Konu:KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:2
Birleşim:90
Tarih:04/04/2012


KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nda grev hakkı kabul edilmemektedir, bir kere bunun üzerinde durmak gerek. Grev hakkının kabul edilmemesi, uluslararası hukuka aykırıdır. Neden aykırıdır? Şundan: Avrupa Sosyal Şartı'na baktığınız zaman 6'ncı maddesi şunu söylüyor: "Toplu sözleşme hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla işçi ve kamu çalışanlarının grev hakkını tanırlar."

Avrupa Birliği üyesi olacağımız, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı -28'inci maddesi- "İşçiler ve kamu çalışanları uzlaşma olmadığı durumlarda çıkarlarını korumak amacıyla grev hakkına sahiptirler." diyor.

ILO sözleşmeleri, 87 ve 151 sayılı sözleşmeler grev hakkını düzenliyor kamu çalışanları için.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararı, 2000 (6)  "Kamu çalışanları diğer çalışanlarla aynı haklara sahiptir." diyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Demir ve Baykara kararında önemli iki şey söylüyor. Bir tanesinde diyor ki: "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sözleşmeyi yorumlarken uluslararası hukuktaki gelişmeleri dikkate alır." Ondan sonra "Toplu sözleşme hakkı, sendika kurma ve üye olma hakkının temel unsurlarıdır." diyor. Grev hakkı da aynı şekilde sendika kurma hakkının temel bir unsurudur. Şimdi, bu kadar geniş bir grev hakkını kabul eden uluslararası mevzuat varken Türkiye bunun dışında nasıl kalacak, yani bunu hiç düşünmüyor muyuz acaba?

Bir de Anayasa'nın 90'ıncı maddesi var, diyoruz ki: Uluslararası sözleşmeyle ulusal yasa arasında çelişki olduğu takdirde uluslararası sözleşme uygulanır, o esas alınır. Peki, bu kadar geniş bir uluslararası hukukta bu kadar kabul gören bir şey varken yani kamu çalışanlarına grev hakkı tanınırken Türkiye bunun dışında nasıl kalacak? "Efendim, Anayasa'mız öyle öngördüğü için biz de böyle hazırladık kanunu." Anayasa'mız ister öyle desin ister böyle desin, Türkiye uluslararası alandaki bu kadar geniş bir konsensüsün dışında kalamaz yani kalırsa başı derde girer. İşte, ne olur, ILO'nun kara listesine girer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açıldığı zaman kaybeder, kaybettiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve onun kararını uygulayacak olan Bakanlar Komitesi Türkiye'ye "Sen kanununu değiştir bakalım şimdi." der ve dış baskılarla Türkiye, Anayasa'sı öyle de dese böyle de dese, bunu değiştirmek zorundadır. Şimdi yani bunu görmeden mi yapılıyor bu kanunlar, bunu ben pek anlayamıyorum.

Grev hakkı nasıl ortadan kaldırılıyor? Grev hakkı aslında toplu sözleşme hakkına getirilen sınırlamalarla ortadan kaldırılıyor yani toplu sözleşme yaptıktan sonra uyuşmazlık olursa Hakem Kuruluna gidilecek. "Hakem Kurulu" dediğiniz nasıl bir kurul? 11 kişiden oluşan, 3'ü Bakanlar Kurulunca, 4'ü Kamu İşveren Heyetince yani 7'si Hükûmet tarafından atanan üyelerden oluşan bir kurul. Şimdi, buraya gitmekle zaten işçi davayı kaybetmiş olacaktır, işçi tarafının zaten davayı kazanmasına imkân yoktur fakat grev hakkı da böylelikle ortadan kaldırılmaktadır. Bu aynı zamanda toplu sözleşme hakkını da ortadan kaldırmaktadır çünkü böyle bir Hakem Kurulu varken işveren tarafı ya da hükûmet niçin uzlaşıyı kabul etsin toplu sözleşmede, niçin kabul etsin? Yani neresinden tutarsanız tutun, uluslararası alanda Türkiye kendisini savunmasız bırakmıştır, kendi başını derde sokmuştur.

Öbür taraftan, bu Hakem Heyeti, böyle bir oluşumla, böyle bir toplu sözleşme düzeniyle aslında son derece adaletsiz, son derece işçinin, emekçinin hakkını gasp eden bir nitelik taşımaktadır. Böyle bir kanuna neden ihtiyaç görülüyor, niçin bu kadar yanlış bir kanun yapılıyor, onu da tabii kanunu yapanlara sormak gerek.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Türmen.