Konu:Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:19/01/2012


CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanı seçim usulüyle ilgili yasa tasarısının 10'uncu maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önergede, buradaki iki günü dört gün olarak belirliyoruz itiraz süresi için. Bu, teknik bir konu. Aslında bu kanun devamlı burada müzakere ediliyor, biraz da aptal olmayan hukukçuların da anlayacağı gibi, Anayasa'mızın? Yani getirilen geçici 1'inci maddede ne diyor? 11'inci Cumhurbaşkanının süresi yedi yıldır. Şimdi yürürlükte olan Anayasa'nın 101'inci maddesi ne diyor? Cumhurbaşkanının süresi beş yıldır. Yani, aptal olmayan hukukçular bilir ki, eğer bir anayasa değişikliği yapılırsa, o anayasa değişikliğinde getirilen kural anayasaya aykırı olmaz.

Arkadaşlar, şimdi bu nedenle bu zaten Anayasa'ya aykırı, Anayasa Mahkemesine gidecek. Ne kadar aptal hukukçulardan da teşekkül etse?

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen?

KAMER GENÇ (Devamla) - ?orada da Anayasa Mahkemesi bunu iptal etmemezlikten geri kalamaz.

BAŞKAN - Sayın Genç, Türkiye Büyük Millet Meclisinin usulüne, adabına yakışıyor mu kullandığınız kelimeler?

KAMER GENÇ (Devamla) - İptal etmediği takdirde Anayasa Mahkemesinin de kapısına kilit vurmak zorundadır. O itibarla, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda abesle iştigal ettiriliyor. Bir inatlaşmaya gidilmiştir.

Aslında, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin beş yıldan dört yıla indirilmesine ilişkin alınan seçim kanununda, AKP'li Grup Başkan Vekili şunu söylüyor, Suat Kılıç: "Türkiye Büyük Millet Meclisi süresi beş yıldan dört yıla indirilmiş, bu görev süresi doğrultusunda -madde çok açık- Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri dört yılda bir yapılır kaidesi gereğince şimdi seçime gidiyoruz" diyor.

Yine, Bekir Bozdağ da diyor ki: "Biz artık buna göre -yani erken seçim kararı değil de- dört yıla göre otuz dokuz gün erken seçime gidiyoruz." Dolayısıyla bundan önce yapılan uygulamalar ortada.

Şimdi, değerli milletvekilleri, hani siz yüzde 60, yüzde 55 oy alıyordunuz; buyurun gidelim seçime, Cumhurbaşkanlığı seçimine gidelim, niye korkuyorsunuz? Biz, haziran seçimlerine gittiğimiz zaman ben milletin karşısına çıktım "Arkadaş, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde ben adayım" dedim. Varsa yiğitliğiniz, buyurun, 2012'de Cumhurbaşkanlığı seçimine gidelim!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Daha yeni seçimden geldik canım, daha yeni geldik seçimden.

KAMER GENÇ (Devamla) - Madem siz öyle çok güçlüyseniz işte kendisine güvenen çıksın halkın karşısına.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Yenilen pehlivan güreşe doymazmış, yeni geldik daha.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, biz Abdullah Bey'i tanıyoruz, Abdullah Gül'ü.

Bakın, Abdullah Gül, Devlet Bakanıyken yeme içmelerini kendisine bağlı olan bir devlet bankasına ödettiriyor, 3 milyar civarında bir para, hakkında zimmet çıkarılıyor, ondan sonra bu zimmeti ödemiyor, mahkeme kararıyla kendisinden tahsil ediliyor. Kendisi bir partinin yönetim kurulu üyesi, partiye kapatılma kararı veriliyor. Aslında normal olarak partinin malı ve mülkünün hazineye intikal etmesi lazım. O yönetimdeki kişiler o parayı sahte belgeler düzenlemek suretiyle birilerinin cebine gidiyor, Abdullah Bey de orada yönetim kurulu üyesi, demiyor ki: "Yahu, bu devletin parası arkadaşlar, böyle yapmayın." Dolayısıyla devletin parası öyle çarçur ediliyor.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Ne kadar çok biliyorsun be!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani biz biliyoruz, Abdullah Bey Kayseri'den beri Cumhurbaşkanıdır, orada bir Cumhurbaşkanında bulunması gereken niteliklerden ziyade bir AKP'li gibi hareket ediyor. Suudi Arabistan Cumhurbaşkanı geliyor buraya, gidiyor Suudi Arabistan Cumhurbaşkanının ayaklarının önünde oturuyor, Atatürk'ün resminin aslında Suudi Arabistan Cumhurbaşkanının arkasında olması lazımken onu kaldırıyor, kendi fotoğrafını asıyor oraya ve ne yapıyor? Bir yanında Tayyip Erdoğan'la oturuyor, bir yanda Abdullah Gül oturuyor, Kral da arkada oturuyor. Böyle bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını sarsan, zarar veren kişilerin bana göre o makamlarda yeri de yok sayın arkadaşlarım.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Senin olman lazım!

KAMER GENÇ (Devamla) - Tabii, ben olursam Cumhurbaşkanlığını nasıl yapacağımı gösteririm size. Yani burada kaç senedir Cumhurbaşkanlığı makamı maalesef tahrif ediliyor. Kendisi oraya gider gitmez 60 trilyon lira ilk anda oraya masraf yaptı, Atatürk'ün bütün eserlerini yok etti, şimdi orada da oturmuyor, kendi akrabasının bir köşkünü Hariciye Bakanı denilen kişiye tuttu, o ayda 40 bin dolar veriyor, 40 bin.

Değerli milletvekilleri, devletin parası bu kadar hurdahaş ediliyor, keyfî harcanıyor. Kendisi keyfine geldiği zaman bir uçak kaldırıyor, yurt dışına gidiyor, tayfalarını dolduruyor. Bir uçağın yurt dışına gitmesi 500 bin dolar arkadaşlar, 500 bin dolar. Bu paralar da örtülü ödenekten ödeniyor. Şimdi, devleti bu kadar keyfî kullanan bir kişinin bu makamda oturması Türkiye için çok büyük bir zarardır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Buyurun seçime gidelim, buyurun. Buyurun seçime gidelim yiğitliğiniz varsa! Korkmayın ya, korkmayın! Seçime gidelim.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)