Konu:Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:73
Tarih:01/03/2012


SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 1'inci maddesindeki değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Söz konusu madde, biyometrik yöntemlerle ilgili bir madde. Ama az önce Sayın Bakanı dinledikten sonra konuşmamın içeriğini değiştirmeye karar verdim. Çünkü Sayın Bakan konuşmasında aslında Hükûmetin sosyal devlet anlayışına ve sosyal sigortalara, sosyal sigorta anlayışına nasıl baktığını anlatan; onun ruh hâlini, ruh dünyasını ve zihniyetini gösteren birtakım açıklamalar yaptı; bu açıklamaları deşifre etmek istiyorum.

Sayın Bakan 92 milyar lira emekli aylığı verdiğinden bahsetti Hükûmetin, 2011 yılında. Bizim teklifimizin 38 milyar liralık bir maliyeti olduğunu söyledi, bütçe olanaklarından bahsetti. Fakat bu algının, bu zihniyetin sosyal devlet anlayışıyla uzaktan yakından ilgisinin olmadığı son derece açıktır. İntibak meselesi çok önemli bir meseledir ve bu mesele matematiksel bir mesele değildir Sayın Bakanım; bir.

İkincisi: Bu bir lütuf da değildir. Emeklilere, haksızlığa uğramış insanlara emekli maaşı ödemesi ya da geçmişe dönük birtakım düzenlemeler yapılması meselesi, bir lütuf anlayışı içinde değerlendirilemez. Bu, bir sosyal hakkın teslimidir ve bir sosyal hakkın teslimi gibi algılamak gerekir. Plan Bütçe Komisyonunda da bununla ilgili birtakım eleştirilerde bulunduk ve Sayın Bakan: "Hayır, biz maddi olanaklarımıza bakıp düzenlemeyi, kapsamı ona göre belirlemedik. Biz, doğrudan doğruya haksızlığa uğramış olan ya da mağdur edilmiş olan kesimlerin durumuna baktık, onların maliyetlerini hesapladık, ona göre bütçemize baktık." dedi ama burada anlatılanlar, yani 2 milyar liralık bir büyüklük üzerinde. Bunun toplam maliyetinin 2 milyar olduğuna ilişkin algı ve bunu sadece bir matematiksel olaymış gibi algılamak ve toplam bütçe üzerindeki yükünü tartışmak, sosyal devlet anlayışına bakışı göstermesi açısından son derece önemli.

Bütçeler, hükûmetlerin ekonomik tercihlerini, sosyal tercihlerini ve en nihayetinde siyasal tercihlerini belirlediği metinlerdir ve hükûmetler, bütçelerinde kendi tercihlerini yansıtırlar, hangi kaynağı, hangi toplumsal kesimlere ne kadar kaynak yaratacaklarını kendileri belirlerler. Dolayısıyla, bu belirlemeleri yaptıktan sonra, kendi tercihlerini yaptıktan sonra birtakım öneriler geldiğinde, sosyal devlet anlayışının bir uzantısı olarak birtakım öneriler geldiğinde "Ya bütçe olanaklarımız bunun için yeterli değil." demek çok doğru bir yaklaşım değil sosyal devlet uygulamaları açısından ve bir sosyal hakkın teslimi açısından, çünkü bütçeyi yapan sizsiniz, ödenekleri belirleyen sizsiniz, hangi kesime ne kadar ödenek vereceğinizi belirleyen sizsiniz, ondan sonra da dönüyorsunuz diyorsunuz ki: "Bütçemizde bununla ilgili yeterli kaynak yok." Peki, bu kaynakları kim tahsis etti? Siz. Dolayısıyla, burada iyi niyet görmüyorum Sayın Bakanım, onu baştan söylemek istiyorum.

Yasanın geneline ilişkin de çok ciddi eleştirilerimiz var: Yeni sisteme geçişte, yeni sistemi eski sisteme uyarladığımız zaman ortaya çıkan meseleler, 2001 ve 2008 arası uyarlama, 2013 sonrasına ilişkin belirsizlikler gibi ama bunları maddelerde ve yeri geldiğince değerlendireceğiz; o yüzden bu konulara girmek istemiyorum.

Son söz olarak: Maddenin ruhuna baktığımız zaman ve tasarının ruhuna baktığımız zaman, aslında geniş toplumsal kesimlerin beklentileri olarak ortaya çıkmış ve bütün geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini yansıtan bir madde olarak, bir hukuki metin olarak ve bir tasarı olarak görmüyorum ve genel olarak şunu söyleyebilirim ki "intibak" sözcüğünü bu tasarı hak etmiyor.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarı.