Konu:Ak Parti Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:77
Tarih:13/03/2012


AK PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce konuşan Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili, anlaşılan benimle ilgili bir konuşma görevi almış; bu görevi birisinin yapmasını bekliyordum, demek ki görev Sayın Konuşmacıya verilmiş.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Ben gördüğümü söylerim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ben de hem Sayın Konuşmacının hem Komisyon Başkanının tutumu hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.

Burada konuşan arkadaşlar, kamuoyuna çıkan Komisyon Başkanı Sayın Nabi Avcı, Sayın Başbakan, âdeta hepsi birer melek, melaike; olağanüstü demokratik bir ortam var pazar günü Millî Eğitim Komisyonunda ve buna rağmen Cumhuriyet Halk Partisi huzursuzluk çıkarmış! "Keşke şunlar şunlar olmasaydı." diyerek Sayın Konuşmacı burada birçok şey sıralıyor. Anlaşılan şu, özeti şudur: Keşke, Cumhuriyet Halk Partisi Millî Eğitim Komisyonunda bu kadar konuşmasaydı, bu kadar milletvekili o Komisyona gelmeseydi.

Bu kürsüden bugün bir arkadaşımız kullandı, ben o cümleyi pek sevmem ama kullanmak zorundayım: "Dinime küfreden Müslüman olsa." diye birisi kullandı, kim hatırlayamıyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Ben kullandım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Siz mi? Sayın Metiner, inanın, bilerek telaffuz etmedim; size bir sataşma kastım da yok, onu ifade edeyim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - "Dinime dahleden bari Müselman olsa."

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Şimdi, 97-98 öğretim döneminde kabul edilen sekiz yıllık kesintisiz eğitimle ilgili yasanın komisyon görüşmelerine ilişkin birkaç rakamı sizinle paylaşmak istiyorum: 11 maddelik bir kanun tasarısıdır, komisyon görüşmeleri doksan üç saat sürmüştür, dokuz gün, doksan üç saat ve bu görüşmelere komisyon üyesi olmayan 113 milletvekili katılmıştır.

HASAN ÖREN (Manisa) - Fikri, dinliyor musun?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Dün, sizin çok önemli bir milletvekiliniz de yani önemli mevkilerde bulunmuş olan, şu anda da önemli mevkide bulunmuş olan bir milletvekilinize bunları hatırlattım, "Evet, ben de oradaydım." dedi, "Ben de vardım." dedi. Sizin büyükleriniz, ağabeyleriniz, o zaman bunu kendilerine hak görmüşler. Haklarıdır tabii ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi, demokrasinin işlemesi gereken yerdir ve parlamenterler, İç Tüzük'ün kendilerine verdiği hakları sonuna kadar kullanırlar, en doğal haklarıdır. Bu güzel bir şeydir, bundan gocunmamak gerekir.

Peki, bizim şimdi görüştüğümüz tasarı kaç maddedir? Yirmi altı madde. Kaç saat konuşmuş milletvekilleri? Doksan bir saat. Yani bakın, kaç saat?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Beş madde için.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Yirmi altı madde. O zamanki kaç madde? On bir madde.

TEMEL COŞKUN (Yalova) - Ama 6'ncı maddeye kadar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Yani ölçüyü size söylüyorum. Bu önemli bir şey, bunu bilginize sunuyorum.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Bunu mu esas alarak söylüyorsun?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, sizin nereden nereye geldiğinizi söylüyorum. Siz, dünün mazlumuydunuz bugünün zalimisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) "Mazlum" ve "zalim", iki kelime de aynı kökten gelir. Hiç yadırgamam, mazlumdan bir zalim çıkabilir. Siz bugün osunuz.

Değerli milletvekilleri, pazar günü bir olay yaşandı. Komisyon, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri tarafından işgal edildi. İçeriye, sadece 3 grup başkan vekili olarak biz girebildik ve bizim Komisyon üyesi 4 veya 5 arkadaşımız girebildi; onlar da ayakta kaldı, yerlerine oturamadılar.

