Konu:AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:76
Tarih:08/03/2012


AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasanın 16'ncı maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Açıkçası, bir şaşkınlık içerisindeyiz. Niye? Çünkü görüşülen yasa maddesi 3'üncü fıkra itibarıyla eğitimin görsel ve yazılı yayın organları tarafından medya kullanılarak gerçekleştirilmesini önüne hedef olarak koyuyor. Yine 6'ncı maddesinde, ilköğretim ve ortaöğretim müfredatında toplumsal cinsiyet, kadının insan hakları ve kadın-erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler kısmı geçiyor. Biz, 6'ncı maddede olan "toplumsal cinsiyet" kavramının 3'üncü maddede de yer alması gerektiğini ifade ettik. Bir baktık, iktidar partisi bir önerge vermiş, onlar da tam aksine, 6'ncı fıkrada yer alan, ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan öğrencilerimizin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitim görmesi kısmını çıkarmışlar.

Şimdi, önergeye bakıyoruz, doğru, burada 3 tane erkek arkadaşın imzası var ama Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu Başkanının imzası var. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin eğitim alması hususunda "Bu düzenleme nasıl oldu buraya girdi?" diye şaşırmışken bizler -çünkü tanım olarak yer almamıştı, "Gözden kaçmış herhâlde." diye düşündük- iktidar partisi bunu da çıkarmak istiyor. Yine, Oya Eronat, Sermin Balık, Nurdan Şanlı, 3 tane daha kadın vekilin imzası var. Bırakalım, bunu istiyorsa da erkek vekiller istesin. Kadın vekiller en azından, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda, özellikle de ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin eğitim görmesi hususunda elini taşın altına koysun, desin ki: "Biz bunu istiyoruz." Yani dünden beri burada yapılan her konuşmada işin ucunda eğitim olduğunun altı çizildi ama geliyoruz, bunu yasalaştıracağımız, görünür, bilinir kılacağımız noktada önüne ket koyuyoruz, kavramlarla yarışıyoruz, kavramları tartışıyoruz. Bunlar ulusal üstü kavramlar, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi itibarıyla zaten yasalarımızın üstünde olan kavramlar. Biz, ulusal üstü sözleşmelere imza atmışız, bunları kabul etmişiz, kendi iç hukukumuzda da bunlara yer vermek gibi bir sorumluluk altındayız o imzaları atmış olmamız dolayısıyla.

Peki, bugün nasıl oluyor da bu kavramlarla yarışıyoruz, "Yer almamalı." diyoruz? Bunun arkasında yatan zihniyet nedir? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Hani, burada en fazla söylenecek? Sayın Elitaş'a sorduk biz burada konuşmadan önce, "Bu doğru bir şey değil." dedik,  "Bizim ilkesel yaklaşımımız. Başta böyle düşündük, sonuna kadar da böyle devam edeceğiz." dedi. Var mı? Yanlıştan dönmenin bir noktası vardır herhâlde, yanlıştan dönülür. Konu eğitim ve biz bunun eğitimini vermekten bu kadar imtina eder bir noktadayız. Genç nesilleri nasıl yetiştireceğiz? Sosyal ortamda şiddet, ekonomik ortamda şiddet, siyasal anlamda şiddet. Bu gençler, nasıl şiddet ortamı dışında kadın sorununu, gençlik sorununu değerlendirecekler? Bu konuda herkesin sorumluluğu vardır, bunun altını çizmek istiyoruz.

Bizler, şiddetin yaşamdan bir bütün çıkartılabilmesi için tabii ki eğitimin bir öneminin olduğunun farkındayız ama siyasi iktidarın, Türkiye'de 2 insandan 1'inin oyunu almış siyasi iktidarın burada ortaya koyduğu yaklaşımın eğitim kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. Kamuoyuna verilen mesajın, burada rol model olma açısından çok önemli ve değerli olduğuna inanıyoruz. Burada inandırıcılığını yitirmiştir siyasi iktidar; bu önergeyi hazırlayarak ve buraya sunarak inandırıcılığını yitirmiştir. Aksine, yapılan yayınların süresi doksan dakikaysa bunun daha ileriki dönemlerde daha da artırılması gerekir. Eğer ilk, ortaöğretim müfredatlarında yer veriliyorsa bunun daha da artırılması gerekir. Kaldı ki biz bir müfredat konusu olarak görmüyoruz, gerektiğinde ders bile verilebilmelidir. Bizim öğrencilik yıllarımızda vardı, sizinkinde oldu mu bilmiyorum ama bazı konularda toplu olarak dersler verildi kapalı spor salonlarında. Belki onların konusu olabilecek bir konudur ama biz, kalkıyoruz, müfredattan çıkartıyoruz, eğitim konusu olmaktan çıkartıyoruz; bu doğru değil. Tam da o müfredatta görmesi gerekiyor gençlerimizin, çocuklarımızın "toplumsal cinsiyet eşitliği" kavramını. Aile içerisinde görmüş olması kadar sosyal yaşamda görmüş olması da önemlidir; sosyal yaşamda gördüğü kadar okuduğu, öğrendiği materyalde görmesi de önemlidir.

Şimdi burada, siyasi iktidar, ortaya koymuş olduğu tavrı kamuoyuna açıklamakta. Bugüne kadar Sayın Bakanın ortaya koymuş olduğu samimiyeti tartışılır kılacaktır. Bunun sorumluluğu bizlerindir, sizlerindir. Müfredattaki ayrımcılığı körükleyen, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle uyuşmayan kavramları ayıklamak yerine bunu koymaktan çekinmenin bir doğru tavır olduğunu düşünmüyoruz, önergemizin kabulünü rica ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ata.