Konu:Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:19/01/2012


CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümünün tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce bir şeyi ifade etmek istiyorum. Biraz önce burada çok değerli bir milletvekili "Kürdistan" kelimesi kullandı. Kürdistan'ı Türkiye Büyük Millet Meclisinde aramaya gerek yok. Sevr Anlaşması'na bakarsanız, 62'nci maddesinde "Kürdistan" diye bir terim vardır. Atatürk'ün Meclisinde, Mustafa Kemal'in mabedinde "Kürdistan" adını anmanızı kınadığımı ifade etmek istiyorum. Öncelikle sözlerime böyle başlıyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Atatürk'ün de söylemleri var, biliyorsunuz değil mi?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Ben alt komisyonda da görev aldım. Alt komisyonda da diğer 4 milletvekili arkadaşımızla beraber ciddi bir çalışma yaptık. İktidar partisi grubu, Anayasa'yı değiştirebilecek, Anayasa'da tadilat yapabilecek gerekli sayısal çoğunluğa sahip olsaydı, inanıyorum ki bunu bir Anayasa maddesiyle değiştirme yoluna giderdi, yasayla Anayasa'yı değiştirmek gibi bir yol içerisini izlemezdi. Ben Komisyonda yaptığım konuşmalarda da ifade ettim. Dedim ki: "Bu bir siyasal projedir, bir hukuk projesi değildir." Hukuk fakültelerindeki 1'inci sınıftaki öğrencilere bile sorsanız anayasa hukukunun ilk dersinde şunu öğretirler: "Anayasa'yı ancak bir anayasal düzenlemeyle değiştirirsiniz, Anayasa'yı bir yasal düzenlemeyle değiştirmeniz söz konusu değildir." Olaya siyasal açıdan baktığımız zaman bu, fazla bizim açımızdan önemli değildir. Şöyle ki önemli değildir: Cumhurbaşkanlığı koltuğunda şahıs olarak kimin oturduğu, siyasal açıdan veya iki yıl Sayın Abdullah Gül oturup arkasından da Sayın Başbakanı oraya oturtmayı düşünüyorsanız bizim açımızdan önemli olan o değildir. Bizim açımızdan önemli olan şudur: Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişinin, çok değerli o kişilerin cumhuriyetin temel kazanımlarına, cumhuriyetin değerlerine önem vermeleridir. Bakın, daha dün, iki gün evvel çok önemli bir futbolcuyu, bir gayrimüslim büyüğümüzü kaybettik. Onun cenaze töreninde Fenerbahçe Stadı'nda onun torunu bir kızımız kalktı, dedi ki: "Dedemin en büyük mirası şuydu: Büyükada'ya Mustafa Kemal Atatürk geldiğinde onun elini öpmüştü, onu ölene kadar unutmadı." Bir Çankaya Köşkü'ndeki Cumhurbaşkanının da en az o gayrimüslim vatandaşımız kadar Mustafa Kemal'e saygı duymasını istiyoruz. Öncelikle onu ifade etmek istiyorum.

Bunun dışında, mevcut Anayasa'yla alakalı, burada birçok milletvekili arkadaşlarım ifade ettiler ama bir kere daha bunları anlatmak zorundayız. Bunu alt komisyonda anlattık olmadı, normal komisyonlarda anlattık, ifade etmeye çalıştık olmadı, şimdi Genel Kurulda da bunları takdirlerinize sunmak istiyorum.

