Konu:Uluslararası Para Fonu Ana Sözleşmesinde İcra Direktörleri Kurulu Reformuna İlişkin Olarak Yapılması Teklif Edilen Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:110
Tarih:23/05/2012


ULUSLARARASI PARA FONU ANA SÖZLEŞMESİNDE İCRA DİREKTÖRLERİ KURULU REFORMUNA İLİŞKİN OLARAK YAPILMASI TEKLİF EDİLEN DEĞİŞİKLİKLERİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, ben biliyorum, şimdi, ben "Söz istiyorum." dediğim zaman, AKP'liler sözleri oraya yazmışlar, hemen "Biz istiyoruz." derler, yani onları biraz tongaya düşürmek için son ana bırakıyorum bu işi.

BAŞKAN - AK PARTİ'yle çözün sorununuzu Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Uluslararası Para Fonu Ana Sözleşmesinde İcra Direktörleri Kurulu Reformuna İlişkin Olarak Yapılması Teklif Edilen Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'nı görüşüyoruz.

Değerli milletvekilleri,  tabii, Türkiye çok sıkıntılı bir ülke hâline geldi AKP'yle beraber. Ben geçen hafta Çorum'daydım, "Uğurludağ" diye bir ilçenin Küçükerikli köyüne gittim. Şöyle bir olayla karşılaştık: Orada yaşlı bir adamın 1965 doğumlu çocuğunu bir kene ısırmış. Kene ısırdıktan sonra doktora götürmüşler, doktor çok ağır ateşi olmasına rağmen ağrı kesici ilaçlar vermiş, "Hadi git." demiş. Yine getirmişler köye, yine çocuk      -adamcağız- çok ağır hastalanmış, yine getirmişler doktora, yine raporla göndermişler. Neticede, sonradan Çorum'a, Çorum'dan da Ankara'ya getirince, zamanında müdahale edilmeyince vatandaşımız maalesef Hakk'ın rahmetine kavuşmuş. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum ama babasının acısını çok derin gördüm. Tabii evlat acısını Allah kimseye göstermesin. Yani işte çağımızda bu bölgede kene ısırmaları çok oluyor ve AKP, kaç tane insan burada kene ısırmasından öldüğü hâlde, burada bu insanlara zamanında müdahale etmemekten dolayı maalesef taze taze gençler hayatlarını kaybediyor. O çocuğun babası o kadar büyük bir ızdırap içinde ki "Neredeyse gidip doktoru vuracağım." diyor. Dedim ki: "Artık sen evladını kaybetmişsin yani bunun geri de gelmeyeceği belli."

O köylere giderken? Efendim, işte bunları, evlat acısını çeken bilir yani. Adam diyor ki: "Benim oğluma zamanında müdahale edilseydi benim oğlum ölmezdi." Burada vatandaş haksız da değil yani. Dolayısıyla, herkesin görevini yapması lazım.

Köye gittim yani şimdi, aslında, tabii, ağzıma almak da istemediğim bazı şeyler var. Mesela, bir Alevi köyüne gidiyorsunuz, köy yolu berbat, hiçbir hizmet gitmemiş ama Sünni vatandaşların bir köyüne gidiyorsunuz      -keşke daha iyi olsun- bakıyorsunuz, köy içi taşlarla döşenmiş.

SONER AKSOY (Kütahya) - Yalan söylüyorsun, yalan!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, daha hâlâ bu küçük zihniyetten bu AKP kendini kurtaramadı. Ya, biraz tarafsız olun yani bu vatandaşlara eşit davranın, eşit hizmet götürün. Mesela, benim ilimde şimdi vatandaş telefon ediyor: "Köy yollarımız yok." İşte Ovacık'ta öyle, Nazımiye'de öyle, Pülümür'de, Mazgirt'te? Şimdi diyorlar ki: "Efendim, Köy Hizmetleri Genel Sekreterine telefon ediyoruz veyahut da Köy Hizmetlerine, `Efendim, yakıt parasını getirin verin, makineyi gönderelim." Zaten makinelerin de en eskisi bizim o taraflarda, Karayollarının yine makinelerinin en eskisi orada. Bu sene, biliyorsunuz, orada büyük afet oldu, kışın birçok yerlere büyük paralar gitti. Mesela Bingöl'e -tabii ki benim bitişik ilim- ona 1 trilyon lira giderken, afetten yani fazla bu kar temizleme işi için bizim oraya 400 bin lira gitti.

Yani neyi dile getirelim, neyi getirmeyelim, onları artık? Yani zaten AKP'liler vurdumduymaz birtakım insanlar.

Tabii, Çorum'a giderken? Biliyorsunuz 19 Mayıs, Türk milletinin, bu ülke halkının bağımsızlık mücadelesini verdiği ve verdiği bu mücadeleyle gurur duyduğu bir tarihin başlangıcıydı ama her nedense, bu 19 Mayısın kutlanmasını bir Yunanlılar istemez, İngilizler istemez, Fransızlar istemez, bir de AKP'nin üst yöneticileri istemez.

Yahu, şimdi 19 Mayıs, bizim millî bir heyecanı, bir zaferi kutlama günümüzdür. Gençlerimizin her 19 Mayısta bir araya gelip o gösterileri yaparak, başlatılan o bağımsızlık mücadelesinin işte hatıralarını tazeleyerek, yapılan o muhteşem zaferin o şekilde anılması gereken o günden neden siz rahatsız oldunuz da yani bunun kutlamasından vazgeçiyorsunuz ve ondan sonra getiriyorsunuz Gençlik Spor İl Müdürüne veriyorsunuz? Gençlik Spor İl Müdürü de gidiyor, Atatürk şeyine çelenk koyuyor ama saygı duruşunda durmuyor.

