Konu:Ak Parti Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:80
Tarih:20/03/2012


AK PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, AKP, hayal âleminde yaşayan bir parti; daha bir şey dağıtmışlar, milletvekillerine bir gündemi belirlemişler, arkasına diyor ki: "4+4+4'ün önümüzdeki salıya kadar çıkması." diyor, gösterdiğiniz gündem maddesinde var.

Şimdi, arkadaşlar, burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir, burada kanunların enine boyuna tartışılması lazım. Burada enine boyuna tartışılmadan, siz, şimdi? Parlamentoyu kapattınız.

Bakın, geçen gün Millî Eğitim Komisyonunda yaptığınız olay şu: 150 tane milletvekilini getirttiniz, 100 tanesini Komisyonun önüne dizdiniz, 50 tanesi de -millet bilsin bunu- kapıda bekledi, nöbet bekledi, muhalefet partisi milletvekillerinin içeriye girmesini engellediniz. Bu ne demektir? Bu, eşkıyalık demektir; bu, zorbalık demektir. Siz bu zorbalıkla nasıl bu Mecliste görev yapacaksınız, nasıl yasama faaliyetinde bulunacaksınız?

Arkadaşlar, yani tabii birtakım basın mensupları olayı yanlış anlatıyor, tamamen burada yapılan zorbalıktır. 150 milletvekili getirdiniz, 100 tanesini Komisyonun önüne koydunuz. Efendim, niye oraya, Komisyonunun önüne dizdiniz? Efendim, muhalefet partisi milletvekilleri eğer Komisyona müdahale ederse ona engel olsunlar ve 50 tanesini kapıda dizdiniz, bizi ezdiniz.

Şimdi, Meclis Başkanı diyor ki: "Benim görevim değil." AKP'li grup başkan vekilleri diyorlar ki: "Meclis Başkanının görevi değil." Yahu, siz, nereden, bunu hangi hukuk derslerinden öğrendiniz? Peki, yarına bir komisyon başkanı komisyonu toplamadan bir rapor düzenledi, buraya gönderdi. "Hadi bakalım, ben, komisyon toplantısını yapmıyorum?" Bu da aynı şey, 1'den 6'ncı maddeye kadar müzakere ettiniz ama 6'ncı maddeden sonra müzakere yapılmadı.

AHMET YENİ  (Samsun) - Yaptık, yaptık; beraber yaptık.

KAMER GENÇ (Devamla) - Kim yaptı ya! Okudu, söz isteyenlere söz verilmedi, ondan sonra zorbalık kullandınız ve milletvekillerine yumruklar attınız, ondan sonra milletvekillerini zorla dışarıya attınız. Şimdi, Tayyip Erdoğan da diyor ki: "Bu kanun çıkacak."

AHMET YENİ (Samsun) - Hiç öyle bir şey olmadı Kamer Bey, biz oradaydık.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, arkadaşlar, şimdi, bu memleket hepimizin. Ben orada dedim ki: "Ya, gidelim, şu ilkokul çocuklarını çağıralım." Yani altmış aylık, yetmiş iki aylık, seksen dört aylık, doksan altı aylık çocukları çağıralım "Ya, çocuklar, biz, sizinle ilgili kanun çıkarıyoruz ama bak, bu iktidar partisi böyle diyor..." Bunun hangisi?

Yani, şimdi, beş yaşındaki çocuk oyun yaşındadır, o çocuk okuyamaz. Eğer biliyorsunuz?

Sizin bir hedefiniz var, sekiz yıllık zorunlu eğitimi kaldırmak istiyorsunuz. Niye sekiz yıllık zorunlu eğitim? "Efendim, 28 Şubat tasarrufudur." Ya, beyler, bir kanun veyahut da memleket için hayırlı olan bir şey ihtilal hükûmetleri zamanında da çıkmışsa ona saygı duymak lazım. Yani, siz, sekiz yıllık kesintisiz eğitimi kaldırıyorsunuz, yerine ne getiriyorsunuz?

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Sordunuz mu?

KAMER GENÇ (Devamla) -  İşte, dokuz yaşından sonra çocukları okula göndermiyorsunuz.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - Kaldırmıyoruz, 12 yıla çıkarıyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, senin aklın ermez öyle şeylere. Gözünü seveyim, bırak şimdi şunları da bari şey edelim.