101'inci maddenin ikinci fıkrasında gayet açık, amir bir hüküm var. Bu amir hüküm ne diyor? "Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir." diyor. Bu yürürlük maddesidir. Eski 101/2'nin maddesi değiştirilmiştir ve şu anda mülga olan bir Anayasa hükmü söz konusudur. Sizin dayanak olarak kabul etmiş olduğunuz 102'nci maddenin son fıkrasında ise "Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usûl ve esaslar kanunla düzenlenir." ibaresi yer almaktadır. Saygıdeğer milletvekilleri, 102'nin son fıkrasında yer alan hüküm usul ve esaslara ilişkindir, tarihle alakalı bir düzenleme söz konusu değildir. Neden değildir? Çünkü 101'inci maddenin ikinci fıkrasında Anayasa yani kanun koyucu Cumhurbaşkanlığı görev süresinin 5+5 olduğunu açıkça ifade etmektedir. Öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. Bu nedenle Anayasa'yla hüküm altına alınmış bir amir hükmün 102'deki gerekçe gösterilerek kanunla düzenlenmesinin hukuken kabul edilmesi mümkün değildir. Usul ve esaslara ilişkin düzenlemeler ancak şu olabilir: Seçime ilişkin pusulalar olabilir, oy kullanma olabilir, onun şekli olabilir, oy pusulalarının düzenlemesine ilişkin olabilir ki bunları da anlayışla karşılayabiliriz.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, hemen arkasından bu 101/2'yi ve 102 sonu desteklemesi anlamında Anayasa'nın yine 11'inci maddesinde hüküm altına alınmış olan "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." ibaresi yer almaktadır, bunu sayın yüce Meclisin takdirlerine sunuyorum. O zaman yürürlükte olan bir 101/2 varken, Anayasa'nın da 11'inci maddesi buna dayanakken siz bir başka hükmü, yürürlükten kalkmış bir hükmü gelip de Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getirirseniz bunu anlamakta, hele hukukçular olarak anlatmakta çok büyük zorluk çektiğimizi ifade etmek istiyorum.

6'ncı maddesiyle de alakalı olarak ifade etmek istediğim olay şudur: Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetkiyi kullanamaz değerli arkadaşlarım. Bunu neden ifade etmek istiyorum? Şimdi, gelinen noktada eğer 101/2'yle alakalı bir düzenleme yoksa yani beş artı beş varken siz mevcut Cumhurbaşkanı açısından, 11'inci Cumhurbaşkanı açısından yedi yıllık bir düzenlemeyi önümüze koyarsanız her şeyden önce Anayasa'nın 6'ncı maddesiyle alakalı bir düzenlemenin ihlal edildiği kanaatindeyiz. Eğer siz -ki ben ona inanıyorum- "Eğer bizim sayısal çoğunluğumuz Anayasa'yı tek başına değiştirecek güce sahip olsaydı biz bunu Anayasa'yla getirirdik." diyorsanız ona da diyeceğim bir söz yoktur ama "Biz bunu nasıl olsa yasayla da geçirsek Anayasa Mahkemesi bunu iptal etmez." diye düşünüyorsanız, Anayasa Mahkemesindeki sayısal çoğunluğunuza güveniyorsanız ona da bir hukukçu olarak söyleyeceğim herhangi bir söz yoktur.

Çok değerli milletvekilleri, burada tabii bunu yapıyorken en önemli noktalardan bir tanesi usuli kazanılmış haktır, bir usuli kazanılmış hakkı ileri sürmeye çalışıyorsunuz. Öyle bir şeye de katılmamız mümkün değildir. Cumhurbaşkanlığı görevi onursal bir anayasal görevdir, usuli kazanılmış hakkın olması mümkün değildir. Anayasa'nın 104'üncü maddesinde Cumhurbaşkanına Genelkurmay Başkanını atama gibi bir yetkiyi veriyorlar. Eğer burada bir değişiklik yapıp da Genelkurmay Başkanı atama yetkisini biz Sayın Cumhurbaşkanından alırsak Cumhurbaşkanı "Benim usuli kazanılmış bir hakkım vardır, ben Genelkurmay Başkanını atamaya devam edeyim." mi diyecektir değerli milletvekilleri?

Bunun arkasından tabii en önemli noktalardan biri de hukuki güvence yasağıdır. Kişiler hukuki güvencenin sonuçlarını bilmek zorundadırlar ama Sayın Cumhurbaşkanı seçilmeden evvel süreç tamamlanmamış olsa bile o süreci daha önceden biliyordu yani 31/5/2007 tarihi itibarıyla başlayan süreci, seçilmiş olduğu tarihte görev süresinin beş yıl olduğunu Sayın Cumhurbaşkanı biliyordu. Bu da önemli bir algılama olarak geçmektedir diye düşünüyorum.

