Konu:Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:69
Tarih:22/02/2012


ÇOĞALTILMIŞ FİKİR VE SANAT ESERLERİNİ DERLEME KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kültür, bir toplumun yaşama biçimini ifade eder. Bu biçim onlara sanat üretimini ve profilini belirler. "Millî kültür" dendiğinde, binlerce yıllık Türk tarihinden bugüne gelen dil, inanç, destan, hikâye, roman, folklor, resim, mimari, heykel gibi değerleri kapsar. Göktürk Anıtları'na kadar uzanan derin bir tarihî geçmişi kucaklayan ve geniş bir coğrafyaya yayılmış bulunan çok değerli fikir ve sanat eserlerine sahibiz. Bunların büyük çoğunluğu ciddi bir derleme politikasının olmaması nedeniyle yok olmuştur. Atatürk döneminde önemsenen, 2527 sayılı Kanun'la şekillenen derleme çalışmaları teknolojik gelişmeler karşısında yetersiz kalmakla birlikte, şimdi, sunulan kanun metninde de arzu edilen ihtiyaçlara cevap verecek kapsama sahip olduğu söylenemez.

Yasada "derleme kütüphanesi" olarak verilen kütüphaneler bugün, bırakın derleme çalışmalarını, normal hizmeti vermekte bile zorlanmaktadırlar. Bunda fiziki imkânların çağın çok gerisinde kalmış olması, yeterli ve nitelikli personelin de bulunmaması etkendir. Bu bakımdan, bu kütüphaneler üzerinde durmak yerine, ülkemizde bilim ve sanat adamlarının kolayca ulaşabilecekleri bir kentimiz veya kentlerimize modern, geleceği de kucaklayacak, sadece derleme yapan kütüphaneler inşa edilebilir.

Sanat ve estetik değeri olan materyallerin derlenmesi istismara açık bir konudur Sayın Bakan. Bu eserlerin seçiminde bazı kıstaslar yasaya konulmalıdır. "Fikir ve sanat eserleri" kavramı görecelidir. Bu eserler bir ücret karşılığı alınmaya başlanınca, konuyla ilgili oluşabilecek istismarları da önleyici tedbirler alınmalıdır. Sizin zamanınızda her şey iyi gidebilir ancak bir başka zaman başkası bu konuyu istismar edebilir.

Kanunda derleme mükellefleri ve cezalar belirtilmiştir. Bu çerçevede, her ilde bir derleme müdürlüğünün açılması ve bu konuda ülke çapında teşkilatlanmaya gidilmesine gerek yoktur, il halk kütüphanelerine yapılacak uzman atamalarıyla derleme çalışmaları yürütülebilir. Her yıl derlenen materyaller yayımlanmalı, bu konuda ilgililer bilgilendirilmeli ve bütün derleme çalışmaları açıklık politikası içinde eleştirilere açık olmalıdır.

Yüzyıllardır ülkemizin fikir ve sanat eserleri maalesef yağmalanmaktadır. Buna rağmen hâlâ birçok yerleşim yerlerimizde, kamu dairelerinde, üstün değerlere sahip, yasanın ilgili maddelerinde sayılan materyaller bulunmaktadır. Bunlar dikkatsizlik, bilgisizlik yüzünden kaybolmaktadır. Bu bakımdan, bu Derleme Kanunu çerçevesinde tapu müdürlüklerinde, nüfus müdürlüklerinde, belediyelerde, hatta arşivlerde ciddi çalışmalar yapılarak bunların gün ışığına çıkarılması gerekmektedir. Bunun için uzman komisyonlar kurularak bu derlemeler ciddi boyutta yapılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletlerin bir siyasi sınırları vardır, bir de kültür sınırları. Türkiye Cumhuriyeti devletinin siyasi sınırları Edirne'den Kars'a kadardır ama kültür coğrafyası neredeyse Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadardır. "Çekik gözlü gidip çakır gözlü dönenler", "Ayrı devlet ama aynı millet." ifadeleri bizim kültür coğrafyamızın genişliğini ifade eden zenginliklerimizdir.

Saraybosnalı İbrahim'in, Kırımlı Giray'ın, Azerbaycanlı Ayyazı'nın, Türkmenistanlı Gencehan'ın, Türkiyeli Kürşat'ın, Deniz'in, Şehmuz'un anıları bir, inançları bir, renkleri, oyunları, hayalleri birdir. Birbirlerini anlayan, Türkçe anlaşan bu coğrafya hepimizindir.