Şimdi, devri iktidarınız zamanında Türkiye'yi allak bullak ettiniz. Bakın, şimdi, Suriye'ye devamlı beyanat. Efendim, "Türkiye'den El Kaideliler getirilmiş." diyorlar, Türkiye'den Suriye'ye getirip içine saldırıyorlar. Geçmişte Tayyip Erdoğan, Hamas liderini -Meşal mıdır Maşal mıdır- davet etmişti buraya, ondan sonra, kendisiyle, Amerika'dan ve İsrail'den korktuğu için görüşmedi. Hatta, havaalanına gidiyordu, "Tesadüfen onunla havaalanında karşılaşmamak için, gitti, bir başka dükkânda zaman geçirdi." dediler. Şimdi, çağırmış, Başbakanlık makamında görüşüyor. Bu değişiklik ne? O gün niye öyleydin, bugün niye öylesin?

Şimdi, arkadaşlar, bakın, Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devlet. Bu devletin şanına ve şöhretine uygun makamlarda bulunan insanların uygun hareket etmesi lazım. Şimdi, dün öyle, bugün öyle. Dün korkuyordu İsrail ve Amerika'dan, bugün, e, şimdi, Amerika diyor ki: "Suriye'ye saldır, dolayısıyla, Suriye'ye saldırmak için Amerika bana taviz verdi, istediğim gibi hareket ediyorum." diyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Konuya gel, konuya.

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir şey olmaz sayın milletvekilleri. Bu Türkiye Cumhuriyeti devleti yöneticileri tarafından bu kadar küçültülemez, devlet bu kadar hor kullanılamaz. Yarına Suriye'yle? Şimdi, Suriye'yle her an için bir savaş çıkarttırma durumu var arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Esad'ın yanına?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, göreceğiz. Buradan devamlı oraya saldırıyor, adam gönderilip orada devamlı Suriye'nin içi karıştırılıyor. Bu, hangi hakka dayanıyor arkadaşlar?

Şimdi, Tayyip Erdoğan'ın bir hedefi var; "Ben, işte Türkiye'de, Suriye'de, İran'da, Afganistan'da, birçok Arap ülkelerinde Sünni İslam devletini kuracağım." diyor.

EŞREF TAŞ (Bingöl) - Hiç alakası yok.

AHMET YENİ (Samsun) - Nerede dedi?

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu burada? Yani bu tamamen bu ülkeyi ateşe atmak demektir. Bu memlekette, buralarda bunlara teşebbüs ettiğiniz zaman, yarın Suriye bir saldırı da olduğu zaman bunun yansıması Türkiye'de olur. Onun için, bunda herkesin aklını başına toplaması lazım.

Şimdi, ya arkadaşlar, siz de bu memlekette yaşıyorsunuz. Yarın bir savaş çıktığı zaman sizin de çocuklarınız var, siz de zarar göreceksiniz. Bu memleketin en büyük nimetlerinden yararlanan sizsiniz, devletin gücünü kullanan sizsiniz, devletin malını, mülkünü yandaşlarına transfer eden sizsiniz, dolayısıyla, bu memleketin en büyük kaynaklarından yararlanan sizsiniz. Yarın eğer bu memlekette bir iç kavga çıkarsa kaçacak delik bulamazsınız. Amerika da sizi kurtarmaz, İsrail de sizi kurtarmaz, bunu bilesiniz. Şimdi, Tayyip Erdoğan? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Ya, şimdi bakın, sayın milletvekilleri, ben otuz senedir buradayım. Otuz senedir ben ilk defa? Yani bu döneme kadar bu Meclisin stres içinde, kavga içinde, birbirine düşman gruplar hâline sokulduğunu ilk defa görüyorum. Bunun sebebi ne? Tayyip Erdoğan diktatörlük kurmak istiyor bu memlekette ve bakın, getirdiği kanunlara hiç, siz? Yahu bir deyin ki Allah rızası için: "Arkadaş, yani sen bu kanunu getiriyorsun?" Şu MİT Kanunu'nu da getirdi. Şimdi, Tayyip Erdoğan birilerine talimat verecek, suç işleyecek, ondan sonra da o suç için kendisine diyecekler ki: "Sen bunun yargılanmasına izin verecek misin, vermeyecek misin?" Bu kanunu çıkardınız. Hangi vicdan bu kanunu size çıkarttırdı? Bir vicdanınıza danıştınız mı ya? Bir memleketin hâkimleri var, savcıları var. Bir Tayyip Erdoğan birilerini bir yere tayin ediyor, ondan sonra bu kişiler, icabında gidiyor rakiplerini de öldürüyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Mahkeme misin sen?