Statüde yapılan değişikliklerin hemen uygulanması gerektiğine inanıyoruz hukuken. Burada bir statü değişikliği söz konusudur, bu nedenle bunun derhâl uygulanmasının gerekli olduğuna inanmak istiyoruz.

Bu tasarıda 11'inci maddede ki adaylık konusunda, kamu görevlilerinin adaylığı konusunda -diğer milletvekili arkadaşlarım da söz ettiler- bildiğiniz üzere İçişleri Bakanına, Ulaştırma Bakanına ve Adalet Bakanına getirilen çekinceler bile Sayın Başbakandan esirgenmiştir, istifa gerekçeleri esirgenmiştir. 11'inci madde Sayın Başbakanın adaylığını açıklamaktadır.

13'üncü maddedeki propagandayla ilgili hükümler de bir anlamda bizim dediğimizi doğrulamaktadır. Propagandayla alakalı hükümlerde TRT'ye olmayan bir yetki verilmektedir.

Alt komisyonda da -Sayın Hocam da bunu çok iyi biliyorlar- biz dedik ki daha sonraki maddelerde, Cumhurbaşkanı seçiminden sonra bir yargı makamının, Yüksek Seçim Kurulunun en azından mazbatayı vermesi gerekirken ne yazık ki Türkiye Büyük Millet Meclisiyle alakalı bir öngörüde bulunulmuştur, Meclis Başkanının vermesi gerektiği söylenmiştir. Bütün mutfak çalışmasını yapan en önemli yargı kurumlarımızdan bir tanesi olan Yüksek Seçim Kurulu göz ardı edilmiştir.

14'üncü maddede mali olanaklarla alakalı da bir düzenleme getirilmiştir, Sayın Kuşoğlu burada biraz önce ayrıntılarıyla dile getirdi. Öyle bir sistem yarattınız ki parası olmayan askere gidiyor, parası olan Çankaya'ya gidiyor. Yani bu düzenlemeyi anlamak ve halkımıza anlatmakta zorluk çektiğimizi ifade etmek istiyoruz.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, en temel argümanlarımızdan bir tanesi Anayasa'daki maddeleri yasayla değiştirme gerçeğidir.

Biraz önce Sayın Adalet Bakanının yanına da gittim, kendisi dönem arkadaşımız, sınıf arkadaşımız. Bize anayasa hukuku derslerinde -Sayın Hocamı tenzih ediyorum- ilk öğretilen kurallardan bir tanesi anayasal düzenlemelerin yasal düzenlemeyle olmayacağı gerçeğidir. Sayın Süheyl Hocam da buradalar. Eğer biz bu konuda Ankara Hukuk Fakültesinin 1'inci sınıfında böyle temel bir hata yapmış olsaydık Hoca'm, 2'nci sınıfa bizi geçirmezlerdi diye düşünüyorum. O nedenle çok zorlama bir taleple karşı karşıyasınız. Anayasa'nın amir hükümlerinin ihlal edildiği bir taleple karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorum. Bunun, eski Anayasa Mahkemesi yapısıyla -kendi düşüncemiz için diyorum- öyle bir açık hukuk ihlalinin iptal edilebileceğini düşünürdünüz ama biraz önce de ifade ettiğim gibi, sayısal çoğunluk olarak Anayasa Mahkemesinin bir hukuki karar vermeyeceği gerçeğine inanarak, bu şekilde davranarak bir karar ihdası yoluna gidecekseniz bile, biz hâlen hukuka olan inancımızı sürdürmek istiyoruz. Eğer bu olayda, bu konuda bir sakatlığa uğrarsanız -yani Anayasa Mahkemesi süreci muhtemelen gelecektir eğer bu tasarı kanunlaşırsa- Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yasa Tasarısı'yla alakalı bir hukuki boşluğun doğacağına inanıyoruz. O nedenle, biz iktidar partisi grubunu, muhalefet partisi milletvekilleri olarak uyarıyoruz: Bu yanlışlıktan bir an önce dönüp doğru olanı, hukukun gereğini, ne yapılması gerektiğine olan inancınızı bizimle beraber sağlamanızı istiyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Kanunu Tasarısı metninin bütününe bu nedenle, bu düşüncelerle muhalefet ettiğimizi belirtiyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bayraktutan.