Konu:Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:07/03/2012


AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 181 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

"Sizin en hayırlınız eşine en iyi davrananınızdır. Eğer içerinizden biri eşine karşı el kaldırıyorsa bilesiniz ki o hayırlı değildir." hadisi şerifi ile konuşmama başlamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; netameli konulara el atan, gerçekten gayretkeş, çalışkan, başarılı Bakanımız bu konuyu da gündeme getirdi. Huzurlarınızda Sayın Bakanımıza da özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Gerçekten netameli bir konuydu. Bu netameli konuya bu zamana kadar el atılmadı. Her ne kadar 4320 sayılı Kanun 1998 yılında yürürlüğe girmiş olsa da üzerinden yaklaşık on dört yıl geçti. Bu on dört yıl süre zarfında teknolojik, içtimai ve sosyal alanda bir sürü gelişmeler oldu. Bu gelişmelere ayak uyduramayan, iyi niyetli hazırlanmış bu kanunun uygulamasındaki sıkıntılarından mütevellit yeni bir kanun hazırlama ihtiyacı hasıl olmuştu. Gerçekten, Sayın Bakanımıza da bu konudaki gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Özellikle Anayasa'nın 41'inci maddesine göre "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar."

Burada, Sayın Bakanım haricindeki konuşmacıların kahir ekseriyeti özellikle kadın vurgusu üzerinde mesaj vermek istedi. Hâlbuki aile Türk toplumunun temelidir. Aile olmadan kadın olmaz, erkek olmaz. Burada bir sıralama yapmak gereği hasıl olacaksa -katılmıyorum ama- bu sıralamada aile ön planda olmalıdır diye düşünüyorum. Sonra çocuklar, sonra kadın, erkek? Eğer eşitler arasında önde gelen olmak, sıralamak gerekiyorsa hadi kadınları öne alalım diyorum ama aile, Türk toplumunun temelidir. Eğer bir toplumda aile çatırdayacak olursa o ülkenin geleceği, o milletin geleceği de tehlikededir diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa'nın 41'inci maddesinde devlete aileyi korumak üzere görev verilmiştir. Yine, TCK 86'ncı maddesinde "Kasten yaralama suçunun üst soya, alt soya, eşe ve kardeşe karşı işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaksızın verilecek ceza yarı oranında arttırılır." hükmü? Yine, cumhuriyet savcıları tarafından aile içi şiddete maruz kalındığının öğrenilmesi hâlinde bu konuda herhangi bir şikâyet de gerekmediğinden derhâl soruşturmaya geçilmesi, koruma kararı için derhâl aile mahkemesine bilgi verilmesi, mahkeme tarafından tedbir içeren koruma kararı verilen hâllerde kararın uygun bir biçimde infazının sağlanması da mevzuatımızda vardır. Ayrıca, kadınlar lehine pozitif ayrımcılık içeren, referandumdan geçen Anayasa'nın 10'uncu maddesinde de lehe düzenlemeler yapılmıştır.

Gerçekten kadının, zulmedilen, baskı altında tutulan bir insan olarak bulunması her şeyden önce temel insan haklarına aykırılıktır. Fakat kadına karşı pozitif ayrımcılık uygulayalım derken kadının aile içerisindeki statüsünü zayıflatmaya, dolayısıyla aileyi zayıflatmaya sebep olacak şeylerden de kaçınmalıyız. Unutulmamalı ki her kadın aslında bir aile bireyidir. Kadının birey olarak hakkı elbette önemlidir fakat ailenin dağılmaması daha önemlidir. Kadına pozitif ayrımcılık tanınması durumundaki bütün hâllerde ailenin hukukunu muhafaza etmek şartıyla bir anlam ifade eder çünkü biz eğer kadını koruyorsak insanı koruyoruz, oysa insanı korumanın birinci önceliği aileyi sağlıklı olarak muhafaza etmektir. Pozitif ayrımcılık uygulamaları boşanmayı kolaylaştıracak, ailenin çabucak dağılmasına sebep olacak uygulamalara dönüştürülmemeli, bir denge gözetilmesi, tercih yapılması, birey olarak kadının haklarıyla birlikte ailenin hakları ve hukuku muhafaza edilmelidir diye düşünüyorum.

Bu meyanda, televizyonlardaki evlilik programlarının kadın onuruna yakışmadığını, TV'lerin buna riayet etmelerini özellikle istirham ediyorum. Her türlü aşırı tavırdan ve uçtan uzak durulmalı. "Erkeğin otoritesini, egemenliğini kıralım." derken feminizme de davetiye çıkarmamak gerekir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünya kadınlarının ülkemizin vefakâr, cefakâr, onurlu kadınlarının 8 Mart Kadınlar Günü'nü yürekten tebrik ediyorum. Dokuz yıldır Türkiye'de AK PARTİ olarak her alanda gerçekten çok yoğun bir mücadele yürütüyoruz. Yurt içinde demokrasinin standartlarını daha ileri seviyelere taşımanın, ekonomiyi büyütmenin, huzuru, güvenliği, istikrarı pekiştirmenin mücadelesini veriyoruz. Eğitim, sağlık, adalet ve emniyet başta olmak üzere Türkiye'yi her alanda çok daha huzurlu, kalkınmış, müreffeh bir ülke hâline getirmek için gayret ediyoruz, çalışıyoruz. Hiç kuşkusuz, bütün bu mücadeleyi insanlık için, adalet için veriyoruz. Ama bu mücadelede kadınların ve çocukların özellikle gözetildiğini, dikkate alındığını, her ne yapıyorsak öncelikle onlar için yaptığımızı vurgulamak istiyorum.

