Konu:2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:2
Birleşim:38
Tarih:15/12/2011


2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Özelleştirme İdaresi bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii, Hükûmet sıraları boş. Yok bir hükûmet.

Şimdi, Bülent Bey'in burada olmasını dilerdim çünkü Abdullah Bey bir kanunu veto edince diyor ki: "Hiçbir milletvekili cesaret edip bunu getiremez." Arkasından Tayyip Bey de diyor ki: "En büyük Abdullah değil, en büyük Tayyip. Sen nereden çıkardın bunu ortaya?"

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) - Ne zaman diyor?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun üzerine de Bülent Bey bir beyanat veriyor, "Ya, ben bunu demekle affedilmez bir hata işledim." diyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Senaryo yazma. Senaryo yazma.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bu biraz tükürdüğünü yalamaya benzeyen çok bir olay.

Ben aslında Bülent Bey burada olsaydı bir büyük olarak kendisine tavsiye edecektim. Telafisi imkânsız bir hata işleyen kişi bu makamda oturmaz. Ben inanıyorum ki Bülent Bey bu basiretli hareketi gösterecektir, adımı atacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü devletin bu makamları böyle telafisi imkânsız hatalar işlemeye elverişli makamlar değildir Bülent Bey. Zaman zaman kendini acındırmak için ağlıyorsun ama o iş ağlamalara benzemez. Hemen bu onurlu davranışı göster ve istifa et.

Değerli arkadaşlarım, tabii, kaç senedir bu özelleştirmeyle ilgili olayların üzerinde duruyoruz. Şimdi, AKP zamanında? Tabii ki özelleştirmenin asıl amacı ne idi? Zararlı tesislerin devleti zarara sokmaması, bunların elden çıkarılması, dolayısıyla devletin birtakım haksız zarardan kurtarılmasıydı ama AKP ile beraber bu iş değişti. Nasıl değişti? AKP zamanında kârlı tesisler satılmaya başlandı.

Ayrıca da, arkadaşlar, bu özelleştirme yoluyla satılan tesislerin değer tespitleri nasıl yapılıyor bilinmiyor. Bu, Özelleştirme İdaresinin o kozmik odasında belli. AKP zamanında 2005 yılında 4046 sayılı Kanun'un 18'inci maddesinin (c) fıkrası değiştirildi. Diyor ki: "Değer tespitleri ancak özelleştirilen kuruluşu, düzenlenen sözleşmede alan kişinin bütün mükellefiyetlerini yerine getirdikten sonra açıklanır." Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Yani, siz bir şeyi özelleştireceksiniz, nasıl değer tespit ettiğinizi saklayacaksınız, ondan sonra da bunu sonra ortaya koyacaksınız. Bu tamamen hırsızlığa çanak tutmaktır, hırsızlığa gerekçe hazırlamaktır, devletin malını yandaşlarınıza sıfır fiyatla vermenizdir.

İşte, özelleştirmeyle en kârlı yerleri satıyorsunuz, orada çalışan işçileri de açlığa mahkûm ediyorsunuz, 4/C'ye mahkûm ediyorsunuz. Dolayısıyla bu bir vahşettir, bu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hem ekonomisini tahrip eden bir davranıştır; hem işçileri yok eden, ekmeğe muhtaç eden, gerçekten affedilmez bir hatadır değerli arkadaşlar.

Tabii, bizim, aslında özelleştirmeyi? Tayyip Bey'in 1994 yılından bu devlet mallarına böyle sevgisi devam ediyor. Kendisi 94 yılında İstanbul Belediye Başkanı olduğu zaman orada İstanbul Belediyesi 5 milyon dolarlık bir BRT, belediyede bir televizyon tesisleri kurulmuştu. Sonra, hemen, Belediye Başkanı olur olmaz bunu, 5 milyon dolarlık bir tesisi Dünya yayınlarına 200 bin liraya ve kırk dokuz yıllık kiraya verdi. Ondan sonra, bunu alan şirket de bunun ismini değiştirdi, Kanal 7 yaptı. Kanal 7'nin kurduğu dolaylı bir şirkete de İstanbul Belediyesinde bir seneliğine bazı reklam ihalelerini verdi, 1 milyon 750 bin dolar da para verdi. Yani aslında o kadar çok kirli, o kadar çok kapalı şey var ki değerli milletvekilleri, tabii, on dakikalık zaman içinde bunları açıklamak çok zor.

AKP zamanında özelleştirilen en önemli kurumlardan? Tabii, çok şey özelleştirildi de, 32 milyar dolarlık bir özelleştirme yapıldı. Bunu kârları ve temettüleriyle beraber dikkate aldığınız zaman aşağı yukarı 40-50 milyar dolar ediyor.

Şimdi, Telekomu özelleştirir özelleştirmez bir kanun çıkardınız. Bu Telekomun hasılatının yüzde 15'i hazineye gidiyordu, bunu çıkardınız, bu hazine hissesini kaldırdınız. 2005'le 2010 arasında Telekom'un hasılatı aşağı yukarı 48 katrilyon 500 trilyon liradır. Bunun yüzde 15'ini şey ettiğiniz zaman 7,2 katrilyon liralık, devletin, hazinenin alması gereken şeye set çektiniz.

Hemen arkasından kurumlar vergisini yüzde 30'dan yüzde 20'yi indirdiniz. Burada Telekom'un hissesine düşen, aşağı yukarı, ödenmeyen kurumlar vergisi 2 katrilyon lira civarında bir para.

