Konu:375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:2
Birleşim:48
Tarih:05/01/2012


375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

112 sıra sayılı Yasa Teklifi'nin 1/d maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım biliyorsunuz. Öncelikle bunu belirtmeliyim ki Hükûmet yaklaşık bir ay önce alelacele, acemice çıkardığı bir kanun hükmünde kararnameyi bu yasayla düzeltmek istemektedir. Burası yasama organı, asli görevi yasa yapmaktır biliyorsunuz, ikinci görevi de hükûmeti denetlemektir fakat Hükûmet yasa yapma yetkisini bu Meclisten ne yazık ki tabiri caizse kaçırmıştır, kendi uhdesine almıştır ve çıkardığı kanun hükmünde kararnamelerdeki teknik hatalar yüzünden de biz sabahtan beri bunu düzeltmekle uğraşmaktayız.

Üzerinde konuştuğum konuyla ilgili Toplu Konut İdaresi personelinin haftanın yedi günü çalışmak zorunda kalması nedeniyle ekonomik durumlarının düzeltilmesi istenmektedir fakat Hükûmet çıkardığı 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle aslında birçok dengesizlik yarattı. Bunların başında da yargı mensupları gelmektedir. Hükûmet diyor ki: "TOKİ personeli çok çalışıyor, bu nedenle maaşlarını artıracağız."

Arkadaşlar, şimdi, hâkim, savcıların içinde bulunduğu çalışma koşullarıyla ilgili size biraz bilgi vermek istiyorum. Yargıç ve savcıların yüzde 78'i günde on iki saat ve daha fazla çalışmaktadır. Bu fazla çalışmanın karşılığında herhangi bir fazla mesai ücreti almadığı gibi istirahat hakkı da bulunmamaktadır.

Yine, hâkim, savcıların yüzde 90'ı hafta sonu çalışmak zorunda kalmaktadır ve hafta içinde her akşam evlerine dosya götürmektedirler. 10 bin hâkim, savcının yüzde 6'sı odalarını bir başka meslektaşıyla paylaşmaktadırlar ve odalarının dörtte 3'ü ne yazık ki steril değildir. Hâkim, savcıların yüzde 70'i meslek yaşamları boyunca en az bir kez meslek hastalığı geçirmektedirler. Bir hâkime düşen iş sayısı Avrupa ülkelerinde 200 iken ülkemizde 1.078'dir.

2009 verilerine göre Almanya'da 100 bin kişiye 24 hâkim, İngiltere'de 17, Yunanistan'da 29 hâkim düşerken, Türkiye'de yalnızca 9 kişidir. Bu durum göstermektedir ki, Türk hâkim-savcıları âdeta doğaüstü varlıklar gibi uyumadan, dinlenmeden görevlerini yapmaya çalışmaktadırlar. Ve bu 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle ne yazık ki hâkim-savcılarda bir iyileştirme yapılmadı.

2011 verilerine göre Türkiye'de açlık sınırı 981 lira, yoksulluk sınırı 2.693 lira olup, göreve yeni başlayan bir hâkim yaklaşık 3.100 lira, yani yoksulluk sınırında bir ücret almaktadır. Bu neden kaynaklanmaktadır? Biliyorsunuz hâkim-savcıların maaşı Başbakanlık Müsteşarının maaşına endekslidir. Bu durum da ayrıca yargı bağımsızlığını zedeleyen bir durumdur.

Hâkim-savcı dışında adliye çalışanlarının durumu da yine içler acısıdır; ücretler yetersizdir, çalışma koşulları olumsuzdur. Bugün bir yazı işleri müdürü ortalama 2.500 lira, kâtip 1.500 lira, mübaşir 1.400 lira almakta ve bu insanlar on saat, hafta sonu, bayram tatili olmadan çalışmaktadırlar, karşılığında fazla mesai ücreti almamaktadırlar.

Yine, "eşit işe eşit ücret" diyorsunuz, 4/B ve 4/C kapsamında çalışan büro emekçileri aynı işi yapan meslektaşlarından daha düşük bir ücretle çalışmaktadırlar ve her an işlerini kaybetme korkusuyla yaşamaktadırlar.

Yine, atanmayan yüz binlerce öğretmenin sorunu varken siz burada TOKİ çalışanlarına ek bir ücret artışı getirmek için bu kanunu önümüze getirdiniz.

