Konu:Katma Değer Vergisi Kanunu İle Bazı Yatırım Ve Hizmetlerin Yap-işlet-devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun Ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
Yasama Yılı:2
Birleşim:82
Tarih:22/03/2012


KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU İLE BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN VE KAMU İHALE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 194 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 5'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu arada, tabii, ülkede meydana gelen vahim olaylar nedeniyle güvenlik kuvvetlerimizden şehit olanlar oldu. Bu şehitlerimize Tanrı'dan rahmet diliyorum.

Şu Türkiye Cumhuriyeti devleti aslında hepimizin devleti. Burada bu silahlı eylemler olmasa, bu devletin içinde kardeşçe yaşasak kimin huzuru kaçar? Biz istiyoruz ki herkes sorumluluk duygusu içinde hareket etsin. Bu devlet bizim devletimizdir. Bu vatandaşlar bizim vatandaşlarımızdır. Başka, yabancı güçlerin oyununa gelmeyelim. Bu Türkiye'de barışı, huzuru birlikte temin edelim. Onun için bu memleketi savunan güvenlik kuvvetlerine ve bu yolda yararlananlara Tanrı'dan acil şifalar, hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum, yakınlarına da sabır diliyorum.

Bu arada, tabii ki nevruz olayları dolayısıyla yapılan tahribatları da tasvip etmediğimi, bu memleketin mallarını, mal varlıklarını tahrip etmenin de kimseye bir fayda sağlamayacağını da belirtmek istiyorum.

Bu arada, Sayın Ahmet Türk'e de yapılanı, atılan yumruktan dolayı da kınıyorum, Sayın Ahmet Türk'e de geçmiş olsun diyorum. Arkadaşlar, bakın, bu yumruk, Türkiye Cumhuriyeti devletinde bir yangının üzerine benzin dökmek demektir. Maalesef AKP zamanında olayların tırmandırılması için her türlü çareye başvuruluyor. Ben inanıyorum ki en kısa zamanda, eğer hakikaten doğruysa, bir polis bu yumruğu atmışsa, bu polis bulunup hak ettiği cezanın kendisine verilmesini diliyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu maddeyle Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün bağlı ortaklıklarından yapacağı mal ve hizmet alımları Kamu İhale Kanunu'nun kapsamı dışında tutuluyor. Şimdi, normal olarak, aklı başında olanlar, dürüstlükten yana olanlar, hak ve hukuktan yana olanlar neyin yanında olurlar? Bir yönetimin dürüst çalışmasını sağlar, bir mal alımı ve hizmetlerin dürüstçe yapılmasının peşinde koşarlar. Bunun yoları vardır. İhale yapacaksanız ihaleyi açık yaparsınız, şartlarını belirlersiniz, herkes gelir, o ihaleye girer ve orada devletin hizmeti en iyi şekilde yapılır ve orada rekabet şartları ortadayken herkes sağlıklı bir hizmet yapar ama AKP'yle beraber bu dürüstlük kayboldu. Bu kayırmacılık aldı, yürüdü.

Bakın, Sayın Bakana bağlı Demiryolları işletmesinde travers alımı var. Biz KİT Komisyonunda inceledik. Bu BETRA diye bir şirket var. Bu, Tayyip Erdoğan'ın yakınının şirketi. 130 trilyon liralık bundan alım yaptırmışlar arkadaşlar ve bu traversler, ben inanıyorum ki, hakikaten traverste bulunması gereken dayanıklılığa sahip değildi. Hatta diyorlar ki: "O hızlı trende meydana gelen kazanın nedeni de bu traverslerin yeterli dayanıklılığa sahip olmamasından kaynaklandı." Hem bu tarafı var? Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Yani bir yandan devleti yönetiyorsunuz, bir yandan da şirketler kuruyorsunuz; en üst taraftaki Tayyip Erdoğan'ın yakınları getiriyor, traversi Devlet Demiryollarına veriyor. Bunu hangi mantık kabul ediyor arkadaşlar, hangi hukuk kabul ediyor? Yani böyle bir şey olur mu? Niye ihale yoluyla açmıyorsunuz? Devlet Demiryollarının fabrikaları var, niye onlardan almıyorsunuz? O fabrikaları düşük kapasiteyle çalıştırıyorsunuz; Tayyip Erdoğan'ın akrabası, 130 trilyondan en azından 40 trilyon lira kâr etsin. Yahu, bu, bir memlekete yapılacak en büyük, vahşice bir darbedir. "Bunları artık önleyin." diyoruz size. Bakın, bunları söylüyoruz. Siz de insansınız, sizin de bir vicdanınız var; bu memleket hepimizin, bu memlekette insanlar açlıktan ölüyor, bu memlekette insanlar yoksul, işsiz, gidip de intihar ediyor; bu hiç mi sizi rahatsız etmiyor? Yani bu çatı altında "iktidar sıralarında oturmak" demek "insanlık duygularından kendisini arındırmak" mı demektir arkadaşlar?

Geçen gün, yine, Denizcilik İşletmelerine bağlı, bir inceleme yaptık. Orada, Türkiye Denizcilik İşletmeleri altı tane limanı kâr bölüşümü suretiyle vermiş, Ordu, Giresun ve birtakım şeyleri. Arkadaşlar, kâr bölüşümü suretiyle vermiş ama burada 1 kuruş kâr almıyor idare. Buranın yönetim kurullarına Bakanlıktan birtakım adamlar atanmış, denetim kurulu üyeliklerine valilikler atamış. Yahu, bugüne kadar, yedi sene, sekiz sene geçmiş, 1 kuruş kâr almıyor, hem de 3 milyon 900 bin liralık davalar açılmış. Bu davalar takip edilmiyor, sürüncemede bırakılıyor, vazgeçiliyor.

Burada bir de aksine şöyle bir durum olmuş: Giresun'daki bir limanda bir bina istimlak edilmiş. Bu bina istimlak edilince buradan 1 trilyon 600 milyar lira para alınmış. Bu para normal olarak devletin çünkü kâr bölüşümü suretiyle burası ilgili şirkete verilmiş. Yani bu ne demektir? Oradan elde ettiği kârın yüzde 25'ini devlete verecek, yüzde 75'i de kendisi alacak. Hâlbuki ne yapmış idare? Bu 1 trilyon 600 milyar lirayı getirmiş şirkete vermiş. Yahu, bu nasıl mantık, nasıl akıl? Yani şimdi o zaman, bunu kabul ettiğiniz zaman ne oluyor? Siz, bu suretle otuz yıllığına özelleştirdiğiniz, kâr payı ortaklığı yoluyla özelleştirdiğiniz bütün şeyleri, o zaman, alan şirketin bunu satması demektir; bu, bu anlama geliyor.

O bakımdan, değerli arkadaşlarım, gerçekten, bakın, sizin zamanınızda denetim kalktı, denetim yapılmıyor, bürokratlar istediği gibi at oynatıyor, ondan sonra, ihaleler istendiği gibi yapılıyor. Şimdi, bu memlekette, işte, başında tüy bitmemiş yetimin hakkı var. Bunları, aslında, sizin araştırmanız lazım. Bizim, burada, sizin karşınıza çıkıp da bunları size karşı konuşmamamız lazım, sizin önlemeniz lazım ama getiriyoruz "Efendim savcılara -yani zaman zaman burada diyorlar- gidin suç duyurusunda bulunun." diyorlar. Yahu, savcı yok ki kardeşim. Nerede, hangi savcıya gideceğiz? Savcıya bir suç duyurusunda bulunduğun zaman, hemen gidiyorlar, efendim, savcıyı görevden alıyorlar.

