Konu:Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:89
Tarih:03/04/2012


KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle şunu belirtmek istiyorum: 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum ile kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı tanınmış ama grev hakkı tanınmamıştır. Biz bunun bir ayağının eksik kaldığı düşüncesindeyiz. Grev hakkının olmadığı bir sözleşmede? Yani bu, boş silahla ava gitmeye benzer. Bu nedenle bunun tam olmadığı ve eksik olduğu kanısındayız.

Aslında 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan düzenlemedeki olayın bunlarla ilgili olmadığı, yargıyı dizayn etme çabası olduğunu hepimiz biliyoruz. 12 Eylül 2010'da hem Danıştay hem Yargıtay hem yargı kurumları bir anlamda dizayn edilmiştir. Biraz önce bahsettiğimiz o maden, hidroelektrik santrallerle alakalı ne yazık ki idare mahkemelerinin yerindelik denetimi yapmasıyla ilgili hükümler ortadan kaldırılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Uluslararası Çalışma Örgütünün belirlemiş olduğu ana kriterlerden birisi hem toplu sözleşme hakkının hem de grev hakkının çalışanların bir hakkının olmasından öteye aynı zamanda bir insan hakkı olduğu gerçeğidir. Burada iktidar partisinin getirmiş olduğu düzenlemelerle yetinilmiştir. Mevcut yasa tasarısının birçok eksiklerle dolu olduğunu biliyoruz. Bu konuda 12 Eylül 2010 düzenlemesinin üzerinden yaklaşık neredeyse on sekiz, on dokuz aylık bir süreç geçtikten sonra bunun getirilmesi de -eksiklerine rağmen- düşündürücüdür. Bunu yüce heyetin takdirlerine sunuyorum.

Kamu görevlileri sendikal uyuşmazlık durumunda yalnızca Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna -ve bunun yanında- sınırlı bir şekilde başvurmaktadırlar. Bunu çok doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

Grev veya başka bir hak arama yönteminin olmaması yasa tasarısının içerisindeki eksikliklerden bir tanesidir değerli arkadaşlarım.

Tasarıda tek düzeyde ve yalnızca kamu görevlileri konfederasyonlarının toplu sözleşme yapmasına olanak tanınmaktadır ki bu da eksikliklerden bir tanesi olarak gözükmektedir.

Dün Sayın Bakana sordum. Tabii, Anayasa'daki düzenlemelerdeki eksiklikleri ileri sürdü. Anayasa'nın 53'üncü maddesinde yapılan değişikliklerle toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması gerekmektedir ama Anayasa'daki eksiklikler göz önüne alınarak bu şekilde bir düzenlemenin yapılmamasını gerekçe gösterdi Sayın Bakan.

Sendika kurma, emeklilerin sendika kurma hakkı ne yazık ki yoktur, üye olma hakkı yoktur. Bu fiilî durumu da yüce heyetinizin takdirlerine sunuyorum.

Tasarıda yer alan toplu sözleşmenin tanımı ve toplu sözleşmenin kapsamı, kamu görevlilerinin sınırlı sayıda -yasalaştığı takdirde- konuyu görüşmesine olanak tanımaktadır. Mevcut hâliyle getirilmek istenen düzenlemede "Toplu sözleşme, kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah ile ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. Aylık ve ücretler ve diğer mali ve sosyal haklara ilişkin sistemlerde değişiklik öngören talepler toplu sözleşmenin dışındadır." hükmü yer almaktadır.

Çok değerli arkadaşlarım, burada getirilen hükümle, aslında tasarıda yer alan sözleşme tanımı ve toplu sözleşmenin kapsamı kamu görevlileri açısından sınırlı sayıda getirilmektedir. Burada bazı konuların gündeme hiç gelmemesi ve bu konuların hiç görüşülmemesi söz konusudur. Öyle ki bu hâliyle tasarı yasalaştığı takdirde, kamu görevlileri en azından çalışma koşullarını hiçbir şekilde tartışamayacaklardır, terfi gibi çok ana bir sorunu, kendileri için önemli bir sorun teşkil edecek durumu tartışamamaktadırlar, kıdem sorununu gündeme getiremeyeceklerdir, kariyer sorununu gündeme getiremeyeceklerdir. En önemli sorunlarından bir tanesi olan fazla çalışma ücretleriyle ilgili taleplerini de bu yasa tasarısı kapsamında gündeme getiremeyeceklerdir. Bunun gibi, özlük hakları hiçbir şekilde gündeme gelmeyecektir. Mali haklar dışındaki ekonomik haklar da bir anlamda -bu mevcut tasarı yasalaşırsa- gündeme gelmeyecektir. Bunların yanında, yine demokratik ve siyasi hakların da konuşulmadığı bir tasarı gündeme gelecektir ki bunu kabul etmek mümkün değildir. Kamu çalışanları eğer masada bunları tartışamayacaklarsa, bu taleplerini yerine getiremeyeceklerse hangi talepleri yerine getireceklerdir? Bu nedenle, bu sınırlamaların çok doğru olmadığını, bu sınırlamaların, yani böyle bir tahdidin konulmasının kamu çalışanları açısından bir yarar sağlamadığı kanaatinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Tasarı, aynı zamanda sendikal hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasında çok yasakçı ve sınırlayıcı amaçla hazırlanmış bir tasarı olarak gündeme gelmektedir. Aslında buradaki temel amaç, hiçbir tahdit koymadan, hiçbir sınırlama koymadan özgürlükleri güvence altına alarak kamu çalışanlarının istediği talepleri masaya getirmesi ve bu talepler doğrultusunda gerekli görüşmeleri yapması ve bu taleplerin gereğini yerine getirecek olan yasal düzenlemenin hukuki mevzuatının ve altyapısının geçerli olması gerekir diye düşünüyoruz. Bu konudaki eksiklikleri yüce heyetinizin takdirlerine sunuyoruz.

Yüce heyetinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayraktutan.