Konu:Bdp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:51
Tarih:12/01/2012


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde pancar üretimi, pancar üreten çiftçinin sorunları gerçekten gündeme alınarak araştırılması gereken çok önemli bir konu. Yüce Meclise getirilen, ülkemizde yaklaşık 10 milyon insanı direkt veya endirekt etkileyen, ekonomimize yılda 3 milyar dolarlık bir katma değer sağlayan pancar dolayısıyla şeker sektörü 2000'li yıllardan bu yana özelleştirme adı altında giderek kapatılmaya, bitirilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde 1,5 milyar dolar sıvı yakıta, sıvı yağa, 2 milyar dolar hububata para vererek ithal edip, başkalarının çiftçisine para kazandırıp hazır yiyen, tüketen bir toplum hâline geldik. Şimdi, pancar üretimini azaltarak, fabrikaları özelleştirip, el değiştirtip, zamanla kapattırarak şekerde de bu hâle geleceğiz. Ülkemizde, zaten kanserojen etkisi yapan şeker yerine tatlandırıcı kullanılması had safhadadır. Pasta, tatlı sektöründe tatlandırıcı kullanılmakta, bunlar denetlenememektedir. Balıkesir Susurluk Şeker Fabrikası da bu özelleştirilme kapsamına alınmış, Elâzığ, Erciş, Elbistan, Malatya şeker fabrikaları bu kapsama girmiştir.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin kurulmasıyla, cumhuriyet, genç cumhuriyet, Osmanlının bütün borçlarını 1950'li yıllara kadar ödemiş. Bu yıllara kadar öderken, yeni cumhuriyetin, yeni kurulan genç devletin kalkınması için başta şeker fabrikaları olmak üzere ülke ekonomisine getiri sağlayacak fabrikalarla ülkemiz donatılmış. O yoksulluk döneminde büyük maliyetlerle kurulan bu fabrikaları, ülkemizin ihtiyacı olan bu fabrikaları özelleştirme adı altında zarar ediyor diye satmanın akli, mantıki bir yolu olmadığını ifade ediyorum.

Geçen yıl yine bu kürsüde, Balıkesir Susurluk Şeker Fabrikasını ziyaretimde rekoltenin yüzde 23'e düşürüldüğünü ve tam kapasiteyle çalıştırılmadığını, bölgede rekoltenin düşürüldüğünü, sanki bir elin bilerek bu fabrikaları zarar ettirmeye çalıştığını ifade ettim. Fabrikanın dibinden doğal gaz geçiyor fakat fabrika kömürle çalışıyor! Kömür ihalesi Ankara'da yapılıyor. Alan firma, tam sezonda, getiriyor kömürü, bahçeye ürün -pancar- gelmiş fakat kömür yanmıyor, çok kötü kalitede bir kömür. Duran her gün, pancarın değeri düşmektedir. Dolayısıyla 200 milyon dolar civarında, o günkü rakamla ifade edilen bir zarara giriliyor. On gün geçiyor. Oradaki ürünün şırası akıyor, kalitesi bozuluyor, düşüyor ve sonunda, on gün sonra, yeniden bir ihaleyle kömür alınıyor ve kömürle geri kalan üretilmeye çalışılıyor. Sayın Maliye Bakanına geçen sene, niçin buraları tam kapasite çalıştırmıyorsunuz diye sorduğumda, verdiği cevap şuydu: "Bu fabrikaları tam kapasiteyle çalıştırır isek Türkiye'nin ihtiyacının 2 katı şeker üretilir." Peki, "Sayın Bakanım, 2 kat şeker üretilmesi iyi değil mi?" dedim. İnsan tarlayı sürerken evinin ihtiyacı kadar mı buğday yetiştiriyor? Hayvancılık yaparken evinin et, süt, yumurta ihtiyacı kadar mı bunu yapıyor? İnsanlar çok üretecek ki kendi ihtiyacını da karşılayacak, artı para kazanacak, kendisine, ailesine, toplumuna faydalı olacak.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Satamaz?

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Neden satamasın? Avrupa'da, Amerika'da üreticiye yapılan destekler Türkiye'den kat kat fazla ama maalesef, ülkemizde ise pancar üreticisine yapılan destek 142 avro. Diğer ülkelerde, bu Avrupa Birliği ve Amerika ülkelerinde 1.650 avro destek sağlanmaktadır. Tabii ki sadece pancarda mı? Bütün ürünlerde Hükûmetin takip ettiği taktik budur? Şimdi, ülkenin zeytinyağı ihtiyacı belirli bir miktardadır. Mevcut zeytinyağını Türkiye tüketemiyor. Zeytinyağı alışkanlığımız yok. Veyahut da evde hanımefendiye soruyoruz: "Bu balığı neyle pişirdin?" "Zeytinyağıyla pişirdim." diyor. "Getir şu şeyi." dediğimizde, bakıyoruz ki bir sıvı yağ, çiçek yağı. Zeytinyağını yeterince anlatamadığımız bu topluma, Tarım Bakanlığı, dönüm başına 250 milyon lira vererek yeniden zeytin ürünü ektirdi.

Şimdi, mevcudu satamıyorsun, sıvı yağa yılda 1,5 milyar dolar dışarıdan para veriyorsun, öbür tarafta, bunun tanıtımı için, bu elde duran ürünün tüketilmesi için bir çaba sarf etmiyorsunuz. Millî Savunma Bakanına dedim ki "Bu zeytinyağını, depolarımızda kalan, satamadığımız ve topluma yediremediğimiz zeytinyağımızı orduda tüketelim, çiçek yağıyla karıştırıp askere yedirelim." Bu anlamda bir program, bir plan üretmeyen Hükûmetin şekerde de uyguladığı bundan farklı bir metot değil. Bu fabrikaların kapatılması, özelleştirilerek kapatılması çok tehlikelidir sayın milletvekilleri. Daha önce özelleştirdiklerimizi bir Rus konsorsiyum satın aldı, şekerle uğraşan bir konsorsiyumdu bu. Bir iki yıl çalıştırdı, daha sonra Türkiye'de üretim daha yüksek diye durdurdu üretimi, Rusya'dan biz şeker almaya başladık.

Biz üretmezsek nasıl para kazanırız? Biz üretmezsek borcumuzu nasıl ödeyebiliriz? Dünyada üretmeden kalkınmanın yolunun olduğu bir ekonomi yoktur. Bu ülkenin kalkınması için üretmesi, üretmesi için üreticinin desteklenmesi, Hükûmetin de bu anlamda onlara yol göstermesi, destek olması, ürünlerini pazarlaması, sanayi sektöründe fabrikacıya destek olması bu anlamla faydalı olur. Hükûmetin yetkilileri, Sayın Başbakan, bir tüccar mantığıyla ülkeye baktığını ifade etmekte. Eski Maliye Bakanımız "Her şeyi babalar gibi satarım." diye ifade ederken bu satışı da bir ticaretçi mantığıyla değerlendirmesi gerektiğini düşünmekteyim.

Şimdi, cumhuriyet kurulduğunda bu şeker fabrikaları şehirlerin kenarlarına kurulmuştu, güzel yerlere kurulmuştu; şimdi bu fabrikalar, değerli milletvekilleri, şehirlerin göbeğinde, içinde kaldılar, etrafları doldu, rantı yükseldi. Kayseri Şeker Fabrikası bunlardan biri. Bakın üzerinde nasıl fırtınalar estiriliyor, ne dümenler çevriliyor? Bu konuda araştırma yapılsın diye kaç defa buraya getirildi ama dokunulmuyor. 1 lira karşılığında Büyükşehir Belediyesine satıldığı söyleniyor. Ondan sonra projelerle birilerine para kazandırılıyor. Kimin malı bu? Var yok, araştırılmalı, ifade edilmeli, Meclise getirilmeli.

İşte, bu gibi konuların araştırılması için gündeme getirilen bu araştırma önergesini Meclis getirmeli. Çeşitli dedikoduların, spekülasyonların, yanlış anlaşılmaların ortadan kalkması, mağdur olan çiftçinin elinden tutulması, bu ülkenin kalkınması adına çiftçimizin, fabrikaların desteklenmesi konusunda bir çabanın, bir gayretin gösterilmesini, Meclisin, Parlamentonun bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.