Konu:15/2/2012 Tarihli 66'ncı Birleşimdeki Bir Beyanını Düzeltmeye Ve Kendisine Atılan Lafların Tutanaklara Yansımadığına İlişkin
Yasama Yılı:2
Birleşim:67
Tarih:16/02/2012


15/2/2012 TARİHLİ 66'NCI BİRLEŞİMDEKİ BİR BEYANINI DÜZELTMEYE VE KENDİSİNE ATILAN LAFLARIN TUTANAKLARA YANSIMADIĞINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün burada yaptığım bir toplantıda şöyle bir ifade? İşte, Oslo görüşmeleriyle ilgili bir konudan bahsederken? İşte, orada Tayyip Bey, biliyorsunuz? "Muhalefet partileri, işte `Siz PKK'yla konuşma yaptınız.' gibi birtakım sorulardan bahsedince Tayyip Bey o zaman demişti ki: Bunları kanıtlamayan şerefsiz ve alçaktır." demişim. Arkasından "Ondan sonra Tayyip Bey'le PKK mensuplarının görüştüğü ortaya çıktı mı?" demişim. Hâlbuki "Tayyip Bey'in -bizzat kendisi değil- temsilcilerinin PKK'yla görüştüğü ortaya çıktı." demem lazımken burada "Tayyip Bey'le PKK mensuplarının görüştüğü." şeklinde bir ifade olmuş.

Bunun sebebi şu tabii: Biz buraya, kürsüye çıktığımız zaman her taraftan bize laf atılıyor, laf atılınca da tabii, bizim burada amaçlarımızı kısa olarak izah etmemiz mümkün değil. Ayrıca da burada yaptığım konuşmada MİT'in bazı ölüm olayları içinde bulunduğu şeklinde anlaşılıyor fakat ben bunu, Hakan Fidan'ı ve bazı MİT mensuplarını göreve davet edip de ifadesine başvurmak istediği kişilerin, buna rağmen gitmeyen? Savcının beyanatını dile getiriyorum. Yoksa ki benim buradaki konuşmamın amacı, hiçbir surette, MİT mensuplarının suç işlediği veya herhangi bir ölüm meselesine katıldığı şeklinde bir ifade değildir.

O bakımdan, bunu bu şekilde düzeltmek de istiyorum ancak arkadaşlar, daha feci bir şey: Şimdi, ben burada konuşurken AKP sıralarından en azından 10 tane kişi bana laf attı. Tutanağı aldım, tek laf yok, "AKP sıralarından gürültü." Böyle bir şey olmaz ki!

Şimdi, ben Tutanak Müdürüyle görüştüm, diyor ki: "Şu mikrofonlar karşıdan gelen sözleri kesiyor." E, bunun, kesiyorsa önüne geçmek lazım. Biz buraya gittiğimiz zaman en azından 10 tane AKP'li bana laf atıyor, hakaret ediyor, ağır laflar söylüyor, tutanaklarda geçmiyor. Ben bundan normal olarak şunu anlıyorum: Demek ki AKP'liler Tutanakta çalışanları tehdit ediyorlar "Bu lafları göstermeyin" diyorlar. Yani böyle bir şey olur mu?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, bu size ve Başkanlık Divanına yapılan bir hakarettir.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, Başkanlık Divanı işte?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, Başkanlık Divanına yapılan bir hakarettir bu.

KAMER GENÇ (Devamla) - Başkanlık Divanı? Ben de hatırlatıyorum şimdi.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, yani burada şunu belirtmek de istiyorum?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Stenograf arkadaşlarımıza haksızlıktır bu.

KAMER GENÇ (Devamla) - Tayyip Bey'in bir hesabı vardı; 12 Haziran seçimlerinden önce her ne pahasına olursa olsun PKK'yla pazarlık yapalım, biz seçimi kazanalım, ondan sonra biz istediği gibi hareket ederiz? Nitekim ateşkeslerde, Oslo'da yapılan görüşmelerde PKK'nın temsilcileriyle yapılan konuşmalarda hep diyorlar ki: "16 Hazirana kadar ateşi kesin." diyor. 12 Haziranda seçim var tabii. Dolayısıyla burada görülüyor ki, Tayyip Erdoğan seçimi kazanmak için her türlü yola başvurmuş. Her türlü gayrimeşru yollara, çarelere başvurmuş ve dolayısıyla orada seçimde de bu sonuç alınmış.

Şimdi AKP'liler diyorlar ki; "Biz burada milleti temsil ediyoruz." Sizin aranızda 57 tane milletvekili gaspçı arkadaşlar, gaspçı. Şimdi, biz yüzde 26 oy almamış mıyız, yüzde 26 oy almışız 135 milletvekilimiz var. Siz ne kadar almışsınız? Yüzde 49 oy almışsınız. Dolayısıyla sizin bu Parlamentoda bulunması gereken milletvekili sayısı 265'le 270 arasındaki bir rakamdır, ama siz 326 tane milletvekiliyle geliyorsunuz. Bunun 57-58'i gasbetmiş, başkasının yerine gelmiş buraya. Cuntanın getirdiği seçim sebebiyle buradasınız. Yoksa ki siz, bu çoğunluğu, hakkaniyet ölçülerine göre yapılmış bir seçimle gelmiş bir grup değilsiniz. Dolayısıyla, bu 57 milletvekili, burada Türkiye'nin rejimine değiştirilmesine yönelik haksız bir oy sahibi burada. O bakımdan, yani sizin burada çıkıp da "Efendim, biz millî iradeyi temsil ediyoruz." Sen millî iradeyi temsil etmiyorsun ki. 57 tane milletvekilinin milletvekili olması, buraya gelmesi mümkün değil aldığınız oya göre. Gasp yoluyla buraya gelmişsiniz, Seçim Kanunu'ndaki o gayrimeşru adaletsiz bir Seçim Kanunu'ndan dolayı gelmişsiniz buraya.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - O hesaplamaya göre sen de milletvekili olamazsın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, eğer adaletli bir seçim olsaydı siz tek başına iktidara da gelemezdiniz. O bakımdan, yani "Biz burada millî iradeyi temsil ediyoruz." safsatalarını bırakın, burada muhalefetin de yüzde 50'nin üzerinde oyu vardır. Dolayısıyla, burada Anayasa değişikliğiyse, İç Tüzük'se, kanunsa, rejimse bunları şey edelim.

Getirdiğiniz, bugün de görüşeceğimiz bu, Başbakana dikta rejimi kurma? Zaten dikta rejimini kurdu ya Tayyip Bey. Kurduğu bu dikta rejimini daha da güçlendirdiği, yetkileri verme yolundaki getirdiğiniz kanun, Türkiye'de rejimi her türlü karanlıklara götürecek ve birtakım masum insanları öldüren Yeşillere? Hamas'tan adam getirdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Teşekkür ederiz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Niye bu adamları getirdiniz? İşte talimat verecekler, insan öldürecekler. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Genç, teşekkür ederiz.

(x) Bu ifadeye ilişkin açıklama 15/2/2012 tarihli 66'ncı Birleşim Tutanağı'nın 91'inci sayfasında yer almıştır.