KAMER GENÇ (Devamla) - Daha ne, kimler kanalıyla da öldürtecekleri de belli değil. İşte, Hamas'tan Türkiye'ye adam getiriliyor, El Kaide'den getiriliyor, bilmem Müslüman Kardeşler'den getiriliyor, Libya'dan getiriliyor. Şimdi, Türkiye'nin her tarafı bunlarla dolu. Şimdi, bu kişiler, eğer Türkiye'de yarın öbür gün bir katliama girişirse bunun sorumlusu kim? İşte, sizin Tayyip Erdoğan'a verdiğiniz yetkiden kaynaklanan bir ruh ortaya çıkacak.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Saçmalamanın da bir sınırı olur ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra bu, efendim, buna izin vermezse? İşte, hani diyorsunuz ya: "Çankaya Köşkü'nde oturan Abdullah Gül -güya- çok tarafsız hareket ediyor." Abdullah Gül getirmiş, Danıştaya atadığı üyelerin bazılarını kontrol ediyor. Birisi Tayyip Erdoğan'ın teyzesinin oğlu, imam-hatip okulu mezunu.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Kenan Evren?

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendime söyleyeyim, bir de bir öğretmen okulunu bitirmiş, Millî Eğitimde iki sene genel müdür yardımcılığı veya genel müdürlük yapmış, getirmiş Danıştaya üye, yüksek hâkime üye atamış. Peki, bu hangi kültürle?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - İmam-hatip mezunu olmak ayıp mı?

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, hangi kültürle, hangi bilgiyle yüksek mahkemede Türk milleti adına içtihat niteliğinde karar verecek? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Normal liseyi bitirdin?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Abdullah Gül'e sormak lazım: Peki, böyle bir? Yani yüksek yargıya atayacağınız insanlarda böyle kayırma olur mu? E, şimdi bu kişi, Tayyip Erdoğan izin vermediği zaman ne olacak? Yani gidecek Tayyip Bey'in, Erdoğan'ın vermediği izne "verilsin" diyecek mi? Diyemez. Zaten şu anda Danıştay Başkanı olan arkadaşı da tanıyorum. Geçmişte 1. Dairede Tayyip Erdoğan'ı mal varlığında kurtaran kişi. O, siz iktidara geldiğiniz zaman -1. Dairede verilen mütalaa- önce Başbakanlık müsteşarlığına getirildi, işte, şu anda Danıştay Başkanı ve bütün daireler o gönderdiğiniz 50 tane üyeyle ona göre şekillendiriliyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olma niteliğini kaybettirecek düzenlemeler getiriliyor. Bunlar size niye rahatsızlık vermiyor? Bakın?

AHMET YENİ (Samsun) - Onlar nereden geldi? Arabistan'dan mı geldi?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Ahmet Bey, konuşma. Bak, KİT Komisyonunda beraberiz. Ya bu memleketi talan etmişsiniz.

AHMET YENİ (Samsun) - Belgeli konuş, belgeli!

KAMER GENÇ (Devamla) - Talan etmişsiniz. Bak, 5 tane limanı vermişsiniz birilerine, kâr payı olarak vermişsiniz, hiçbir kâr tahsil etmemişsiniz. Ondan sonra oraya valileri yönetim kuruluna atamışsınız. Hiçbir? O devletin alacakları orada kalmış. 1 trilyon 600 milyar liralık bir devlet malı istimlak ediliyor, parasını getirmişsiniz limanı işleten adama vermişsiniz. Ya bu devletin malını korumak sizin de göreviniz değil mi arkadaşlar? Yani ben size neler anlatayım? TOKİ'deki yolsuzlukları mı anlatayım, Kömür İşletmelerindeki? Bir yandan, zarar eden Kömür İşletmelerini yandaşlarınıza getirdiniz, verdiniz, ihalesiz onlardan kömür alıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) - Belgeli konuş, belgeli!

KAMER GENÇ (Devamla) - Her tarafta pislik var arkadaşlar, hangisinden bahsedelim? On dakikada hangi pislikten bahsedelim?

AHMET YENİ (Samsun) - Belgeleri getir, konuşalım.

KAMER GENÇ (Devamla) - O bakımdan, maalesef, siz, Türkiye'yi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Kenan Evren'den bahset.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, Kenan Evren'den bizim hesap sormamız? Şimdi, sen, Tayyip Erdoğan'ı savunuyor musun?

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - İmam-hatipliler de bu ülkenin evladı. İmam-hatipliler de hâkim olabilir.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben imam-hatiplilere karşı değilim ama herkes mesleğini yapsın.