Konu:Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Denetimli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:91
Tarih:05/04/2012


CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN İLE DENETİMLİ SERBESTLİK VE YARDIM MERKEZLERİ İLE KORUMA KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 207 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 8'inci maddesi üzerinde kişisel söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarla selamlıyorum.

Tabii, biraz önce bir önerge verdik. 8 tane milletvekili arkadaşımız tutuklu. Ne deniliyordu: "Efendim, ya biz yargıya müdahale etmiyoruz." Ama hesabına geldiği zaman Şike Kanunu'nda Emine Hanım'ın akrabası içeride diye kurtarmak için Şike Kanunu'nu iki günde buradan çıkardınız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bu saatte girme bunlara ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, Deniz Feneri davasında tam ucu size gelirken, liderlerinize dokunurken hemen Deniz Feneri savcılarını görevden aldınız. Ondan sonra, tutuksuz yargılama kararını veren birçok yargıcın hemen görev yerini değiştirdiniz. Bizim burada onlarla da ilgisi yok. Yasa yapma yetkisi var. Yasada ne getiriyoruz? Diyoruz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama görevini yaparken diyor ki: "Şu meslek grubunu, milletvekilini, halkın temsilcisi, halkın oyuyla seçilmiş gelen insanları ben `Tutuksuz yargıla.' diyorum ey yargı, senin kararına da müdahale etmiyoruz." Ama bunu da reddettiniz, bir şeyi ispatladınız; bu demektir ki Tayyip Bey bu milletvekillerinin çıkmasını istemiyor. Bu çok açık ve net tescil edildi buraya ve siz artık bundan sonra kamuoyunda diyemezsiniz ki: "Yahu yargıdır, ne yapalım, müdahale edemeyiz." Burada açık, net yasama yetkisini kullanırken dersin ki: "Kardeşim, bu gayet normal, biz `Milletvekilinin tutuksuz yargılanması gerekir.' diye hüküm getirdik." Hâkim de mecburdur yasa yetkisine uyar. Demek ki artık bundan sonra bu savunmanız da kalmaz. "Biz yargıya müdahale etmiyoruz." yolundaki tezinizin de bir gerekçesi kalmadı.

Değerli milletvekilleri, AKP zamanında öyle zulümler yapılıyor ki? Bakın, tabii, bu kanunla 8 bin küsur kadro, yenilerini alıyorsunuz. Nasıl atama yapacaklarınız belli zaten, kimleri getireceğiniz belli oralara.

Bir de sizin zamanınızda hak yok, hukuk yok, kazanılmış hak yok. Öyle bir yol seçtiniz ki, dikta rejimlerinde dahi şeytanların başvurmayacağı yollara başvuruyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Bir kanun hükmünde kararnameyle veyahut da bir kanunla bir bakanlığı feshediyorsunuz, ondan sonra yeniden o bakanlığı teşkil ediyorsunuz. Tabii, bakanlık kanunla feshedildiği için artık onun dava? Orada müktesep hak? Alınan müdürler olsun, daire müdürleri olsun hem makamlarından oluyorlar hem de rütbelerinden oluyorlar; dava açma hakları yok çünkü yasayı kaldırıyorsunuz. Bu büyük bir dikta rejimi heveslilerinin başvurduğu yol, metot.

Şimdi, ben anlamıyorum. Yahu, ben, şu sıralarda, bu AKP sıralarında oturan arkadaşları? Yahu arkadaşlar, hepimizde de bir vicdan olması lazım, bir hak duygusunun teşekkül etmesi lazım. Yani insanların kazandıkları hakları, bir parmak kaldırmakla yok ederek, adaleti yok ederek, insanların yargıya başvurma yollarını tıkayarak, insanlara zulüm etmek dünyanın neresinde görülmüştür? Türkiye gibi bir ülkede, demokratik bir ülkede ama siz yapıyorsunuz kardeşim. Yani günah değil mi?

Şimdi, adam gelmiş, müdür olmuş, efendim, kanunla kaldırıyorsun, ondan sonra, e, ben, kendi adamlarımı getirip atarım buraya. Yani böyle demokrasi olur mu? Böyle insan hakları olur mu? Böyle, insana, demokrasiye, hakka, kazanılmış haklara saygısı olan bu yola başvurur mu? Kanunlar konusunda o kadar acımasızsınız ki yani size bir şeyin ucu dokunduğu zaman, hiç acımasız, en gayri adil, en haksız kanunları burada o kadar gönül rahatlığı içinde çıkarıyorsunuz ki, öte tarafta, en haklı, en vicdanın reddetmeyeceği konularda da hiçbir şey tınmadan yine kanunların aksine el kaldırıyorsunuz. Yahu, böyle bir kitleyle bizim gönül rahatlığı içinde çalışmamız mümkün değil.

Bakın, biz, burada size ne kadar müsamaha gösteriyoruz, bakın bu kanunlarda çıkıp konuşmuyoruz, soru sormuyoruz, çıksın bu kanunlar diyoruz. Ama ne olur ya, siz de bir vicdan örneğini gösterin "Yahu, biz de arkadaş, işte uzlaşıyoruz." deseniz, "Biz de muhalefetin haklı birtakım taleplerini karşılayalım, onu biz de kabul edelim?" Yahu, hepimiz bu memleketin insanlarıyız arkadaşlar. Bu memlekette hepimizin müşterek hedefi var. Hepimizin müşterek hedefi, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde yaşayan halkın, huzur, refah içinde yaşamasıdır, hak ve adalet duygusunun tecelli etmesidir. Ama hakkı ve adaleti yok ediyorsunuz ufak menfaatleriniz için.

Ben, otuz senedir burada görev yapıyorum. Bu kürsüde, daha sizin kadar, taraflı, acımasız, fakiri ezen, devleti talan eden insanları görmedim. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hakaret etme!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hepsi yalan, hepsi yalan!

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.

KAMER GENÇ  (Devamla) - Hayret ediyorum, vallahi hayret ediyorum! İnsanların vicdan taşıması lazım değerli arkadaşlar. Vicdan taşıyan insanlar bu yola gitmez.

Ne oldu, süre bitti mi Sayın Başkan?

BAŞKAN - Bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki. (CHP ve MHP  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.