Bir görüşme başlatıldı. Bu işgali yöneten bir grup başkan vekili de var orada, Divanın orada duruyor, kravatsız gelmiş. Bunu da ben dokuz yıllık Parlamento tecrübemde ilk kez görüyorum, bir milletvekili komisyonda, hele de grup başkan vekili kravatsız, harekâtı yönetmek üzere orada.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Siz o cismi attınız mı atmadınız mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Geleceğim oraya.

Sayın Metiner, lütfen şu ön sıradaki konumunuzu laf atmak için kullanmayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Merak etmeyin, oraya geleceğim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Cismi atmışsanız özür dilemek size yakışır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Metiner, siz niye müdahale ediyorsunuz gerçekten?

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Niye müdahale etmeyeceğim canım, demokratik hakkım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Ne demek "Demokratik hakkım"?

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Metiner, ben sizin canınız değilim. Bana "canım" diye hitap edecek şekilde bir yakınlığımız olduğunu düşünmüyorum. Ben bir entelektüel seviyede sizinle tartışma yapabileceğimizi düşünürüm kitaplarınızı okudukça ama kürsüdeki Metiner'i gördükçe bu düşüncemden de vazgeçiyorum.

Değerli arkadaşlar, devam ediyorum. Şimdi, ne yapıldı orada? Orada Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri konuşturulmadı. Bir oturum başladı, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri konuşturulmadı. Tutanağı istedik Meclis Başkanlığından. Tutanağı aldım çünkü ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Oturumun başlangıcında bir önerge oylatmış Sayın Başkan: "Komisyon üyelerine on dakikalık süre verelim, Komisyon üyesi olmayan en fazla 3 milletvekiline de beşer dakika süre verelim. Komisyon üyeleri de bir önerge üzerinde beş dakika konuşabilsin." Bu, oylatılmış, kabul edilmiş. Bilgimiz dâhilinde değil. Varsayalım ki bu önerge uyarınca oturumlar yürüyecek, değil mi, görüşmeler buna göre yürüyecek. Maddelere yani o maddeler sırasıyla konuşuluyor. Başkan söz isteyenleri sayıyor. Örnek veriyorum: "Sayın Ali Haydar Öner, Sayın Recep Gürkan, Sayın Engin Özkoç, Sayın Metin Lütfi Baydar, Sayın Nur Serter?" Bizim üyeleri sayıyor. Sonra "Yok." diyor, devam ediyor: "Kabul edenler? Etmeyenler?" Bu arkadaşlarımız o esnada salonun içinde. Sayın Komisyon Başkanına düşen "Sayın Serter, Sayın Gürkan, Sayın Baydar; lütfen yerinize geçin, mikrofonu açıyorum, konuşun." Sayın Başkan talimatı aldığı için bunu yapma hak ve yetkisinde görmüyor kendisini.

Geçiyorum, devam ediyorum. Bu şekilde birkaç madde geçiyor. İlerleyen maddelerde "Söz isteyenler?" diyor Komisyon Başkanı. Sayın Muharrem İnce'nin tutanaklarda 6 kez "Söz istiyorum." talebi var, 6 kez ve Başkan söz vermiyor. O grup başkan vekili de orada. Başkanı koruyan, o koruma görevini üstlenmiş olan milletvekillerinin en ucunda duruyor kravatsız bir şekilde harekâtı yönetiyor. O da görüyor Sayın Muharrem İnce'nin söz talebini.

Değerli milletvekilleri, Anayasa'nın 87'nci maddesi yasama görevinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu söyler. Yani yasama görevi milletvekillerinindir. Milletvekili yasama görevini konuşarak, görüşünü ifade ederek yapacaktır. Milletvekilinin yasama görevi yapması engellenmiştir.

İç Tüzük'ün 29'uncu maddesi der ki: "Komisyonlarda istem sırasına göre söz verilir." İstemler burada. Ayrıca, yazılı başvurularımız var. Benim de var. Varsayalım ki o komisyon üyeleri yok -aslında oradalar- diğer yazılı başvurularımız var. Onları okuyun; onlar da yok! Benim de başvurum var.