Yani bakın, şunu herkesin bilmesi lazım: Atatürk, dünyada lider olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir. Dolayısıyla yani birtakım insanlar bu yüce liderin getirdiği devrimleri benimsemediler, doksan senedir bunun getirdiği devrimlere karşı mücadele ettiler ve Tayyip Erdoğan geçen gün "Biz karşı devrim yaptık, Atatürk'ün bütün devrimlerini yıktık." dedi. Ama bu kolay değil böyle; öyle, sizin söylemlerinizle de bu böyle kolay olmaz çünkü o devrimler bir istiklal savaşından sonra atılan adımlardır, o devrimler halkımız tarafından benimsenmiştir. Dolayısıyla bunu, kesinlikle sizin gibi bir grubun veyahut da bir siyasi iktidarın bununla ortadan kaldırması -karşı devrimle- mümkün değil.

Bakın, geçen gün vatandaşın birisi bana bir yazı göndermiş: "Fatih Medreseleri" Altında da diyor ki: "Dört yaş dört ay dört günlük iken alınır." Kur'an kursu? Yani 4+4+4. İşte, sizin Türkiye'ye getirdiğiniz şey bu. Dört yaşındaki çocuğu Kur'an kursuna alıyorsunuz. Arkadaşlar, biz Kur'an'ın öğrenilmesine karşı değiliz. Kur'an elbette ki bir kutsal din kitabımızdır. Bu kitabı herkes öğrenmesi lazım ama onun okunması gereken bir yaş var. Şimdi, siz beş yaşında, altı yaşında çocuklara Kur'an hatmettirirseniz, onu ezberletirseniz o çocuk artık Türkçe de öğrenmez.

SONER AKSOY (Kütahya) - O senin bildiğin bir şey değil.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) - Ne diyorsun ya?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Sen anlamazsın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani sizin bu davranışlarınızla Türkiye'deki Latin alfabesini terk edip Arap harflerine dönmek istiyorsunuz. Bu gerçekten Türkiye'ye yapılan en büyük kötülüklerden birisidir. Onun için siz bu Türkiye'yi, hukuk içinde kalarak? Anayasa'ya bir yemin etmişsiniz ya. Laik Türkiye Cumhuriyeti devletine sadakat göstereceğinize namusunuz üzerine, şerefiniz üzerine yemin ettiniz. E, hani laiklik! Aslında, laikliği tabii bu duruma getiren o Anayasa Mahkemesidir. Anayasa Mahkemesi eğer laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan bir partiyi kapatsaydı o zaman böyle bir şey de olmazdı.

Şimdi, o Anayasa Mahkemesi Başkanına sesleniyorum: Bu Cumhurbaşkanlığının seçimini ne zaman sen karara bağlayacaksın Bay Anayasa Mahkemesinin Başkanı? Şurada, 28 Ağustosta seçim var. Sen ne zaman uykudan uyanacaksın da bunu karara bağlayacaksın? Tayyip Erdoğan sana, Abdullah Gül? Hâlâ oradan sana talimat gelmedi mi Bay Anayasa Mahkemesi Başkanı? Böyle bir Anayasa Mahkemesi olur mu? Yani eğer zaten açılan o davayı da reddederse ben hemen bir kara çelenk alır giderim, Anayasa Mahkemesinin kapısına bırakırım. Anayasa Mahkemesinin kapısına da bir kilit asarım. Böyle bir şey olmaz. Ya sen Anayasa Mahkemesi? Bakın, burada verdiğimiz yüzlerce, birçok dava var, açmışız. AKP'nin Anayasa dinlemez, hukuk tanımaz, İç Tüzük tanımaz? Burada 4+4'te maalesef Komisyonda 150 milletvekili getirerek bir dikta rejimiyle, bir eşkıyalık yaparak, Komisyonu, muhalefet partisi milletvekillerini çalıştırmayarak ve Komisyonda müzakeresiz geçirilen bir kanun teklifini getirip de -biz bunu açmışız, orada davayı- hâlâ ne zaman karar vereceksin? Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin olarak açılan davayı niye bekletiyorsun? Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalar çıkarılırken yapılan affedilmez, korkunç, vahim hatalarla ilgili olarak açılan davaları Bay Anayasa Mahkemesi Başkanı, sen niye gündeme almıyorsun? Neyi bekliyorsun, kimden korkuyorsun? Ya o görevden istifa et ya da o göreve başlarken ettiğin yeminin gereğine göre bir hizmet ver, bir karar ver.

SONER AKSOY (Kütahya) - Saçmalama! Saçmalama!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi elbette ki AKP'nin birtakım üst düzey -zaman zaman gördük- yöneticileriyle gitti, kebap yediler ama? Yahu, yeter artık, yediğin kebapların artık hatırının geçmesi lazım. Artık bir kendine gel de, o makamda belli bir süre çalıştıktan sonra hâkimlik mesleğinin gerektirdiği tarafsızlık, adalet duygusunun etkisi altında kalarak hak ve adalete uygun, yasalara uygun, Anayasa'ya uygun, bir an önce karar verilmesi lazım. Bunlar niye bekliyor? Anayasa Mahkemesi Başkanının çıkıp da burada açıklaması lazım arkadaşlar. Her gün kendine göre bir şey veriyor. Dolayısıyla Türkiye'de eğer hukuk bu duruma gelmişse, eğer Türkiye'de hak yoksa, yargının tamamen Tayyip Erdoğan'ın emrine girmesinden kaynaklanıyor. Ha, bu Tayyip Erdoğan'a çok pahalıya mal olacaktır.

Zaman yetmediği için tabii ayrıntılı konuşmayacağım. Ama Dışişleri Bakanı nerede? Nerede geziyor? Hani, nerede bu Hükûmet yahu? Nerede, söyle bana. Hükûmet yok.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.