Dede Korkut'un masallarıyla büyüdük. Manas'ın destanını okuduk. Kürşad İhtilali'ni öğrendik, mücadele azmimizi artırdık. Türk kültürüne hayran olduğu için "Ben Türk'üm." diyen İtalyan Türkolog Anna Masala'yı etkileyen bu büyük kültür coğrafyasındaki değerleri korumak, derleyip toplamak, millî bir sorumluluk ve yapılması gereken önemli bir görevdir. Bakanlığımızın önderliğinde diğer ilgili tüm kurumlarla birlikte bu zenginliklerimize sahip çıkmalıyız.

Değerli milletvekilleri, kendi ülkemizdeki kaynaklarımıza sahip çıkabiliyor muyuz? Binlerce yıllık tarihî zenginliklerimizi bırakın ortaya çıkarmayı, çıkartılmış olanları, dışarıda kalmış olanları koruyamıyoruz. Ülkemizin her tarafı açık hava müzesi ama kültür turizmi konusunda ne sunumumuzu düzgün yapabiliyoruz ne de tanıtımımızı.

Milletlerin büyüklüğü kültürel zenginlikleriyle değerlendirilir. Millî kültürüne sahip olmayan milletler maalesef yok olup giderler. Bir milletin millî kültürü o milletin millî şahsiyetidir. Millî kültürden yoksun milletler kimliklerini, zamanla  şahsiyetlerini kaybederler.

Ülkemiz uzun zamandır kültür erozyonu ile karşı karşıyadır. Aydın olarak adlandırılan kesim ile halk arasında bir kopukluk vardır. Halk, kültürünü yaşayarak korumakta, öğrenmektedir. Yabancı kültürlere bir hayranlık almış başını gidiyor. Eğitim kurumları millîlikten çok uzak bir politika takip ediyorlar.

İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü, okullarda, yazarları okullarla buluşturmak adına bir proje uyguluyor. İstanbul'un Kadıköy Millî Eğitim Müdürlüğü ile okullara yazılar gönderiliyor. Ortaöğretim düzeyinde Aslı Tohumcu, ilköğretim düzeyinde ise Yalvaç Vural isimli yazarla okullar eşleştiriliyor. Proje kapsamında Yalvaç Vural'ın tüm kitapları, Aslı Tohumcu'nun ise "Abis" kitabı tavsiye ediliyor.

Değerli milletvekilleri, bahse konu bu kitap, Aslı Tohumcu'nun "Abis" kitabıdır. Bu kitap temin edilerek, Kadıköy, Erenköy Kız Lisesi öğrencilerine dağıtılmıştır. Bu kitap, yetişme çağında bulunan çocuklarımızın seviyesinde asla olmadığı gibi, okuyanı ahlaki ve psikolojik açıdan derinden yaralayacak mahiyettedir. Söz konusu kitabın 25 ile 66'ncı sayfalarında geçen bazı kelimeler, tamlamalar tamamen cinsellik içermektedir. Bu türden daha birçok ifadelerin yer aldığı kitapta, ayrıca, nasıl cinayet hayalleri kurulduğu anlatılmaktadır.

Bu konuları içeren kitaplar bu yaştaki çocukların okuyabileceği kitaplar mıdır? Bu toplumun inancına, kültürüne, manevi değerlerine, bilime, akla uygun mudur? Adı millî olan bir Bakanlıkta bu kitaplar nasıl dağıtılır? Bu kitaplar nasıl seçilmekte? Mali yükünü kimler çekmektedir?

Aslında bizler, kendi kültürünü özümsemiş, ortak örf, âdet ve ananelerine bağlı, saygılı, yüreği vatan ve insanlık sevgisiyle dolu, kendi milletinin refahına kendisini adamış insanlar yetiştirmeliyiz. Bunları yetiştirmek, bu gençlerin kültür değerlerimizle kucaklaşmasını, tanışmasını sağlamak hepimizin görevidir.

Tasarıya Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu oy vereceğiz. Kaybolan değerlerimizin yeniden derlenmesi, kültür hayatımıza kazandırılması için Bakanlığımızın çalışmalarına katkısı olması düşüncesiyle tasarının hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bulut.