Konu:Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:53
Tarih:18/01/2012


CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ERCAN CENGİZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

5678 sayılı Anayasa düzenlemesiyle, Cumhurbaşkanının niteliklerini düzenleyen Anayasa'nın 101'inci maddesi ve seçimini düzenleyen 102'nci maddeleri değiştirilerek Cumhurbaşkanının beş yıllık süre için halkoyuyla seçilmesinin yolu açılmıştır.

Değerli arkadaşlar, öncelikle ifade etmek gerekir ki Cumhurbaşkanının halkoyuyla seçimi mevcut Anayasa'da eğreti durmaktadır. Temsil görevi dışında icrai bir gücü ve görevi bulunmayan, bütün yaptığı iş, kanunları, kararnameleri ve Bakanlar Kurulu kararlarını imzalamak, bazı kamu görevlilerinin atamalarını doğrudan yapmak, bazı atamaları da onaylamak olan bir Cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmesi, bazı siyasi nedenlerle icat edilerek Anayasa'ya monte edilmiş garip bir olaydır. Bir defa, garip durumlar seçim sırasında başlayacaktır. Adaylar seçim propagandalarını nasıl yapacaklar, halka ne vaat ederek oy isteyeceklerdir? "Ben devleti daha iyi temsil ederim, şu şu görevlere daha iyi adamları bulup atarım." ya da "Çok iyi imza atarım." mı diyecekler? Bir dönemki siyasi atmosferde kızgınlıkla arkası önü iyi hesap edilmeden yapılmış, Anayasa'nın konseptine uymayan, sırıtan bir düzenlemedir.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesi tabii ki olabilir. Bunun için parlamenter sistemden vazgeçer, yarı başkanlık ya da başkanlık sistemlerinden birini kabul eder, ona göre görev ve yetkileri düzenleyerek birbirine uyumlu yasama, yürütme ve yargı organlarının görev ve yetkilerini de belirleyerek Cumhurbaşkanı halkoyuyla seçilebilir. Bu konular bütünlük içinde düşünülmeli ve yapılmalıdır.

Mevcut durum, farklı siyasi düşüncelere sahip bir Cumhurbaşkanı ile hükûmetler arasında çatışmaya yol açabilecek özellik taşımaktadır. Gücünü doğrudan halktan alan yetkili ve sorumsuz bir Cumhurbaşkanı ile aynı şekilde Parlamento ve hükûmet arasında çekişme ve çatışma çıkması kaçınılmaz bir durum olarak karşımıza çıkacaktır. Parlamenter sistemimize de zarar verecektir. Neyse ki yeni bir anayasa yapım süreci başlamış durumda ve bu görünen sakıncalar telafi edilebilecek durumdadır.

Değerli arkadaşlar, burada, Cumhurbaşkanı seçimini düzenleyen yasada önümüze çıkan mesele, mevcut Cumhurbaşkanının görev süresinin beş mi, yoksa yedi yıl mı olduğu hususudur. Öncelikle ifade etmek isterim ki mensup olduğum Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve hem de benim kişisel görüşüm, mevcut Cumhurbaşkanının görev süresinin, Anayasa'ya uyumlu bir şekilde, beş yıl olduğu yönündedir. Neden beş yıl? Bir defa, Anayasa süreyi beş yıl ile sınırlamış durumdadır. "Değiştirilen Anayasa maddesinde süre yedi yıl olarak belirlenmişti, Sayın Cumhurbaşkanı da o hükümlere göre -yedi yıl için- seçildi, mevcut Cumhurbaşkanını bağlamaz." diyerek geçiştirilemez. Böyle bir düşünce siyasi yaklaşım olur, "Efendim, biz böyle istiyoruz." demek olur ki bu aynı zamanda konuya keyfî bir yaklaşım da olur. Siyasi niteliği olan görevler için "kazanılmış hak" kriteri söz konusu olmaz. Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği, bakanlık gibi görevler, kişiler için kazanılmış hak gibi gösterilebilecek görevler değildir. Siz seçilir ve o görevi yaparsınız. Seçildiğiniz siyasi görev, şahsınıza bağlı, kazanılmış bir hak değildir.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı süresiyle ilgili değişiklik kamu hukuku ve usul hukukuyla ilgili bir değişikliktir. Kamu hukuku ve usul hukukuyla ilgili konularda kazanılmış bir hak söz konusu olamaz. Cumhurbaşkanlığı süresi kamu hukukuyla ilgilidir ve Cumhurbaşkanlığı hiç kimse için bir hak değildir. Cumhurbaşkanlığı, aynı zamanda, yetkili bir mercinin seçimiyle yapılan siyasi nitelikli bir görevdir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıla indirilmiştir. Halkın vekilleri, yetkinin doğrudan sahibi olan halkın iradesini hiçe sayarak süreyi yedi yıla çıkaramaz. Bu aynı zamanda yetki aşımı olur.

Hukukta kazanılmış haklar kişiye hak olarak verilen şeyler için söz konusu olabilir ve özel hukukun konusudur. Cumhurbaşkanlığı kişiye hak olarak verilmiş bir şey midir? Milletvekilliği için de öyle değil mi? Sormak lazım: Bugün Anayasa'yı değiştirerek milletvekilliği süresini üç yıla düşürsek mevcut Parlamento dört yıl görev yapabilir mi? İşin bir de ahlaki bölümünü hesap etmeliyiz.