Bankaların büyük bir kısmını özel, yabancı şirketlere devrettiniz, devredildi sizin zamanınızda. Kurumlar vergisini yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirmek suretiyle burada devletin kaybı 5-6 katrilyon lira.

Şimdi, değerli milletvekilleri, millî bir hükûmet evvela kendi devletinin menfaatlerini düşünür. Ama maalesef, AKP İktidarı zamanında bunlar ne yaptılar? Tuttular, hep yabancıların kazançlarını düşündüler. Yani, getirirsin bir vergiyi de, kurumlar vergisini yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirirsin ama kime indirirsin? Türkiye'de çalışan Türk tabiyetindeki kurumlara veya belirli şeylere yaparsın.

Dolayısıyla, bunlar tabii uzun uzadıya da açıklanabilir.

Bakın, tuttunuz, altı tane, blok, şeker fabrikasını özelleştirmeye çıkarıyorsunuz. Ama bu şeker fabrikalarının verileceği kişi belli. Daha önce Seydişehir alüminyum tesislerini vermişsiniz. 5-6 milyar dolarlık bir tesisi 290 milyon dolara verdiniz arkadaşlar. Bir de o da yetmiyormuş gibi Oymapınar Barajı'nı da buna bağışta bulundunuz, orada da elektrik satıyor. Yani bu, dünyada hiçbir yerde, sorumluluk taşıyan hiçbir iktidarın devlet mallarını böyle peşkeş çekmesi diye bir şey yok. Bu, ahlak kurallarına da aykırıdır, dine de aykırıdır, edebe de aykırıdır, her şeye aykırıdır ama nedense Türkiye'ye gelince bu konular hep unutuluyor. Dolayısıyla, devletin malı mıdır; gitsin efendim!

Şimdi, eskiden bu özelleştirmelerle ilgili yargının verdiği kararlar var biliyorsunuz. Tayyip Bey bu kararlara diyordu ki: "Bu yargının verdiği kararlar benim ciğerimi kanatıyor." Ya, Tayyip Bey, niye senin ciğerini kanatıyor kardeşim? Yani orada bir özelleştirme yapılıyor, bunun birkaç tanesi iptal edildi, devletin buradaki kârı 3 milyar, 5 milyar dolar. Şimdi, anlaşılıyor ki Tayyip Bey diyor ki: "Ya, niye 3 milyar, 5 milyar dolar devletin kesesinde kalsın? Benim taraftarımın kesesinde kalması lazım. Benim taraftarımın kesesinde kalmazsa benim ciğerim kanar." Tabii, mantık bu.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, sonra bu Özelleştirme İdaresinde Yargıtayın bu yaptığı iptalleri de önlemek için, yargı denetimiyle ilgili, Anayasa'da gittiniz değişiklik yaptınız ve Anayasa'da yerindelik denetimini kaldırdınız. Yani size göre siz her şeyi en iyi şey ediyorsunuz ama tarafsız olması gereken yargı bir karar şey ederse o yargının verdiği kararı yerindelik olarak kabul etmiyorsunuz. Dolayısıyla, onun da yetkisini kaldırdınız.

Şimdi, değerli arkadaşlar, AKP zamanında yapılan özelleştirmede, hazine arazilerinin satılmasında o kadar büyük keyfîlikler, o kadar büyük kayırmalar var ki bunların hangisini anlatalım? Gidelim inceleyelim, deniz kıyısında yandaşlarına verdikleri malların, o deniz kıyısındaki arsaların ne kadar düşük fiyatlarla verildiğini.

İşte, ATV ve Sabah'ın pazarlığında Tayyip Bey'in nasıl rol oynadığını biliyoruz. Yine, işte, biliyorsunuz, Ceyhan'da kurulması gereken bir rafineride, Tayyip Bey Aydın Doğan'la yaptığı konuşmalarda "Efendim, ben onu bizim Çalık'a söz verdim." diyor.

Bizim Çalık'a verilen işlerin sonu bir türlü gelmiyor. Yahu, kardeşim, bu bizim Çalık vatandaş da peki ötekiler bu memleketin vatandaşı değil midir? Mesela bakın, Mustafakemalpaşa'da Kızkayası ve Devecikonağı barajlarının lisansı, yine Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla Çalık'a veriliyor.

Yahu, böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Devlet bir aşiret devleti değil ki, bu devlet bir hukuk devleti. Eğer siz hakikaten hukuk devletine inanıyorsanız, kabul ediyorsanız bunları ihaleye çıkarırsınız, bunlara herkes girer, bunlardan isteyen ihaleyi alır. Ama o kadar sizin devri iktidarınızda devlet çürütüldü ki? Sizin amacınız, devletin bütün kurumlarını, mal varlıklarını yandaşlarımıza verelim, işte bir tek biz patron olalım, öteki vatandaşlar zaten köle olsun, bunlar sadakaya muhtaç olsun, biz getirelim size her sene, bu işçilere, fakir fukaraya bir para verelim, dolayısıyla bunlar da şey etsin.

Dün Abdullah Bey gidiyor İstanbul Üniversitesine, profesörü Abdullah Bey'in yanına sokmuyorlar arkadaşlar. Bu profesör kim? Daha önce rektörü şikâyet ediyor. Bunun üzerine rektör de bunu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - ?tutuyor, akıl hastanesine sevk ediyor.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)