Konu:CHP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:90
Tarih:04/04/2012


CHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, 12 Eylül darbesine yol açan olayların aydınlatılmasına ilişkin araştırma önergesi lehine konuşmak için söz almış bulunmaktayım.

Bu önergeyi görüşmemizin 12 Eylül darbesinin yargılandığı güne tesadüf etmesi bir rastlantı değildir. Bu ikisi, yargılamanın başlamasıyla, 12 Eylülü yargılamanın başlamasıyla buna yol açan olayların araştırılması aslında birbirini tamamlayan olaylardır; bu ikisini bir bütün olarak ele almak lazım. Bu ikisi bir bütün olarak ele alındığında görüyoruz ki Meclisimiz, 12 Eylül darbesine karşı ve bütün darbelere karşı açık bir tutum almaktadır. Bu araştırma önergesinin kabulü, bu bakımdan da önemlidir. Gerçekten, değerli arkadaşlar, bu Meclis Türkiye'de demokrasinin mabedidir. Bu Mecliste demokrasi korunur, bu Mecliste demokrasi yaratılır. Bu Meclisi her türlü darbeye karşı korumak, nereden gelirse gelsin -sivil ya da askerî- hangi ideolojiyle yapılırsa yapılsın, hangi amaca hizmet ederse etsin her türlü darbeye karşı korumak Türkiye'de demokrasiyi korumaktır, Türkiye'de demokrasinin ileri götürülmesini sağlamaktır. Onun için, bunu el birliğiyle yapabilmemiz gerekir. Araştırma önergemiz de bunun bir göstergesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz 12 Eylül darbesinin yargılanması ve bu darbeye yol açan olayların aydınlatılması, mağdurların yaralarının sarılması için ısrarlı bir tutum gösterdik. Bizim genel çizgimize baktığınızda bu tutumu görürsünüz. Örneğin, 23'üncü Yasama Döneminde, Anayasa'nın geçici 15'inci maddesinin kaldırılması için bir önerge getirdik, imzaya açtık fakat Adalet Kalkınma Partisinin desteğini bulamadığımız için bu önerge işleme konulmadı. Ondan sonra, 22/9/2010 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir Meclis araştırması önergesi verdik. Bu önergeyle hem 12 Eylül askerî darbesini doğuran olaylar hem de darbe dönemi ve sonrasında yaşananların nedenlerinin ve sorumlularının belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasını istedik. Bu da bir sonuç doğurmadı. Bu Yasama Dönemine baktığınız zaman, arkadaşlarımız pek çok önerge verdiler. Örneğin 12 Eylül 1980 askerî darbesi rejiminin kararları ve kanunları ile mağdur olanlara ya da yakınlarına maddi ve manevi tazminat verilmesi hakkında bir kanun teklifi verdik. Bir başka kanun teklifi, 12 Eylül 1980 Darbe Sürecinin Yol Açtığı Mağduriyetlerin Giderilmesine İlişkin Kanun Teklifi verdik.12 Eylül 1982 askerî darbesinden sonra kapatılan, münfesih sayılan mesleki dernek ve kuruluşların yeniden açılması için bir kanun teklifi verdik.

Bütün bunlar gösteriyor ki Cumhuriyet Halk Partisi 12 Eylül darbesinin sorgu sualsiz bırakılmaması, bunun sorgulanması, sorumlularının cezalandırılması, mağduriyetlerin ortadan kaldırılması için sürekli bir çaba göstermiştir. Bu çabaya paralel olarak bugün de başlayan yargı sürecine müdahil olduk. Müdahil olduk çünkü 12 Eylül darbesinden en büyük belki de zararı gören -burada tabii hangi parti en büyük zararı gördü yarışması yapmıyoruz- ama herhâlde çok büyük zarar gören partilerden biri de Cumhuriyet Halk Partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi 12 Eylül darbesiyle kapatılmıştır. Yöneticileri, Genel Başkanı gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır, bütün mallarına el konulmuştur. Bu kadar büyük mağduriyetlere maruz kalan bir partinin bugün başlayan yargı sürecine müdahil olması elbette doğaldır. Ama öte taraftan, Hükûmetin de davaya müdahil olmak istediğini görüyoruz. Tabii arkadaşlar, Ceza Muhakemesi Kanunu'na baktığınız zaman 237'nci madde gayet açıktır. Müdahil olabilmek için zarar görmüş olmak gerekir. Zarar görmüş olmak kriterinin bu Hükûmet açısından ne derece geçerli olduğu tartışılabilir çünkü baktığınız zaman bu Hükûmetin, zarar görmek şöyle dursun, 12 Eylül darbesinin getirdiği yasalardan yararlandığını görüyorsunuz. Yüzde 10  barajı, 12 Eylül darbesiyle getirilmiş bir barajdır; bu, bugün hâlâ geçerlidir. Bugün 8 milletvekilinin tutukluluğuna yol açan Anayasa'nın 83'üncü maddesi 12 Eylül darbesiyle getirilmiş bir maddedir; bu, bugün hâlâ geçerlidir. Adalet Bakanının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Başkan olması 12 Eylül darbesiyle getirilmiş bir hükümdür, bugün hâlâ geçerlidir. Bu örnekleri daha çok çoğaltmak mümkün. Yani bütün bunlardan çıkan resim odur ki bugünkü Hükûmet, aslında 12 Eylül darbesinin kurduğu düzenin zarar göreni değil, yararlananıdır. Bir taraftan yararlanacaksınız, öbür taraftan zarar gören olarak nasıl müdahil olacaksınız? Bu bir soru işaretidir.