Cumhurbaşkanlığı süresini yürürlükten kaldırılan eski Anayasa maddesine bağlamak siyasi ahlaka da uygun değildir.  O zaman bütün bu değişiklikler ne için yapıldı? O zaman Parlamento iradesi neden süreyi beş yıl ile sınırladı? Süre yedi yılda tutulabilirdi pekâlâ.

Yasayı yapan o iradeyi yok sayarsak demokrasi de hukuk da yara alır. Parlamentoda grubu bulunan AKP dışında bütün siyasi partiler beş yılda birleşmiş durumdadır. Bu husus da mutlaka dikkate alınması gereken bir husustur. 

Sayın Cumhurbaşkanı esasen bu konudaki görüşünü açıklamayarak görev süresinin yedi yıl olduğunu işaret etmiş durumdadır. Bu ısrar sürerse Cumhurbaşkanlığı makamı tartışmalı hâle gelecektir. Kaldı ki Anayasa'da mevcut Cumhurbaşkanlığının süresinin yedi yıl olduğu öngörülseydi bu konuda geçici bir düzenlemeye yer verilirdi. Bunun yapılmayarak net beş yıllık bir süre konulmuş olması Anayasa'nın mevcut ve gelecek Cumhurbaşkanları için kesin düzenleyici bir emridir.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı görev süresi, cumhuriyet tarihi boyunca yapılan uygulama ve mevcut meri mevzuat karşısında normatif olarak anayasal düzenleme ile yapılmalıdır. Süreyi etkileyecek ya da iddiaya göre belirsizlik yaratan bir durum söz konusu ise bu belirsizliği giderecek düzenlemenin de anayasal düzeyde yapılması zorunluluğu vardır.

Diğer bir husus: Hukuk devletlerinde mevcut normatif bir düzenlemede değişiklik yapılmak isteniliyor ise yine eş değer düzeyde bu iradenin ortaya konulması zarurettir. Hukuki teminat ve istikrara müdahale edilmemesi, keyfiliklerin önlenmesi için idare hukukunda kabul edilen "paralellik ilkesinin" gereği olarak da bu anayasal kültüre uymak gerekmektedir.

Siyasi iktidarın, Parlamento aritmetiğindeki kritik eşik sebebiyle, anayasal düzenlemede sıkıntı yaşayabileceği endişesiyle yasal düzenleme yolunu seçtiği anlaşılıyor.

Değerli arkadaşlar, Anayasa'da Cumhurbaşkanlığı için beş yıldan başka bir süre bulunmuyor. Bu kanun ile yedi yılı önermek Anayasa'ya aykırıdır. Mevcut süreye karşın "kazanılmış hak" bahanesiyle daha uzun bir süre önermek siyasi bir tavırdır, konuyu kişiselleştirmektir. Tekrar vurgulamak gerekiyor, Cumhurbaşkanlığı siyasi bir kamu görevidir. Kamu hukukunda ve usul hukukunda "kazanılmış hak" diye bir şey olmaz.

Bilindiği gibi aynı Anayasa değişikliğiyle milletvekilliği genel seçiminin beş yılda bir değil dört yılda bir yapılması hükme bağlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi 2007'deki seçimden dört yıl sonra seçime gitme kararı almıştır. Alınan bu karar, erken seçim kararı niteliği de taşımamıştır. Bu konu da emsal niteliğinde örnek bir uygulamadır.

Türkiye, son yıllarda öyle bir hâle geldi ki her şey tartışılıyor; yerleşmiş, oturmuş hiçbir kuralı bulunmayan, henüz yeni hukuk devleti olmuş, demokrasisini inşa etmeye çalışan bir ülke görüntüsü veriyor. Siyasette de, hukukta da hiçbir kuralı olmayan âdeta bir kabile devleti görüntüsü veriyoruz. Dünyada A'dan Z'ye her şeyi tartışma konusu olan başka bir ülke var mı? Zannetmiyorum, kabilelerin bile kendi örflerine oturmuş bir hukuki düzenleri var. Ama bugün neredeyse bin yıllık bir devlet geleneği ve yüzyıllık bir demokrasi geleneği olan ülkemizde hiçbir kural yok, her şey tartışmalı. Bu nedir biliyor musunuz? Bir kişinin isteklerine göre dizayn edilen bir devlet yönetimi anlayışı. Devletin başında bulunan kişi her şeyi düşünüyor ve karar veriyor. Geriye kalan devlet mekanizmasının görevi ise en yüksek karar vericinin isteklerini yerine getirmek. Bugünkü yaşadığımız hukuk kaosunun bütün nedeni bu. Siyasi görüşlere göre hukuk yorumları yapılıyor. Eğer o kişi beş yılı işaret etseydi eminim ki bugün "Yedi yıl" diyenler beş yılı savunuyor olacaklardı.

Önümüzde bulunan Cumhurbaşkanlığı meselesi de öyle. O kişi kendisinin ne zaman Cumhurbaşkanı olacağına karar vermiş, buna göre zamanlamış, ayarlamış, isteklerini iletmiş. Önümüze gelen yasa işte böyle bir şey, beklenen metinden başka bir şey değil.

Bu sebeplerle bu düzenlemenin Anayasa'ya, ahlaka, demokratik kurallara aykırı olduğunu işaret ediyor ve karşı olduğumuzu beyan ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Cengiz.