Konu:Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:76
Tarih:08/03/2012


AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 18'inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önergemiz üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel olarak yazılı ve görsel medyada kadına dair araştırmalar, raporlar ve anketler genelde birinci konu olarak işlenmiş ve manşetlere taşınmıştır. Bu duyarlılıklarından dolayı bütün medya camiasına teşekkür ediyorum. Bu anket, rapor ve araştırmalar sonuçları itibarıyla yerleşik algıları da sorgulatmaya başlamıştır. TÜİK tarafından yapılan anketlerde kadınlar genellikle hâlinden memnun ve mutlu göste-riliyorken, bir araştırma şirketi tarafından 38 ilde 2.864 kadınla yapılan ve bugün açıklanan mutluluk anketinde kadınların dörtte 3'ünün, diğer bir deyişle her 10 kadından 7'sinin mutsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışan kadınların yüzde 68'i kazandığı parayı eşine teslim etmektedir. Kadınların yüzde 85'i "Şiddete hayır." derken, yüzde 15'inin şiddeti kabul edilebilir bulması, zannediyorum, gelenekselleşmiş bakış açısı, belletilmişlik ve çaresizliktendir yani kadın "Gidecek yerim mi var? Diyecek sözüm mü var?" sarmalında dolanıp durmaktadır.

Anketlerden çıkan en çarpıcı sonuçlardan bir diğeri ise eğitimin yükselmesi ve ailenin aylık gelirinin artmasıyla şiddet görenlerin oranının azalmasıdır.

Kadının adil olmayan çocuk yetiştirme anlayışı ve kendini algılaması değişmeden, hak ve özgürlüklerine sahip çıkma bilincine erişmeden yapılacak düzenlemeler de fayda etmeyecektir yani eğitim ve gelir durumuyla şiddet arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Sonuç olarak, eğitime yatırım yapmayan devlet, daha çok cezaevi yapmaya mahkûmdur.

Aniden gündeme gelen, benim deyişimle "4/4/4" sistemi de -çok kültürlü sisteme geçeceğimize- çocukları yaş ve cinsiyetine göre bölmekte ve ayrıştırmaktadır. Bu Komisyonda yaşananlar, tüm erkeklerin öfke kontrolü sorunlarını aşmaları gerçeğini de ortaya çıkarmaktadır.

Öte yandan, Dünya Ekonomik Forumu'nun Cinsiyet Uçurumu Raporu'na göre kadının ekonomiye katılımında, Türkiye, son yirmi yılda ilerleyeceğine gerilemiştir.

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı giderek düşmektedir. Son on yılda artan şiddetin de bu bağlamda değerlendirilmesi, çözüme yönelik arayışlar için önemli bir referanstır.

"Şiddet artmıyor, devlete olan güven nedeniyle ortaya çıkıyor." diyerek kendini kandıran anlayışın, vatandaşını da kandırdığını sanmaması gerekir. Böyle düşünenler, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na kulak verirlerse, güven var mı yok mu anlayacaklardır. Bu şartlarda toplumlar değişemez ve gelişemez.

Şiddetin önlenmesi öz güvene, kimlik ve onuruna, ekonomik bağımsızlığına ve ruh ve beden sağlığına sahip sosyal kadınlarla mümkündür. Bu çerçevede, ülkemizde kadın istihdam çalışmalarına hız kazandırılması gerekmektedir. Kadınların bilgi ve teknolojiye ulaşabilmeleri için her türlü olanak sağlanmalı, kadınların iş gücü niteliğini artıracak eğitimler yapılmalıdır. Kadınları istihdam edecek işverenler de düzenlenen seminerlerle mobbing'e karşı, kadın iş gücü çalıştırma konusunda eğitilmelidirler. Bazı sosyal demokrat belediyelerimizde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi vardır. Hizmetler, üretimler kadına göre planlanmaktadır ve orada kadınlar huzurlu ve mutludurlar.

Sayın milletvekilleri, şiddetle istihdam arasındaki bağı vurgulamaya özellikle yönelmemin nedeni 18'inci maddenin nafaka konusunu düzenlemesidir. Bu konuda vermiş olduğumuz önergemiz uluslararası anlaşmanın 20'nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Bu düşüncelerle önergemizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaleli.