Konu:Chp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:89
Tarih:03/04/2012


CHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Kafkaslar Cerattepe'yi de kapsayan Genya Dağı içerisinde yürütülmekte olan ihalesi yeni yapılan maden çalışmasıyla ilgili Meclis araştırması önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce de belirtmiş olduğum gibi değerli milletvekilleri, Artvin'de Cerattepe diye tabir edilen Artvin'in çatısı olan bir yerde maden işletmesiyle alakalı bir ihale sürecinden geçmekteyiz. Rize İdare Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu iki tane iptal kararına rağmen, ki bu iki iptal kararı hem Genya Dağı'nı hem Cerattepe'yi kapsamaktadır. Artvin halkının on beş yıllık bir haklı hukuk mücadelesinin sonucunda lehte bir karar çıkmış ve bu karar Danıştay tarafından da onanmıştır. Burası çok önemli bir bölgedir değerli milletvekilleri. Yargı kararıyla burada maden çıkartılmasının çok tehlikeli olacağı Danıştaydan da geçen kesin hüküm teşkil eden bir kararla ispatlanmıştır. Neden tehlikeli olacaktır? Çünkü burada yapılan bir maden faaliyetiyle herhangi bir heyelan tehlikesi oradaki bulunan fauna ve florada müthiş bir zararın olacağı ve kentin içme suları olarak tabir edilen Artvin'in içme sularının çok ciddi şekilde tehdit ve tehlike altında olacağı mahkeme kararıyla hüküm altına alınmış olmasına rağmen ne yazık ki Maden Kanunu'nda meydana gelen değişiklikler nedeniyle yeniden bu yer ihaleye çıkartılmış ve ihale sonucunda bir şirkete ihale edilmiş bulunmaktadır.

Çok değerli arkadaşlarım, buranın nasıl bir tehlike olduğunu arz etmesi açısından fotoğraflarda da sizlere burayı göstermek istiyorum. Şu aşağıda görmüş olduğunuz kısım Artvin'in şehir merkezi olarak tabir edilen bir kısımdır. Daha önceki bir Artvin Valimizin bir sözü var: "Bütün iller birbirine benzer Artvin sadece kendine benzer." Artvin, yerleşim yeri olarak neredeyse yüzde 70, yüzde 80'lerde bazen yüzde 90'larda eğimin olmuş olduğu bir kent merkezidir. Bu kent merkezinde maden çıkartılmayla alakalı bir işlem yürütülmek istenmektedir, bu bir cinayettir. Bakın görüyorsunuz, burası Artvin'in tepesidir değerli milletvekilleri. Burada bir maden faaliyetinin yapılmak istenmesi, bu kent merkezinde yaşayan insanların yok olması demektir yani denilmek isteniyor ki: "Artvinliler, ya buradan gidin ya buradan gidin." O nedenle biz bunu ihale süreci içerisinde Sayın Bakana anlatmaya çalıştık. Bakın, buralar da yine Artvin'in su kaynaklarıdır, şehir merkezinin. Şehir merkezine gelen bütün su kaynakları bu maden çıkartılmak istenen alanlardan beslenmektedir. Bu da, eğer burada bir maden faaliyeti olursa su alanlarımızın, sulak alanlarımızın veya içme suyu alanlarımızın yok olacağının göstergesidir. Bu da eğer maden çıkarma faaliyeti söz konusu olursa, orada binlerce ağacın kesilmesinin örneklerinden bir tanesidir. 2008 yılında yapılan yargı kararıyla, bu kısmen durdurulmuş bulunmaktadır. Yeniden bir cinayetin işlenmesiyle ilgili bir çalışma gözler önüne serilmek istenmektedir.