TOKİ ne yapmaktadır arkadaşlar? TOKİ "kentsel dönüşüm" adı altında vatandaşın yıllarca zahmet çektiği, çamurlu yollarında yürüdüğü, elektriksiz, susuz barındığı evlerini şu anda alıp müteahhitlere, yandaş müteahhitlere rant sağlamakla meşguldür ne yazık ki. Bugün Başakşehir Kayabaşı'nda, Şahintepe'de, Şamlar'da, Avcılar Tahtakale'de, Arnavutköy'de, Çatalca'da "kentsel dönüşüm" adı altında vatandaşın arazisi reel fiyatının altında bir ücretle alınmakta, TOKİ kendi ürettiği, yaklaşık 60-70 bin liraya mal ettiği daireleri, bu arsalara karşılık 200-250 bin liraya takas ederek vatandaşı zor durumda bırakmaktadır.

Bu arsaları aldıktan sonra, normal koşullarda imar planında 0,50 olan emsali, TOKİ, kendi başına imar planı yaparak 3 emsale çıkarmaktadır, 15-20 kat irtifa vermektedir.

Bu şekilde, aslında vatandaşın olması gereken rant, ne yazık ki vatandaşa değil belli müteahhitlere gitmektedir. Vatandaş, hisseli olduğu bu arsaları vermediği zaman, TOKİ, 12'nci maddeye göre imar uygulaması yapmakta ve vatandaşın yerlerini imar dışına çıkarmakta ya da değersiz bir noktaya koyarak mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.

Yine, değerli arkadaşlar, İstanbul Kartal'da "kentsel dönüşüm" adı altında, 25 YTL karşılığında, insanların evleri elinden alınmaktadır. "Ya bu parayı al git ya da peşinata sayalım, kalan kısmını öde." denilerek, şehrin dışında,  sosyal konut anlamında, insanlara daire verilmektedir.

5393 sayılı Kanun'un "Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı" başlıklı 73'üncü maddesiyle bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile yerel yönetimlere, büyük inşaat şirketleriyle birlikte, küçük mülkiyet sahiplerinin haklarını dikkate almayan bir şekilde tasarruf etme yetkisi verilmiştir.

Yine, 2005 tarihinde çıkarılan 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, Başbakanlık tarafından Meclise, Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı olarak gönderilmiştir. Bu Yasa'ya göre, belediye veya il özel idareleri, her türlü fiziki düzenlemeyi yapmaya, bu alanlarda bulunan her türlü özel mülke -tabiri caizse- el atmaya yetkili kılınmıştır.

Şu anda, İstanbul'da, kent merkezinde değerli birçok alan bu şekilde boşaltılmakta, insanların malları yok pahasına ellerinden alınmaktadır.

Bu iktidar döneminde TOKİ? Daha önce, biliyorsunuz, KEY hesabı vardı. Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, aynı zamanda Konut Edindirme Yardımı kesilen kişilerin ortak olduğu bir ortaklıktı. Ne yazık ki maaşlarından kesinti yapılan insanların elinden alınarak, kuşa çevrilen küçük ödemelerle vatandaşlar oradan çıkarıldı ve şu anda Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, başka, TOKİ'ye iş yapan bir kısım müteahhit firmalarla birlikte kendi yandaşlarına rant sağlamaktadır.

Değerli arkadaşlar, yine elimde bir belge var. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 18/3/2011 tarihinde Eyüp ilçesinde "Alibeyköy Tema Parkı" adı altında yaklaşık 500 bin metrekarelik bir alanı da "Özel proje alanı" olarak ilan etmiş ve bu bölgede bulunan insanların evlerini boşaltmaları için kendilerine tebligat yapılmıştır.

TOKİ aslında dar gelirli kesimlere konut üretip vermesi gereken bir kuruluş iken ne yazık ki dubleks villalar, efendim, rezidanslar, iş alanları yaparak bunları da bir kısım, özellikle "TOKİ müteahhidi" olarak bilinen kişiler aracılığıyla yaparak Hükûmete yakın müteahhit firmalara rant sağlamaktadır.

Bu nedenle, umarım Hükûmet yeni bir gelir adaletsizliği yaratmadan, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle bozduğu yapılanmayı, Kanun Hükmünde Kararname'yi Meclis Genel Kuruluna getirerek yeni baştan bir düzenleme yapılmasına imkân verir diyorum, hepinizi saygıyla tekrar selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.