Konu:Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'ün, Hocalı Katliamının 20'nci Yıl Dönümü Münasebetiyle Gündem Dışı Açıklaması Ve Chp İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Bdp Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, Mhp İstanbul Milletvekili Atila Kaya Ve Ak Parti Ankara Milletvekili Seyit Sertçelik'in Grupları Adına, İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in, Şahsı Adına Aynı Konuda Konuşmaları
Yasama Yılı:2
Birleşim:71
Tarih:28/02/2012


BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN'ÜN, HOCALI KATLİAMININ 20'NCİ YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE GÜNDEM DIŞI AÇIKLAMASI VE CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ ÖZGÜNDÜZ, BDP MERSİN MİLLETVEKİLİ ERTUĞRUL KÜRKCÜ, MHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ATİLA KAYA VE AK PARTİ ANKARA MİLLETVEKİLİ SEYİT SERTÇELİK'İN GRUPLARI ADINA, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ABDULLAH LEVENT TÜZEL'İN, ŞAHSI ADINA AYNI KONUDA KONUŞMALARI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

"Günlerden 25 Şubat; hava puslu, karanlık,

Dünya görmedi böyle vahşet, böyle barbarlık.

 

Ayaklar buz kesiği, suratlar ayaz tutmuş,

Dünya seyirci şimdi, insanlığı unutmuş.

 

Tehciri katliam diye yutturmaya kalkanlar,

Uzağa ne lüzum var, işte 92'de Kafkaslar.

 

Hocalı'dan Ağdam'a uzanan yol arası,

Çoluk çocuk, kadın kız sanki ceset tarlası."

Evet, Değerli Şairimiz Selahattin Arslan'ın Hocalı'yı anlatan, Hocalı katliamını, soykırımını anlatan şiirinden birkaç dizeyle başladım sözlerime.

Hocalı, bizim açımızdan, insanlığa karşı işlenen bir suç ve Birleşmiş Milletler Soykırımın Cezalandırılması Sözleşmesi'nin 2'nci maddesinde tanımlanan "soykırım" tanımına uyan bir vahşettir. 26 Şubat 92'de, yirmi sene önce, silahsız, masum, kadın, çoluk çocuk, yaşlı, genç demeden Hocalı kasabasına giren zırhlı birlikler eşliğindeki Ermeni kuvvetleri 613 vatandaşı katlettiler. Ağdam'a doğru kaçmaya çalışan Azerbaycan vatandaşlarını bulundukları yerde katledip, katletmekle kalmayıp kafa derilerini yüzdüler, gözlerini çıkardılar, kadınların memelerini kestiler, karınlarını deştiler.

Niye; bu katliam, insanlığa karşı suç, soykırım niteliğindeki eylem niçin yapıldı? O bölgede yaşayan yaklaşık 3 bin Azerbaycan vatandaşı, Türk ve Müslüman unsurun etnik temizliği için yapıldı. Bu nedenle, bu tür eylemleri bizler soykırım olarak nitelendirmek durumundayız. Aslında, bu, Ermenistan'ın yaptığı ilk katliam değildi. Biliyorsunuz, 1918'de de Bakû'ye giren Ermeni kuvvetleri, yaklaşık 30 bin Azerbaycan vatandaşını katletmiş ve Nuri Paşa komutasındaki Türk ordusu Bakû'ye girerek Bakû'yü işgalden kurtarmıştır. Nitekim, o şehitlerimizin anısına da bugün Bakû Şehitler Hiyabanı'nda Türk Şehitliği bulunmaktadır.

Hocalı işgal edilmeden önce Kelbecer, Laçin de işgal edilmişti. Hocalı katliamına başlanırken Kubatlı, Zengilan, Cebrail, Füzuli, Ağdam rayonları da işgal altındaydı. Bugün Azerbaycan'ın yüzde 20'lik bir toprağı Ermenistan'ın işgali altında. Evlerinden barklarından, ata, baba yurtlarından göç eden yaklaşık 1 milyon Azerbaycan vatandaşı, Bakû'nün banliyölerinde zor şartlarda yaşamaktadırlar.

Dolayısıyla "İnsanlık, demokrasi, insan hakları." diyen güçler, 1915'teki tehcir olayının peşine düşeceğine, daha yirmi sene önce Hocalı'da yaşananları -filmler, belgeleri, görüntüleri ortada- bu katliamı bir görsünler, bunu bir nitelendirsinler, ondan sonra 1915 olaylarını tartışalım.

