Konu:AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:07/03/2012


AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasanın 2'nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine konuşmak üzere söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önergemizde öncelikle toplumsal cinsiyet tanımı bir maddede atıfta bulunulmuş olmakla beraber ne yazık ki tanımlar içerisinde yer almıyor. Toplumsal cinsiyetin de tanımının yapılması gerektiğini düşünüyoruz 2'nci madde içerisinde.

Ve yine, şiddet mağduru kadınların dışında aynı zamanda "trans kadınlar, lezbiyen, gay ve eş cinseller" ibaresinin de eklenmesini istiyoruz. Biz ne kadar yok sayarsak sayalım toplumumuzun bir gerçekliğidir ve herkesin? Biz eğer cinsiyet eşitliği politikalarını hayata geçireceksek, ki biz burada ifade ediyoruz, kadın olarak ikinci cins olarak adlandırılıyoruz ama onlara üçüncü cins olarak bile bir değer verilmiyor, var sayılmıyorlar, hakları korunmuyor ve bu çerçevede de her gün şiddet mağduru oluyorlar. Bu konuda öncelikli olarak biz nefret suçlarıyla ilgili değişik yasa tasarıları, teklifleri hazırladık, değişiklik önergeleri ama bu nefret suçlarının da en büyük mağduru olanlar yine trans kadınlar, lezbiyenler, gay ve eş cinseller. Bu tanımın da mutlaka yasa içerisinde yer alması gerektiğine inanıyoruz.

Değerli milletvekilleri, "Toplumsal cinsiyet: Toplum tarafından kadın ve erkeğe yüklenen ve sosyal olarak kurgulanan cinsiyetçi roller, beklentiler, tutum ve davranışları" bendinin eklenmesi şeklinde ifade ettik. Şöyle ki: Ne yazık ki bizlerin cinsiyet eşitliği politikalarını hayata geçirme mücadelemiz yanında yine toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması noktasında da bir mücadele içerisinde görüyoruz kendimizi. Bizim mücadele etmemiz toplumumuzun bu konudaki, esasında, gerçeğini açığa çıkartır ki bu noktada da Parlamentonun bu konu üzerinde çıkarılan yasa gerekçe görülerek bir düzenleme yapması gerekiyor, bu tanımlara mutlaka yer verilmesi gerekiyor.

Bunun dışında değerli milletvekilleri, Türkiye'de en çabuk olabildiğiniz şey terörist ki bugün özellikle Barış ve Demokrasi Partisi üzerinde yürütülen bir şiddet söz konusu ki bunda en büyük mağduriyeti yine kadın siyasetçilerimiz ve seçilmişlerimiz yaşıyor. "KCK" adı altında yürütülen soruşturmalar vesilesiyle toplumda ötekileştirme mantığının en somut örneğiyle karşılaşıyor kadınlar. Bizler cinsiyet kotası noktasında yürütmüş olduğumuz mücadeleyi kendi siyasi partimiz içerisinde, yine temsiliyetini şahsımızda gördüğümüz tabanımız için yürütüyoruz. Ama şu bir gerçek, hem parti içerisinde hem de topluma karşı verilen bu mücadele karşısında zaten kadın yalnız iken bunun yasalarla da korunmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ama buna rağmen bir de yargıyla bastırılma sürecini yaşıyoruz.

Şu an Diyarbakır'da görülmekte olan KCK ana davasında yargılanan kadın arkadaşlarımızın iddianamesinde şu ifade yer alıyor: "Sadece cinsiyet kotasını savunmadılar, bir de seçilebilecek yerlerde kadınlara yer vererek ve kadınları seçtirerek bunu başardılar." Bu, hepimiz için bir ayıptır ve bunu savunmak eğer KCK'li olmaksa, cinsiyet eşitliği politikaları noktasında mücadele etmek eğer KCK'li olarak sayılmaksa, evet, biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz; cinsiyet kotasını savunacağız, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için politikaları ortaya koyacağız ki bu amaçla attığımız bazı adımlar ve yürüttüğümüz bazı çalışmalar var. Bunların en çok görünür olanı, eş başkanlık sistemimiz, yine parti içerisinde oluşturduğumuz cinsiyet kotası, tüzüğümüze aldığımız cinsiyet kotasıyla ilgili düzenleme ve yine iktidarda olduğumuz illerde yerel yönetimlerimizde oluşturduğumuz, işçiyle kurmuş olduğumuz hizmet akitlerinde kadını koruyan hükümlerle bunu görünür kılmaya çalışıyoruz.

Kadına şiddet uygulayan ve yine bu şiddetin meşru görülebilmesi koşullarını yaratmaya çalışan erkek arkadaşlarımız için bu sözleşmelerde ortaya konulan hükümlere uyma zorunluluğunu, eğer şiddet uygularsa öncelikle maaşının kesilmesi, daha sonrasında gerekirse kendisi işten çıkarılarak eşinin alınması noktasına varan düzenlemelere yer veriyoruz.

Ve yine şunu belirtmek istiyoruz: Bu verilen mücadele, toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında verilen mücadele toplumun çok çabuk kabul edebileceği bir mücadele değil çünkü verilen roller ve statüler var ve bu statüleri değiştirme noktasında ne yazık ki azim ve kararlılık gerekiyor ve yine destek gerekiyor. Sadece kadının bu noktada yaşadığı toplumsal konumu doğru tahlil edebilmesi yeterli değil, aynı zamanda erkeğin de beş bin yıllık egemenlikten kaynaklı feodalizmiyle buluşması gerekiyor, bunu tanımlayabilmesi gerekiyor ki ortak mücadelenin sonucu olan eşitliğin sağlandığı bir toplumsal süreç de yaşanılır olabilsin.

Ben yine saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ata.