Şimdi, İç Tüzük'ün 29'uncu maddesi ve bunun referansıyla Anayasa'nın 87'nci maddesi açık bir şekilde ihlal edilmiştir. Sayın Meclis Başkanına düşen görev şimdi bunu iade etmektir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hangi maddeye göre iade edecek?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - AKP'nin kurmay kadrosu cumhurbaşkanlığı seçiminde nasıl bir hata yaptıysa, burada da bu grup başkan vekilleri, kurmay kadro, Sayın Başbakana ve Komisyon Başkanına hata yaptırmıştır.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) - Öze gel Başkanım, öze?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Siz hiç merak etmeyin, oraya geleceğim. Hiç merak etmeyin. Sizin aklınız magazinde. Orada da mahcup olacaksınız. Mahcup olacaksınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Bizi karıştırmayın Akif Bey, grup başkan vekillerini, Başbakanı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Evet, evet, bu harekâtı sizler yönettiniz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Bilemezsiniz siz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sizler, oradaki grup başkan vekilleri. Birisi kravatsız bir şekilde divanın yanındaydı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Onu anlatın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Divanın yanındaydı, harekâtı yönetiyordu.

İç Tüzük'e aykırı olarak kabul edilen, kabul edilmiş sayılan teklifler Meclis Başkanı tarafından Komisyona bir kez daha görüşülmek üzere iade edilir. Geçmişte bunun bir örneğini ben Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyken yaşadım. Plan ve Bütçe Komisyonu görüşülen tasarıyla ilgisi olmayan bir maddeyi önergeyle tasarıya ilave ettiği için Meclis Başkanı 35'inci maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesine dayanarak iade etmişti.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Farklı şeyler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Aydın, dinlerseniz? Siz, işte, Sayın Başbakanın gözünde kendinizi aklamak için öyle savunuyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Sayın Başbakan bizim ne olduğumuzu bilir, hiç merak etmeyin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Değerli grup dinleyin, grup başkan vekillerinizin nasıl hata yaptığını anlayın.

Şimdi, bakın, o madde diyor ki: "Komisyonlar, kendilerine havale edilen iş dışında bir işle uğraşamazlar." Doğrudan ilgisi bile yok. Ona rağmen Meclis Başkanı iade etmiş. Burada İç Tüzük'ün 29'uncu maddesine açık bir aykırılık vardır. Meclis Başkanı iade etmek zorundadır. Sayın Meclis Başkanı bir hukuk adamıysa, bu Meclisin Başkanıysa başka bir seçeneği yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Ya demokrasi ya otoriter tutum sergileyen Sayın Başbakanın talimatı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Adıyaman) - İç Tüzük 35'te böyle bir şey yok.

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ben, Sayın Meclis Başkanının bir hukuk adamı olduğu inancımı kaybetmek istemiyorum. Kaybetmek istemiyorum. Sayın Meclis Başkanının sağduyusuna inanmak istiyorum. Bugüne kadarki inancım böyleydi. Bu inancın sarsılacağı bir tavrı Sayın Meclis Başkanından beklemiyorum.

Gelelim diğer konuya: O görüşmeler başladığında? Aslında başlamaması gerekir. İç Tüzük'ün 46'ncı maddesi de ihlal ediliyor. İç Tüzük'ün 46'ncı maddesi der ki: "Komisyonda eğer görüşülecek bir ortam yok ise -gerginlik, kavga, vesaire, kelimeler böyle değil ama- sükûnet ortamı yok ise Başkan oturuma ara verir, gerekirse erteler ve durumu Meclis Başkanına bildirir." 46'ncı maddeye de aykırılık vardır. Görüşmeyi başlatmaması gerekir, başlattı. Peki, başlattı, ben kalktım, Komisyon Başkanına yöneldim: "Sayın Başkan" diye sesliyorum. Bir baktım, önümde bir duvar, etten bir duvar var. Bir hamle yapıyorum. Tanımadığım birisi -koruma diye düşündüm, Başkanın koruması buraya girmiş- "bir dakika falan", beni iteledi. Bir şeyler de söyledi bana. Kelimeleri, cümleleri hatırlamıyorum.

