Konu:Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:79
Tarih:15/03/2012


AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kısa adıyla Kentsel Dönüşüm, uzun adıyla Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesine İlişkin Kanun Tasarısı'nı görüşüyoruz. Gerçekte sadece afet riski altındaki alanları kapsamına alan değil, onun dışında, afet riski olmayan bölgelerde de ancak riskli yapıların olduğu arsa ve arazilerde de kentsel dönüşümü planlayan bir tasarıyı görüşüyoruz. Çok önemli bir tasarı.

"Kentsel dönüşümü kim yapacak?" diye sorarsak, herhâlde büyük bir çoğunluğumuz "TOKİ" diyecektir. Gerçekte kentsel dönüşümü Türkiye'de gerçekleştirebilecek tabii ki bir plan, program dâhilinde belediyelerin, imar otoritelerinin yapacağı planlar dâhilinde güçlü bir özel sektör vardır. Özel sektör bu modelin içinde olmaz ise, inşaat sektörü bu modelde görev almaz ise biz kentsel dönüşümü gerçekleştiremeyiz. Önerge bunu amaçlıyor.

Tasarıda özel sektörü yasaklayan bir hüküm var mı? Hayır, özel sektörü yasaklayan açık bir hüküm yok ama tereddüde yol açan bir anlayış veya ifade tarzı var; bu tereddüdü gidermek gerekir. Önergeyle, özel sektörü buraya sokan, daha doğrusu tasarıdaki, daha doğrusu maliklerin bu konuda seçim serbestisi olduğunu ifade eden bir hükmü buraya dâhil ediyoruz. Yani kentsel dönüşümün yapılacağı alanda, riskli yapıların yıkılarak yerine yeni yapıların gerçekleştirileceği bir projede maliklerin karar verme serbestisi esastır. Malik, isterse gider bir yapımcı şirketle, müteahhit şirketle anlaşabilir, isterse TOKİ'ye gelir, belediyelere gelir, "Biz burada sizden yardım istiyoruz." diyebilir; bu serbestiyi, bu özgürlüğü kendisine tanıyan bir önergedir bu.

Değerli milletvekilleri, kentsel dönüşüm, son dönemlerde, özellikle deprem korkusu giderek daha belirgin hâle geldikçe ve vatandaşlar tarafından hissedildikçe daha çok kullandığımız bir kavram ve günümüz belediyeciliğinin, günümüz kent planlamasının en önemli kavramı hâline dönüşmüştür. Anahtar kavram diyebiliriz buna, çok sihirli bir kavram gibi de algılıyoruz, her şeyi buna yüklemiş durumdayız, bir sihirli değnek gibi zannediyoruz kentsel dönüşümü, iyi planlarsak çok iyi sonuçlar alabiliriz, iyi planlamazsak kötü sonuçlar da alabiliriz.

Deprem korkusu altında, deprem olacak psikolojisi altında bir baskıyla, aceleyle bütün yetkileri TOKİ'ye verip TOKİ'nin her dediğini, her yaptığını doğru kabul edersek, yanlış kentleşmenin, yanlış yapılaşmanın örneklerini vermiş oluruz, bundan kaçınmamız gerekir. O nedenle, malikleri olabildiğince bu sürecin içine katmak gerekir. Malikler ne kadar sürecin içinde olursa -kat maliki, arsa maliki, arazi maliki- bu süreç o kadar başarılı olur yoksa kamulaştırmaya, zora dayalı uygulamalar başarılı olmaz.

Elbette kamulaştırmanın, acele kamulaştırmanın gerekli olacağı hâller olabilir, gerektiğinde devlet, TOKİ, idare bu konuda kararlılık da göstermek zorunda kalabilir, böyle hâlleri de yaşayabilir ama esas olan, vatandaşı bu sürece katmaktır.

Parsel bazında uzlaşma Tasarı'da öne çıkmış durumda. Bu, bir anlamda belki uygulama kolaylığı sağlayacak ama kentsel tasarım açısından, kentsel yenileme açısından yanlış sonuçlar da yaratabilir. Yine o dursun belki ama bunun üzerine anahtar kavram olarak belki, daha şemsiye kavram olarak "ada bazında uzlaşma"yı önemsemek gibi bir fikri yerleştirmek lazım. "Ada bazında anlaşma" da var teklifte ama "parsel bazında anlaşma" öne çıkıyor. Yani bir muhtelif parsellerde farklı anlaşma, ada bazında çok yanlış bir kentsel tasarımı ortaya çıkarabilir. Bir şeyi düzeltelim derken, belki yapı riskinden kurtulmuş oluruz ama kentsel görünüm açısından iyi bir görüntü vermeyecek bir yapılaşmaya neden olabiliriz.

Vatandaşın sürece katılması önemli dedim. Örnek vereceğim: İstanbul'un Ümraniye ilçesi: Ümraniye ilçesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, 7 Ocak 2012 tarihli Resmî Gazete'de bir Bakanlar Kurulu kararı yayımlayarak kentsel dönüşüm kararı aldı. Ümraniye'nin üç mahallesinde; Kâzım Karabekir, Hekimbaşı ve İnkılap mahalleleri. Burası 2/B arazilerinin olduğu mahalleler. Vatandaşlarımız büyük bir endişeye kapıldılar: Acaba bu araziler elimizden gidecek mi, TOKİ veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bizi bir başka yere götürüp, taşıyacak mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Daha sonra kendilerine "Hayır, biz size bu yerde tapu vereceğiz." açıklaması Sayın Bakan tarafından verilmiş; öyle duydum. Sayın Bakanla bunu konuşmuş değilim ama ilçeden aldığım bilgi bu şekilde. Ancak Bakanlar Kurulu kararı orada duruyor. 2/B belki doğrudan bununla ilgili değil ama 2/B ile, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkileriyle bu Tasarı'yı uyumlaştırmak gerekir. 2/B mülkiyetinin söz konusu olduğu yerlerde -Ümraniye'yi bir örnek olarak verdim. Çok yaygın olduğunu biliyoruz- mutlaka 2/B arazilerinin tapusunu vatandaşa vermeliyiz. Kentsel dönüşümü biraz önce ifade ettiğim gibi o tapu malikleri kendileri kararlaştırmalıdır. İsterlerse müteahhide gidebilirler, isterlerse TOKİ'ye başvurabilirler.

Sayın Bakana bir öneride bulunmak istiyorum. Bu bir önerge -Sayın Bakan da "Katılıyoruz." dediği için teşekkür ediyorum ama- belki maliklerin rızasıyla yapılacak dönüşümlerde başka engeller olabilir tasarıda, onları da gözden geçirip gerekirse düzeltmek gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.