Konu:AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:07/03/2012


AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasanın 9'uncu maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz hakkı almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün bu salonda açığa çıkan tablo budur; siyasi iktidar, bazı maddeler için bazı düzenlemeler öngörmüştür, değişiklik önergeleri getirmiştir, o konudaki düzenlemeler geçmiştir ama bunun dışında, muhalefet partilerinin ortaya koyduğu hiçbir düzenleme, buraya sunduğu hiçbir düzenleme kabul edilmemiştir. Yani bu, bizde bir tabir var, diyor ki. "Ben bana hayran, ben bana kurban." mesele bu yani en iyisini ben bilirim, en iyisini ben yaparım anlayışını ortaya koyuyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Ben bana kurban, el bana kurban!

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Şimdi, birçok milletvekili arkadaşımız söz hakkı aldı ve şunu belirtti, dedi ki: Kadına şiddet konusunda yaklaşım siyaset üstü olmalıdır. "Partiler üstü, siyaset üstü" kavramlarını kullanıyoruz. Sayın İyimaya bu konuda itiraz ettiği için aklıma geldi. Kendisi, partiler üstü değil, siyaset üstü ele alınması gereken bir konu olduğunu düşünüyor. Bu temelde bir araya gelip, ortak üretebileceksek çözümü neden bu kadar bir direnç var ve çözümsüzlükte ısrar var?

Sayın Bakanım, siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz ve bu Parlamentoda oturan ve bu kadar ilgisiz davranan siyasi iktidarın saygıdeğer milletvekilleri de biliyor, Türkiye'de kadın katliamı bugün sırtımızı dönebileceğimiz bir gerçeklik değildir, çok açıktır. Bizim sizden alabildiğimiz tek sonuç şudur: 2002-2009 yılları arasındaki artış yılda yüzde 1.400 oranındadır. 2002 yılında 66 kadın katledilmiştir, 2009 yılında bu rakam 953'e çıkmıştır; artış yüzde 1.400.

Şimdi, daha önce bu kürsüden şunu ifade ettiniz: "Bizim dönemimizde kadına yönelik şiddet görünür oldu, bilinir oldu. O nedenle bu sayıdaki artış söz konusudur." Böyle bir yorumu açıkçası ortaya koymuş olduğunuz samimiyete uygun görmüyorum. Niye? 1 kadın bile olsa bu bizim problemimiz, öldürülen 1 kadın bile olsa ki, doğrudur, kadına yönelik şiddeti görünür kılamıyoruz, bilinir kılamıyoruz. Bunun önünde toplumsal değer yargıları engeldir. Bunun içerisinde kadını eve hapseden politikalar engeldir. Bunu biliyoruz ama bunu kırmanın yöntemi de başta yasalarda düzenlemeler yapmaktır ki, kaldı ki, sadece yasalarda düzenleme yapmak yeterli değildir. Hepimiz biliyoruz ki burada 2005, 2006 yılında yapılan değişikliklerin toplumdaki yansıması istediğimiz gibi olmamıştır. "Artık, ailenin reisi erkek değildir." dediğimizde, bu, aile içerisinde karşılığını bulmamıştır. Niye? Çünkü ortada bir geleneksel aile modeli var ve bunun değişebilmesi için önce bu sürecin farkında olan, eşitlik politikalarını hayata geçirebilecek bir siyasi iktidar ve Parlamento iradesiyle mümkün olabilir. Görünür, bilinir kılmamız gerekiyor. "Neden erkek değildir?"i eğitimle, her türlü materyali kullanarak, her türlü enstrümanı araç olarak kullanarak ortaya koyabilmeliyiz ama bundan çok uzak bir politika içerisindeyiz.

Şimdi, biz yarın bu yasayı çıkartacağız. Gönül rahatlığıyla çıkmayacak bu yasa. Ama nasıl? Buradaki hiçbir kadın milletvekili de bu yasanın çıkmasında "hayır" demeyecektir çünkü var olan duruma göre daha bir iyileştirme öngörüyor ama açıkçası bu yasayı çıkarırken de vicdanımız rahat değildir. Yarın gerçekleşecek aile bireyi olmayan bir kadının katliamı karşısında "Biz masumuz." diyebilecek miyiz? Bunu yapabilecek miyiz? Hayır. Bu, bile bile lades olmaktır, bile bile "Bu sonucu kabul ediyorum." demektir, "Kadın katliamına göz yumuyorum." demektir. Bunlar yaşanmış, toplum tarafından görülmüş, hatta biz engel olamadığımız için bazı araçlar, bazı enstrümanlar kullanarak yaygınlaştırılmış ama buna karşı şimdi bir önlem alma durumumuz söz konusuyken, Parlamentoya yasa tasarısı gelmişken, biz bunu bilerek "hayır" diyeceğiz. Bu demektir ki: Biz yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmayı tercih ediyoruz. Esasında sorunun farkındayız, sorunun hangi toplumsal kaynaklarının olduğunun farkındayız, bunu değiştirebilmenin yöntemini biliyoruz. Zor olacaktır, bu bir gerçektir çünkü mevcut statüye karşı bir adım atıyoruz, zor olacağı kesindir. Tabii ki eleştirilecektir, birçok insan kalkıp birçok şey söyleyecektir ama bunu göze almamız lazım çünkü ortada, insan yaşamı söz konusudur çünkü ortada, karartılacak yaşamlar söz konusudur. Bizim tercihimiz, insan yaşamından, yaşama hakkından taraf olmalıdır, kim olursa olsun. Aksi hâlde, kadını katledip buna gerekçe bulan, kadını katledip "Hak etmişti." diyenlerden farkımız kalmaz. Bugün, hepimiz biliyoruz ki kadın katliamlarında failler çoğu zaman toplum tarafından kahraman olarak gösteriliyor. Biz buna boyun mu eğeceğiz? Biz bunu kabul mü edeceğiz? Hayır.

Buradaki değişiklik önergelerine karşı biraz daha duyarlı olunmasını beklerdik ama hiçbir önerge kabul edilmedi. Bu önergemizde de bir hususun altını çiziyoruz. Yıllardır bunun mücadelesini verdik. Kadına yönelik şiddet vakalarında kadının beyanı esas alınmalıdır. Bu, soruşturma aşamasında, bu daha sonra, itirazın geliştiği, aleyhine tedbir uygulanan şahsın itirazının geliştiği aşamada da söz konusu olmalıdır. Kadının beyanı esas alınmalı hükmü esas olmalıdır.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Ata, teşekkür ediyorum.