MUSTAFA AKIŞ (Konya) - Bu hâle siz getirdiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - "Sen kimsin?" dedim. Koruma diye düşündüm. "Ben milletvekiliyim." dedi. Tanımıyorum. Görsem tanırım şimdi, ismini bilmiyorum daha doğrusu, fiziken görsem tanırım. "Bir saniye, Sayın Başkanla görüşeceğim." Bana bir şeyler söyledi, iteledi. Bir başka uzun boylu milletvekili arkadaşımız "Ağabey, sen gel böyle" falan gibi bir şeyler söyledi. Sayın Komisyon Sözcüsü de orada. "Sayın Başkan, Sayın Başkan?" diye sesleniyorum. Harekâtı yöneten grup başkan vekili de orada. Aslında ona yakışan, bir grup başkan vekili oraya gelmiş, onun Komisyon Başkanıyla görüşmesini sağlamaktır. Komisyon Sözcüsü beni görüyor ama umurunda değil çünkü talimat almışlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Siz talimat almadınız mı Başkanım?

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, son bir dakikanızı veriyorum.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Başkan?

BAŞKAN - İki dakikanızı ilave ettim efendim.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Başkan, ben izninizle, sataşmadan?

BAŞKAN - O hakkınızı ilave ettim.

Buyurunuz efendim, tekrar buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - O koruma duvarını aşamadım. Başkana farkındalığımı ifade etmek için önüne bir İç Tüzük attım şöyle, önüne. Bunu biliyorsunuz. Devam ediyorum: Sayın Başbakan? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) - Hiç yakışmıyor size!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ben oradayım, ben oradayım. Sayın Başbakan bunu bir "tank" olarak tanımladı; Komisyon Başkanı "300-400 gram" diyordu, Başbakan "500 gram" dedi; Komisyon Sözcüsü tabii ki Başbakanın söylediğini tekrarlayacak.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Akşam televizyonda izlersin!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - O selobant aparatını, o plastik aparatı da İç Tüzük gibi Sayın Başkanın önüne attım. "Fırlatma" budur arkadaşlar. Ben öyle bir şeyi kesinlikle yapmadım, kesinlikle yapmadım; kimseye, bir yerine bir şey gelsin diye bir aparat fırlatmadım. Sayın Komisyon Başkanını da üzme niyetiyle bir hareket yapmadım, kesinlikle böyle bir niyetim yok ama Sayın Başkan o demokrasi ayıbını plastik aparatla örtmeye çalışıyor. Bu yakışmamıştır. Plastik aparatla o demokrasi ayıpları?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Son bir dakika Sayın Başkan, izninizle?

BAŞKAN - Tamamlayınız lütfen sözünüzü, çok fazla?

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Sayın Başkan, kaç dakika oldu bir söyler misiniz lütfen Sayın Başkan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Siz İç Tüzük'e aykırı olarak buralara çıkıyorsunuz.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Toplam kaç dakika oldu Sayın Başkan, bir söyler misiniz lütfen, öğrenmek istiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sizin o harekâtı yöneten grup başkan vekilinize sorun?

BAŞKAN - Lütfen sözünüzü tamamlayınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Toplam kaç dakikadır konuşuyor Sayın Grup Başkan Vekili öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Bahçekapılı, size sonra söylerim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - ?o, İç Tüzük'e aykırı olarak buraya çok çıkmıştır.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN - Lütfen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ben saygı göstermişimdir çünkü grup başkan vekili her zaman çıkıp konuşur benim inancıma göre, İç Tüzük önemli değildir.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Konuşun, biz dinliyoruz sizi!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Metiner de çıkıp konuşabilir, İç Tüzük'te ben madde aramam, milletvekilinin konuşma hakkı esastır.

Kimseyi üzme niyetiyle bir şey yapmadım ama pazar gününe kadarki demokratik tavrı pazar günü sona eren bir Komisyon Başkanı var. Sınanmamış demokratlıklardır bunlar. Ya demokrasi ya makam aracı, makam otomobili arasındaki tercihini makam otomobilinden yana yapan bir Komisyon Başkanı gördük.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Bir dakika daha verin, bu da bizden olsun!

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.