyle ortak doğal gaz araması yapıyor ve İsrail 20 bin kişilik komandoyu Güney Kıbrıs'a, Kıbrıs Rum kesimine konuşlandıracak. Orada çalışan, santralde çalışan 10 bin kişilik İsrailli ailesiyle birlikte yeni bir İsrail nerede doğuyor? Kıbrıs'ta doğuyor. Neyin sayesinde?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Kimin sayesinde?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - İşte, sizin yaptığınız bu yanlış, başarısız? Yani geçmişteki bir diplomatın çok güzel bir benzetmesi var, "Sayın Dışişleri Bakanı gökte yıldız arayan acemi müneccim gibi." diyor; çok güzel bir benzetme. Efendim, yok işte "Biz dünyanın lideri olacağız, Orta Doğu'nun lideri olacağız." falan? Hayır, öyle bir şey yok. Amerika görev verdi "Buraya kadar kardeşim, seni besledim, büyüttüm, buraya kadar. Git, Suriye'yle dost ol, o görüntüyü ver, kapıları aç, insanlar gitsin kimliksiz, pasaportsuz, istihbarat al, ondan sonra gereğini yap."

Değerli arkadaşlar, ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatini savunma adına diyorum ki: Hükûmet bu politikasından vazgeçsin. Ya da Türkiye'nin ne tür bir menfaati var bize de izah etsin ki biz de destekleyelim diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özgündüz.