Konu:Çukurova Üniversitesinin Kktc'de Kampus Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:66
Tarih:15/02/2012


ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİNİN KKTC'DE KAMPUS KURMASINA İLİŞKİN ÇERÇEVE PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, kış şartları her tarafta büyük bir sıkıntı yaratıyor. Özellikle bizim ilimizde, doğu, güneydoğuda, bugün Muş'ta gösterdiler, insanlar büyük bir sefalet içinde. Maalesef Hükûmet buraya akaryakıt bile göndermemekte ama Tayyip Bey yedi tane uçak kullanmaktan da çekinmemektedir. Abdullah Bey, keyfi geldiği zaman, uçaklara binip Avrupaları ziyaret etmektedir. Tayyip Bey son zamanlarda hasta oldu da çıkmıyor ama Abdullah Bey her gidişinde 700-800 milyar liralık para ödüyor bir şeye arkadaşlar.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biraz önce AKP Grup Başkan Vekili diyor ki: "Efendim, geçmişte Bülent Arınç ile Mehmet Ali Şahin kürsüyü işgal etti, siz etmeyin."

Şimdi, değerli milletvekilleri, burada getirilen, İç Tüzük değişikliğiyle yapılmak istenen, Türkiye Büyük Millet Meclisinde muhalefetin muhalefet etme imkânlarından yoksun bırakılması. Bir tek kanunlar üzerinde 2 kişinin konuşma hakkı var. İşte görüyorsunuz, AKP'liler çıkıyor, o 2 kişilik sözü de onlar kapatıyorlar. Ondan sonra, bu İç Tüzük değişikliği çıktığı zaman, muhalefet partilerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşma hakkı kalmıyor. Dolayısıyla, bu duruma düşmemek için muhalefet partisinin milletvekillerinin burada mevcudiyetlerini devam ettirebilmesi için muhakkak burada bu hakları kaybetmemeleri için mücadele vermesi lazım.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Zorbalıkla?

KAMER GENÇ (Devamla) - Aksi takdirde bu İç Tüzük değişikliğinden sonra artık bizim burada konuşma hakkımız kalmıyor. O bakımdan burada bizim yaptığımız, bu kürsüde konuşma hakkımızı kaybetmeme yolunda verdiğimiz meşru bir mücadeledir. İktidar partisi, bütün konuşmaları, kanunları siz alıyorsunuz.

Şimdi, bakın, arkadaşlar, geçmişte bu konuda getirilen kısıtlamaların hep önü kesildi.

Şimdi, bir kanun getirdiniz. MİT mensuplarının ve Başbakanın görev verdiği kişilerin işlediği suçlara bir masuniyet getiriyorsunuz. Bu, dünyada en vahim bir şey. Şimdi Tayyip Erdoğan yarın rakiplerine diyecek ki birtakım adamları görevlendirerek "Git bunları öldür." diyecek. Arkadaşlar bakın, Hakkâri'de 27 askerimizin şehit olduğu gün Tayyip Erdoğan'la Ahmet Davutoğlu İsrail'in serbest bıraktığı 11 tane Hamaslıyı  İsrail'den getirtmek için özel uçak gönderdiler, o gün onlarla ilgilendiler. Ben soruyorum, o 27 askerimiz kim tarafından şehit edildi? Şimdi o karakolları birdenbire gelip de, orada tarayıp da 27 askeri öldürmek mümkün değil. Şimdi savcının? Diyor ki savcı: "Ben bununla ilgili soruşturma yapmıyorum."

Bakın İstanbul'da bir otobüse bomba atıldı. O bombada on yedi yaşındaki kız öldü. Birileri diyor ki: "Bunları bazı MİT mensupları yaptı." Birileri diyor ki: Bu Kızılay'da atılan bombadan 4 tane vatandaşımız öldü. Ya bunları açıklayalım diyorum. Ben iddia etmiyorum, bunları açıklayalım; savcının iddiasını açıklayalım, dolayısıyla bu meseleleri kamuoyu bilsin. Siz niye çekiniyorsunuz? Demek ki suçlusunuz, demek ki korkuyorsunuz, demek ki bu işler gelecek Tayyip Erdoğan'a dayanacak. Tayyip Erdoğan korkuyor, sorumluluktan kaçıyor ve milleti susturmaya çalışıyor.

Arkadaşlar Anayasa'nın 138'inci maddesi var. Siz namusunuz ve şerefiniz üzerine Anayasa'ya sadakat yapacağınıza yemin etmediniz mi? O 138'inci madde ne diyor: "Görülmekte olan bir davayla ilgili olarak yargıya talimat verilemez, emir verilemez." Peki, siz getirdiğiniz kanun, teklifiyle ne diyorsunuz? Efendim, yargının açtığı soruşturmayı kesiyorsunuz. Bu hangi şeref ve namus üzerine yemin etmek demektir. Namusu ve şerefi üzerine yemin eden insanların namusuna ve şerefine sahip çıkması lazım. Bu kanun teklifini getirenlerin ve buna parmak kaldıranların bu namus ve şeref meselesi üzerinde durmaları lazım yoksa? Şimdi, siz, yarın öbür gün arkadaşlar, kimin Başbakan olacağı belli değil. Siz bir insana var olması yani bir Başbakana  "Sen suç işlersen ben seni istediğim şekilde yargılamam, korurum." diyor. Oslo'da yapılan konuşmalar ortada, orada kimlerin ne yaptığı, PKK'yla anlaştığınız ortada, orada PKK'ya? Tayyip Bey bu laflar ortaya çıktığı zaman "Bunu kanıtlamayan şerefsiz ve alçaktır." dedi mi? Dedi. Ondan sonra Tayyip Bey'le PKK mensuplarının görüştüğü ortaya çıktı mı? (x) Peki, şerefsiz ve alçak kim? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Kim? Kim? Kim? Kim? (AK PARTİ sıralarından "Sen, sen" sesleri)

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Sen!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu lafları söyleyenler. Dolayısıyla PKK'yla sen müzakere edeceksin ama bu karakterde de insanları?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan?

BAŞKAN - Süreniz tamamdır efendim, beş dakikaydı, yanlışlıkla oldu üç dakika. Beş dakikanız doldu efendim, teşekkür ederiz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır efendim, daha beş dakikam dolmadı.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Geç otur yerine, dırdır etme! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen? Lütfen sakin olunuz.

Sayın Genç, lütfen yerinize geçiniz.

(x) Bu ifadeye ilişkin açıklama 16/2/2012 tarihli 67'nci Birleşim Tutanağı'nın 230'uncu sayfasında "Geçen Tutanak Hakkında Konuşmalar" bölümünde yer almıştır.