Şu an itibarıyla orada müthiş bir kar olduğu için, 2 metreyi aşkın kar olduğu için oradaki oturmaların, çökmelerin ve heyelan tehlikesinin ne aşamada olduğunu bugün itibarıyla bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki bu geçen yıl çekilen fotoğrafta müthiş oturmalar vardır; can ve mal güvenliği açısından, özellikle can güvenliği açısından tarif edilmeyecek derecede tehlikeler vardır. Bu tehlikelerin giderilmesi için, sayın milletvekilleri, mevcut, Artvin'deki bütün siyasi partilerin il başkanları, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, bütün baskı grupları, şubat ayı içerisinde, bu ihale yapılmadan evvel Sayın Bakanın yanına geldik, Sayın Bakanla gerekli görüşmeleri yaptık. Sayın Bakana "Yapmış olduğunuz bu olay çok tehlikeli bir girişimdir. Artvin'de bir cinayet işlenmek istenmektedir. Burası bizim en önemli noktamızdır. Eğer buraya el uzatırsanız Artvin'in namusuna el uzatırsınız, Artvin'in ırzına geçersiniz." dedik ama Sayın Bakana ne yazık ki bunu dinletemedik. Artvin heyeti olarak -bu heyetin içerisinde de en ilginç olan da nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlarım, iktidar partisinin il başkanı da vardı- Artvin'de ortak bir konsensüs oluşturduk, bütün siyasi partilerin il başkanları vardı. CHP'nin Sayın Genel Başkanını, Genel Başkanımızı, MHP'nin Sayın Genel Başkanını, bütün siyasi partileri ve ilgili Bakanı ziyaret ettik ama alınan sonuç ne yazık ki sıfır ve gelinen noktada ihale yapılmış bulunmaktadır.

Sayın Bakan ihaleyi yaptığı zaman bize şunu söyledi, dedi ki: "İhale sonucunu, ihaleyi yapıp yapmama konusundaki kararımızda bizi belirleyecek olan ölçü şudur: Yer altındaki kaynaklarla yer üstündeki kaynakları karşılaştıracağız, hangisi daha değerliyse ona göre karar vereceğiz." Gelinen noktada tercih yer altındakilerden yana yapılmışsa, Artvin halkı burada göz ardı edilmiş bulunmaktadır. Sayın Bakan bunları karşılaştırıyorken, herhâlde ekonomik değerleriyle, meta olarak karşılaştırmıştır. Ben de buradan soruyorum Sayın Bakana: Siz Artvin halkına kaç lira değer biçtiniz, bizi kaç kuruş olarak nitelendirdiniz? Bunu buradan Sayın Bakana sormayı bir ihtiyaç olarak hissediyorum değerli arkadaşlarım.

Orada yapılan araştırmada Sayın Bakana "Bu bir paket ihaledir. Bu ihalenin kime verileceğini biz biliyoruz." diye söyledik ve kime verileceği konusunda da yanılmadığımızı ifade ettik. Çok değerli arkadaşlarım, bakın, burası ihale şartnamesi. Burada bir rezalet var, müthiş bir koku var burada. İhale şartnamesinin ilgili maddesinde hangi firmanın alacağına ilişkin bir tarif var. Bu tarifte diyorlar ki: "Efendim, ihaleyi kazanan firma yukarıda belirtilen miktarlarda bakır üretmek zorundadır, bunun altında bakır üretemez." Bu da nedir? Senede 10 bin ton bakır üretmek, metal bakır üretmek zorundadır diye.

Sayın Bakan zannetti ki bunu bir Rizeli firma, Cengiz İnşaat alacaktır şeklinde yorumladı ve gelinen noktada öyle bir durumla karşı karşıya kaldık ki Özaltın firması diye bir firma bunu aldı. Sayın Bakan şimdi "Bunu Özaltın firması aldı Cengiz Grubu almadı." diye bizim yanıldığımızı düşünüyor.

Ben Sayın Bakana yazılı bir soru sordum, dedim ki: "Sayın Bakanım, bu ihalenin yapılmış olduğu tarih itibarıyla bu ihale şartnamesindeki koşullara uygun olan, Türkiye'de bakır üretimi yapan hangi tesisler vardır ve hangisi işletilmektedir?"

Bakanın vermiş olduğu rezalet cevabı burada sizinle paylaşıyorum değerli arkadaşlarım. Bakana sorduğumuz soruya Bakan diyor ki: "16/2/2012 tarihi itibarıyla aktif olarak blister bakır üretimi yapan bir adet tesis bulunmaktadır. Bu tesis Eti Bakır AŞ'ye ait bulunmaktadır. Bu bakır üretimini yapan bu tesis Samsun ili Merkez ilçesi dâhilinde bulunmaktadır."

Eti Bakır AŞ'nin sahibi kimdir değerli arkadaşlarım, biliyor musunuz? Kimdir? Cengiz Grubu, Cengiz İnşaattır. Şimdi, Sayın Bakana göre, eğer bunu Cengiz Grubu değil de Özaltın Grubu alınca biz yanılmış oluyoruz.