İşte, İstanbul Belediye Başkanı: Hakkında kaç tane suç duyurusu var, Danıştay da "Bunun hakkında soruşturma açılması lazım." dediği hâlde soruşturma yapılmıyor. Yani geçen gün vatandaşın birisi bana soruyor? Eski İstanbul Anakent Belediye Başkanının Genel Sekreteri, işte, Başkanla anlaşmadığı için oradan ayrılmış, büyük bir holdingin başına birileri getirmiş ve bu, MİT'e elli bin tane suistimal belgesini vermiş. Ben soruyla sordum, yanlışsa, çıksın, birileri bize cevap versin "Böyle bir belge yok." desin. Ama "Elli bin tane suistimalle ilgili belge verilmiş ve bu belgeler MİT tarafından savcılığa intikal ettirilmiyor." diyor. Böyle bir devlet yapısı olur mu arkadaşlar? Böyle bir şey vatandaştan saklanır mı? Onun için, bunları, bakın, biz söylüyoruz, siz açıklayın, yani deyin ki?

Sizin Hükûmetiniz, bu olmayan sandalyeler, olmayanlar, boş sandalyeler, nerede bunlar yahu, nerede, nerede? Başka zamanda, bunlar burada otururlardı da, burada söylenenlere geri cevap verirlerdi. Çünkü burada, gelip de cevap verme gücü yok bunlarda. Utanma duyguları, yani utanma, ar? Yani, buraya gelseler, ben kendilerine ne söyleyeceğimi bilirim ama gelmiyorlar. Gelmedikleri için, burada sorduğumuz sorulara cevap verme cesaretleri yok bunların kendilerinde. Dolayısıyla, buradan kaçıyorlar, gelmiyorlar Meclise. Ne zamana kadar kaçacaklar? Yarın milletten nasıl kaçacaklar arkadaşlarım? Yani, onun için Türkiye, devri iktidarınızda tamamen bir soygun, bir talan ülkesi hâline getirildi. İşte dârülharp diye bir mesele var, herhâlde, demek ki siz bunu uyguluyorsunuz. O dârülharp meselesini bilenleriniz biliyor.

Şimdi, dün, burada Sayın Bakana birkaç tane soru sordum. Mesela bizim Pertek Köprüsü çok önemli bir köprü, kuzeyi güneye bağlayan bir köprü. Dedim ki: "Efendim bunu yapacak mısınız?" Dedi ki: "Maliyeti çok yüksek." Hayır, öyle bir şey değil. Arkadaşlar, Tayyip Erdoğan iki tane seçim geldiği zaman dedi ki: "Bu Pertek Köprüsü yapılacaktır." Eğer maliyeti yüksekse, peki, Tayyip Bey, sen nasıl konuşuyorsun, ezbere mi konuşuyorsun? Yani maliyeti o zaman? Beş sene önce söylendi, yapılmıyor.

Mesela, bakın, bizim Tunceli'de inanın bir tek Çemişgezek yolu yapıldı, onun dışındaki bütün yollarımız çok kötü. Mesela benim ilçem asırlık bir ilçe, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun da ilçesi. Burada iki tane araba yan yana geçmiyor. En az beş sene bölge müdürüne söyledim, yapmadı. Sayın Bakana telefon ettim, inşallah bu sene bir şeyler yapacak. Ama bu, yapmadığı gibi yüzümüze telefonu kapatıyor.

Arkadaşlar, bakın, o Karayolları Bölge Müdürlüğünde yapılan ihaleleri bir kontrol etseniz, o ihaleler hep aynı kişilere veriliyor, malzemeleri hep aynı kişilere veriyorlar. Eğer orada hakikaten sağlıklı ihaleler yapılsa, dürüst ihaleler yapılsa, müteahhitler kayrılmasa o zaman bu devletin orada elde ettiği kârlarla on tane Pertek Köprüsü yapılır. Yani bunu araştıralım, hepimiz bunun başında duralım, ama bürokratlar sizin zamanınızda, tabii ki arkasında siyasiler var, ona dayanarak her türlü keyfilikleri yapıyorlar. Peki, biz milletvekiliyiz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.