Dünyanın neresinde olursa olsun, savaşlar ve çatışmalar en önce kadınları ve çocukları hedef alıyor, en fazla onları vuruyor. Ekonomik krizler toplumda en fazla kadınları ve çocukları etkiliyor. Terör, göç, yoksulluk, aynı şekilde herkesten önce kadınları ve çocukları hedef alıyor. Antidemokratik uygulamalar, baskılar, zulümler, dayatmalar, kısıtlamalar maalesef en çok kadınlarımızı ve çocuklarımızı tahkir ediyor.

İşte, AK PARTİ olarak Türkiye'de dokuz senedir gerçekleştirdiğimiz reformlar, yaptığımız yatırımlar, uygulamalar ve icraatlar, attığımız adımlar herkesten çok kadınları mutlu etti, onların yaşamlarında âdeta sessiz devrimler gerçekleştirdi. Eğitim imkânlarından en önce kadınların, kızların istifade etmesini amaçladık. Dokuz yılda eğitim noktasında, kızların okuma noktasında önemli başarılar elde ettik. Kızların okullaşma oranını yükselttiğimiz kadar üniversitelerde kız çocuklarına kılık kıyafetlerinden dolayı uygulanan faşizan dayatmaya ve baskıya biz son verdik. Sağlık alanındaki reformlarla en çok anneleri, çilekeş Anadolu kadınlarını biz gözettik. Terörle mücadeleyi "Bu ülkenin anneleri ağlamasın, kadınları dul kalmasın, çocukları yetim kalmasın." diyerek kadınlarımız adına bir daha azimle, kararlılıkla yürüttük, yürütmeye devam edeceğiz.

İşkenceye sıfır tolerans gösterdiğimiz kadar kadınlara yönelik şiddete sıfır tolerans gösterdik. Bu tasarıyla da kadınlara yönelik şiddete en kapsamlı, en kararlı şekilde önlemler getiriyoruz. Tabii burada sadece "kadın" demeyeceğiz, "mağdur" diyeceğiz çünkü bu kanun kapsamında gerek çocuklar gerekse erkeklerin de yararlanma durumu vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ olarak sadece Türkiye'de değil, bölgemizdeki, dünyadaki kadınların da haklarını en güçlü şekilde savunan biz olduk. Tunus'un, Fas'ın, Cezayir'in kadınları için sesimizi yükselttik. Afganistan'ın, Somali'nin, Bosna'nın, Irak'ın, Filistin'in, Suriye'nin kadınları için, çocukları için biz yüreğimizi ortaya koyduk.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle özellikle Van'ın kadınlarının, depremzede hanım kardeşlerimizin, Uludere'de çocuklarını kaybetmiş mahzun annelerimizin, Kuzey Afrika'nın, Somali'nin, Orta Doğu'nun yüzyıllardır çile çeken kadınlarının, Filistin'in, özellikle Gazze'nin, Şam'ın, Halep'in, Hama'nın, Humus'un, Itlip'in, Dera'nın mazlum ama mağrur kadınlarının 8 Mart gününü de tebrik ediyorum.

Anadolu'nun elleri nasır tutmuş emektar annelerimizin de günlerini tebrik ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz bu yasayla neler getiriyoruz? Bu yasayla getirmek istediğimiz en büyük şey, özellikle kurmuş olduğumuz aile merkezleriyle birlikte, şiddete maruz kalan kişinin, öncelikle şiddet uygulayanla arasındaki husumeti derinleştirmemek babından, öncelikle adliyeye gitmeden önce bu merkezlerde gerekli rehabilite ve eğitim çalışmalarına önem verilecektir. Dolayısıyla, adliyeye gidildikten sonra yapılacak koruma tedbirlerinin belki de ailenin bir araya gelmesine, buradaki huzursuzluğu derinleştireceğinden dolayı bu önleyici bir tedbirdir, önemlidir diye düşünüyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi sözcüsü, burada, eğitimle ilgili herhangi bir şey olmadığından bahsetti. Hâlbuki "Eğitim ve koordinasyon" başlıklı madde vardır. Diğer taraftan da ilköğretimde ve ortaöğretimde kadın fırsat eşitliğine inanmış, kadın haklarını üstün, hukukun üstünlüğünü kabul eden müfredatı, Millî Eğitim Bakanıyla Sayın Bakanımızın da protokolü çerçevesinde, inşallah müfredat programına da bu eklenmiştir ve burada öncelikle neslimiz bu konuda bilgilendirilecektir, bu konuda desteklenecektir diye düşünüyorum ben. Özellikle kız çocuklarımızın eğitimi alanında, okula yöneltilmeleri anlamında Sayın Bakanımızın özellikle katkıları oldu, bu desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Netice itibarıyla, bu kanunun öncelikle Türk milletine, Türk ailesine, kadınlarımıza, gençlerimize, çocuklarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnşallah bu kanun neticesi itibarıyla şiddetin bir daha tansiyonu artmaz, şiddet bitirilir.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - İnşallah önce sizi değiştirir, sonra?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Ama her şeyden önce şunu söylemek istiyorum ben: Aile bireyleri arasında sadakate, nezakete ve saygıya, sevgiye önem verdiğimiz sürece şiddet önlenecektir diye düşünüyorum ben. Tabii ki Türk milleti yapı itibarıyla muhafazakâr bir aile, geleneklerine, göreneklerine, dinî değerlerine, millî örf ve ananelerine bağlı bir ailedir. "Ailemizi önemsemeliyiz." diyorum.

Tekrar, bu duygular içerisinde tasarının kanunlaşmasını diliyor, "Hepimize hayırlı uğurlu olsun." diyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Can.