Şimdi, ben size Cengiz Grubunun ve Özaltın Grubunun kendi İnternet sitelerinden almış olduğum, İnternet sitesinde yayınlamaktan çekinmedikleri belgeleri gösteriyorum değerli arkadaşlarım: "Enerjisa-Özaltın-Cengiz ortaklığı anlaştı." "Köprü Barajı Adana HES Türkiye, Menge Barajı HES Adana Türkiye ihaleleri Özaltın Grubu ile Cengiz Grubu tarafından alınmıştır." Bu ihale de paket ihaledir. Biz bu kadar yaygara kopardıktan sonra bu ihaleyi Cengiz Grubunun almasından çekindikleri için bu ihale Özaltın Grubuna verilmiştir ama bunlar gizli ortaklardır, İnternet sayfalarına baktığınız zaman görülecektir bu.

Değerli arkadaşlarım, ihaleyi bizim için kimin aldığının da bir önemi yoktur, hiçbir önem arz etmemektedir. Burada önemli olan, biraz önce de ifade ettiğim gibi, bizim Artvin'in üzerinde yürütülmek istenen bir maden faaliyetidir. Bu maden faaliyeti nedeniyle yerleşim alanlarımızın yok olması tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktayız. O nedenle, biz bu ihale süreci sonucunda ortaya çıkacak durum nedeniyle yarın öbür gün telafisi imkânsız bazı zorluklarla karşılaşacağımızı ve Allah korusun, can kaybı da dâhil olmak üzere, şehir üzerinde meydana gelecek heyelanlar nedeniyle Artvin il merkezinin büyük tehlike altında olacağına yürekten inanıyoruz. Bu konuda Sayın Bakana yapmış olduğumuz bütün başvurular, sözlü başvurular, yazılı başvurular sonuçsuz kalmış bulunmaktadır. Biraz önce de belirttiğim gibi, Sayın Bakan yapmış olduğu ihale sonucunda yer altı ve yer üstü zenginliklerindeki değerlendirmeyi yapıyorken ne yazık ki tercihini yer altı zenginliklerinden yana koymuştur. O nedenle çok kötü bir durumla karşı karşıyayız.

İhaleyi alan firmaların Adana'da meydana gelen o ölümlü kazalardaki sorumluluğundan burada bahsetmek istemiyorum ama biraz önce de dediğim gibi ihalenin kimin tarafından alındığının önemi yoktur. Mahkeme kararlarına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti'nin idare mahkemelerinin vermiş olduğu men kararlarına rağmen burada bir maden faaliyetinin yürütülmesi, buranın ihaleye çıkartılmasını kabul etmek asla mümkün değildir.

Biz, Artvinliler olarak, yüreği Artvin'de atanlar, orada yaşayan insanlar olarak bu hukuka aykırı olan, asla kabul etmediğimiz bu ihale şartnamesinin bizim için bir paçavra kadar değeri olmadığını buradan ifade etmek istiyorum. Sayın Bakana ve bu ihaleyi yapan Maden İşleri Genel Müdürlüğünün yetkililerine buradan sesleniyorum: Bu madeni asla çıkartamayacaksınız, bu madeni çıkartmanıza asla müsaade etmeyeceğiz, asla müsaade etmeyeceğiz. Bu ihale şartnamesinin bizim için paçavra kadar değeri yoktur. Bakın, bunu, yırtıp atıyorum bu ihaleyi, bütün Artvinliler adına yırtıp atıyorum bu ihaleyi. (CHP sıralarından alkışlar) Göreceksiniz, bu ihale sonucunda ihaleyi onlara peşkeş çekmiş olsanız bile bu madeni çıkartmanıza asla ve asla izin vermeyeceğiz, asla ve asla izin vermeyeceğiz. (CHP sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar) Neden izin vermeyeceğiz? Çünkü bu madenin çıkartılacağı yer Artvin'in namusudur, şerefidir, onurudur, haysiyetidir; oraya uzanan elleri mutlaka kıracağız, oraya müdahale eden ellere mutlaka "Yok" diyeceğiz değerli arkadaşlarım. Önümüzdeki günlerde hem bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi görecek hem bütün Türkiye görecek hem Artvin görecek.

Bu duygularla diyorum ki, bu madene "Hayır." diyoruz, bu tecavüze "Hayır." diyoruz. Yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bayraktutan.