Yani teklif bakımından bir de şöyle bir soru var: Türkiye Büyük Millet Meclisi de müdahil oluyor, Hükûmet de ama devletin müdahil olmasına gerçekten gerek var mı? Çünkü cumhuriyet başsavcısının görevi nedir arkadaşlar? Cumhuriyet başsavcısının görevi, kamu çıkarlarını korumaktır. Tabii ki Meclis ya da Hükûmet kamunun bir parçasıdır, devletin bir parçasıdır. O nedenle, kamu çıkarlarını korumakla yükümlü bir başsavcı varken orada ayrıca devletin müdahil olmasına ne kadar gerek vardır teklif bakımından? Bu da ayrı bir sorudur.

Bizim bugün verdiğimiz araştırma önergesinin konusu, daha belirli bir olay vardır burada, o da 16 Mart 1978 günü Beyazıt Meydanı'nda yapılan bombalı ve silahlı katliamda öldürülenlerle ilgilidir. Bu olay hasıraltı edilmiştir, failleri bulunmamıştır ve yapılan soruşturma hiçbir sonuç doğurmamıştır. Bu tabii tek bir olay değildir, buna benzeyen 12 Eylül döneminde pek çok olay görürsünüz. Bu sorun hâlâ bugün de devam etmektedir yani devlet adına suç işleyenler? Bir kere, devlet suç işlemez, devlet suç örgütü değildir ama devlet ajanları suç işliyorsa eğer, o zaman, devletin, bu suç işleyenleri, etkili bir soruşturma yaparak bulmak, araştırmak ve yargı önüne çıkarmak gibi yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük yerine getirilmemiştir bu olayda, başka olaylarda da yerine getirilmemiştir. Bunun araştırılması? Devletin kendi ajanlarına, suç işleyen kendi ajanlarına kol kanat germesi olayı sadece 12 Eylülle sınırlı değildir, bugün de hâlâ bu devam etmektedir. Hrant Dink davası bunun en somut bir örneğidir.

Onun için, aslında bu araştırma önergesini verirken kapanmış bulunan eski bir yaraya değil, hâlâ açık bulunan, devam eden bir yaraya parmak basmış oluyoruz. Devletin ve yargının suç işleyenlere kol kanat germemesi, devlet ajanlarına kol kanat germemesi, onların üstüne gitmesi ve cezalandırılması için düşen yükümlülükleri yerine getirmesi önem taşımaktadır. Bu yükümlülükler henüz bizim devletimiz tarafından da bugün dahi yerine getirilmemektedir. Biz ümit ediyoruz ki 12 Eylül yargılaması ve aynı zamanda bu araştırma komisyonu birçok olayın açığa çıkmasını ve bu gibi darbelerin bir daha tekrar etmemesini önlemek bakımından, bir caydırıcı niteliği olmak bakımından son derece önemlidir. O nedenle bütün Türkiye Büyük Millet Meclisindeki parti gruplarının, milletvekillerinin bizim bu araştırma önergemize destek vereceğini ümit ediyoruz. Bu aslında bir araştırma önergesinin ötesinde bir demokrasi önergesidir çünkü. Bu bakımdan hepinizin desteğini bekliyoruz.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Ben teşekkür ediyorum Sayın Türmen.