Konu:MEHMET AKİF ERSOY’UN ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
Yasama Yılı:2
Birleşim:45
Tarih:22/12/2011


MEHMET AKİF ERSOY’UN ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Mehmet Akif Ersoy'un 20 Aralık doğumunun 138'inci, 27 Aralık ölümünün 75'inci yılı nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözde Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran yasa teklifini ve Fransa'yı kınıyorum. Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı'nda, millî mücadelede Fransızlara karşı verdiği mücadele ne ise onun "Asım'ın nesli" diye yetiştirdiği biz evlatlarının Fransızlara misliyle bir cevabı vereceğimizi de bilmelerini istiyorum.

"Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.

İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?

Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın

Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.

Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki, telâfi edecek bunca zarar var.

Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!

Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma."

Burdur'daki üniversitemizin adını aldığı Mehmet Akif Ersoy, Birinci Meclisin Burdur Milletvekilidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi albümünde ve kayıtlarında bilgisi şöyle yer almaktadır: "Mehmet Tahir Bey'in oğlu olup, Sebilürreşat başmuharriri iken kırk sekiz yaşında mebus seçilmiştir. Maarif ve irşat encümenlerinde çalışmıştır."

Mehmet Akif'i tanımadan Anadolu'da verilen mücadele ruhunu anlayamayız. Mehmet Akif, alim, aydın kimliğiyle Anadolu'yu geçerken, merkezi ve yereli tanıyan bir halk adamıdır. Medrese eğitimi almış, camilerde vaaz verebilecek bilgi ve birikime sahip bir din adamıdır. Kur'an-ı Kerim'i tercüme edecek kadar dinî bilgi ve birikime sahip bir alimdir. Aldığı üniversite eğitimi ve fen ilimlerine aşinalığıyla bir ilim adamıdır. Doğuştan edebiyata ve sanata düşkün olması sebebiyle iyi bir şairdir. Mehmet Akif, bütün bunların ötesinde, Anadolu toprakları işgale uğradığında bu toprakları karış karış dolaşan bir vatanperverdir.

Akif, sadece bir köşeye çekilip düşüncelerini ve duyduklarını yazmakla kalan şair değildir, aynı zamanda doğru bildiği şeyleri yapmaya çalışan, hareketlerini samimi duygularına uygun düşürmeye uğraşan bir halk adamıdır. Cemiyet işlerinde, vatan işlerinde kendi üzerine düşen vazifeleri yapmak için didinmiş ve durmuştur.

"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!

-Boğamazsın ki!

-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;

Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir aşığım istiklale;

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...

İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?"

Saygılarımla. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.