Öncelikle şunu söyleyeyim ki bizim Ermeni yurttaşlarla herhangi bir problemimiz yoktur. Gerek ülkemizde yaşayan gerekse dünyanın neresinde olursa olsun, bir yurttaşın, Ermeni yurttaşın kimliğinden, ırkından, inancından dolayı biz kin tutmayız, reddetmeyiz. Bizim problemimiz Ermenileri de sıkıntıya sokan, Ermenistan vatandaşlarını da sıkıntıya sokan ırkçı Ermenistan yöneticileriyledir ki nitekim onlardan bir tanesi şu anda Ermenistan'ın Cumhurbaşkanlığını yapmaktadır. Bizler ırkçılığın her türlüsünü reddederiz. Bu nedenle de ülkemizde katledilen Hrant Dink'in görüşüne katılmasak da o katliamı da lanetleriz. Hiç kimse ama hiç kimse görüşünü beğenmediği bir kişiyi cezalandırma hakkını kendisinde görmemelidir. Aksi takdirde, insanlar kendilerini yargıç ve infaz memuru yerine koyarlarsa, herkese göre suç işleyen,  herkese göre vatana ihanet eden insanlar sokaklarda katledilir ki bunu biz reddederiz; gerek Türkiye Cumhuriyeti devleti bu tür hukuksuzluğa müsaade etmez gerekse Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tür anlayışa baştan karşıyız.

Sayın Bakan konuşmasında Hocalı katliamıyla Suriye'deki olayları da ilişkilendirdi.

Değerli milletvekilleri, biz zalime karşı olalım, zulmün her türlüsüne karşı çıkalım, doğru ama zalimin kim olduğunu iyi tespit etmeliyiz. Zalim kimdir? İşte, problem orada. Yani bugün Irak'ta 1 milyon Müslüman'ı öldüren, Müslüman kadınların ırzına geçen, bugün -daha geçen hafta- Afganistan'da Kur'an-ı Kerim'i yakan ABD ve onun emrindeki emperyalist ülkeler mi Suriye'nin dostudur? Bu amaçla "Suriye'nin dostları" adı altına bu ülkelerle toplantılar düzenleniyor. Emin olun ki bunlar Irak'a nasıl, ne kadar demokrasi getirdilerse, Afganistan'a ne kadar demokrasi getirdilerse Suriye'ye de o kadar demokrasi getirecekler. Biz iyi komşuluk yapmak istiyorsak, katkıda bulunmak istiyorsak, Suriyeli kardeşlerimize, dostlarımıza olumlu katkıda bulunalım. Anayasa referandumu yapıldı, yüzde 92 kabul oyu verildi, üç ay içinde seçimler yapılacak. Buna katkıda bulunalım; gelin, buna katkıda bulunalım, savaşı körüklemeyelim. 40'tan fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı istihbarat görevlisinin Suriye'de yakalandığı iddia edilmektedir. Suriye Dışişleri Bakanı "Biz besmele çeksek Türkiye yanlış anlıyor." diyor. Gelin oturalım yani çağırın, Suriye'deki yetkililerle, efendim, diğer komşu ülkelerin yetkilileriyle gelin oturalım, bu işe olumlu katkıda bulunalım, savaşı körüklemeyelim.

Evet, değerli arkadaşlar, Hocalı olayı tam bir katliam, soykırım tanımına uyan bir vahşet olup esir edilen 1.275 kişinin yaklaşık 500'ü de hâlen kayıptır. Dolayısıyla binin üzerinde Azerbaycan vatandaşı 92 yılında Ermeni çeteciler tarafından vahşice işkencelere maruz kalarak katledilmiştir. Bizler yıllardır bu olayı gündemde tutmaktayız, bu sene basına bu konu biraz daha fazla yansıdı. Taksim'de yapılan gösterilerde ırkçı söylem ve davranışları da kınıyoruz. Ancak Sayın Genel Başkanımızın kurultayda da söylediği gibi, Hocalı'yı unutmadık, unutmayacağız.

Hocalı'da hayatını kaybeden Azerbaycan yurttaşlarına, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum ve inşallah, Azerbaycan'ın yüzde 20'lik işgal altında bulunan toprağı kurtulduktan sonra, orada, Karabağ'da, Füzuli'de, Kubatlı'da, Ağdam'da bu olayları dile getirip, Hocalı katliamını lanetleyip suçluların uluslararası hukuk açısından cezalandırılması için faaliyette bulunacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özgündüz.