Konu:2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:11/12/2011


2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA RECEP GÜRKAN (Edirne) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında devlet üniversitelerinin bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyeti grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle her türlü zorluğa, engellemelere, düşük ücret ve kötü çalışma koşullarına rağmen, özverili ve başarılı çalışmalarından dolayı tüm öğretim üyelerimize ve üniversite çalışanlarına teşekkür ediyor, sevgili öğrencilerimize de başarılar diliyorum.

Üç gün önce Van'daydık değerli milletvekilleri. Derler ya "Hayatta bazı şeyler anlatılmaz, yaşanır." Gerçekten yaşadık. Van için söylenebilecek tek kelime bu. Üzülerek söylüyorum, Van'da hâlâ eğitim-öğretime başlayabilmiş değiliz. Ne ilköğretim ne ortaöğretim ne de üniversitede eğitim başlamamış. Hiçbir şey televizyonlarda göründüğü gibi değil. Bu nedenle ivedilikle, Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinden isteyen öğrencilere, bu eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere, başka bir üniversitedeki eş değer programlarda eğitimlerini tamamlayabilme imkânı verilmelidir. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak vermiş olduğumuz kanun teklifini gündeme alıp yasalaştırarak öğrencilerimizin eğitim hayatından bir yıllarını kaybetmelerine engel olmalıyız çünkü bu gençler ülkemizin geleceğidir.

Değerli milletvekilleri, üniversite, özgür düşünce ile gerçeğin arandığı, sorgulamanın, tartışmanın, eleştirel düşünmenin öğretildiği, bilimsel düşüncenin ortaya konulduğu, topluma da bu becerileri kazandırmayı amaçlayan bir eğitim kurumudur. Üniversite, bilim aracılığıyla dünyaya yeniliğe kapı açan, her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı, yaratıcılığın gerçekleştirildiği, unvan ve makamların fazlasıyla önem taşımadığı, hiyerarşinin bulunmadığı, bilimsel özgürlüğün ve bilgi birikiminin oluştuğu bir ortam olmalıdır. Üniversitelerimizi bu noktaya taşıyabilmek için bilimsel araştırmalar desteklenerek uluslararası deneyim eksikliği ve teknik yetersizlikler giderilerek toplumda bilim kültürü oluşturulmalı, taşra üniversiteleri sorunu çözülerek bilim yöneticilerinin kalitesi artırılmalıdır; kaynaklar artırılarak öğretim üyesi niceliği ve niteliği artırılmalı, özerklik sorunu çözülerek bu sağlanmalıdır. Tabii ki öncelikle bir karar vermemiz lazım. Bize bilim adamı mı lazım, bizden adam mı lazım? Tehlikeli olan bu anlayış, iktidar mücadelelerinin bir yansıması olarak ortaya çıkan bu anlayış üniversite gibi en eğitimli, en hoşgörülü ve vizyon sahibi olması gereken bir kuruma ve bilim hayatına büyük bir darbe vurmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; OECD'nin Bir Bakışta Eğitim 2011 Raporu'ndan bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün ülkemizde 400 bine yakın, atanmayı bekleyen öğretmenimiz vardır. Görev alabilmiş öğretmenlerimizin maaşlarının 1995-2009 yılları arasındaki değişimine baktığımızda maaşlarının 1995 yılının çok gerilerinde olduğunu görmekteyiz. Ayrıca bu raporda önemli olan bir konu da işsizlik rakamlarıyla ortaya çıkmaktadır. Rapora sadık kalmak açısından aynen aktarıyorum: Üniversite mezunlarının işsizlik oranı 1997'de yüzde 3,9 iken 2009 yılında yüzde 9,9'a çıkmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; ekonomik, sosyal ve eğitim hayatının lokomotifi olan üniversitelerimiz için ayırdığımız kaynak yani bütçe büyüklükleri bulundukları bölgeler açısından da son derece önemlidir. 2012 bütçemizde eğitime ayrılan kaynakların gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,64'tür. Bu rakamı OECD ortalaması olan yüzde 5,5'a çıkarmak zorundayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; üniversite bütçelerinin, özellikle yatırım bütçelerinin artırılması gerekmektedir. Yıllar itibarıyla üniversite bütçelerinin rakamsal olarak artıyor olması tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Önemli olan, yatırım bütçe rakamlarındaki artıştır ki ne yazık ki bu konuda da büyük sıkıntılar yaşamaya devam ediyoruz. Millî Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesine baktığımızda 2002 yılında yüzde 17,18 olan oranın 2006'da 7,49'a, 2011'de ise 5,85'e düştüğünü görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, ülkemizi 2023 vizyonuna, 2023'e bu rakamlarla mı hazırlayacağız? Hiç hamasete, rakamları farklı yerlerden okumaya gerek yok.

Üniversitelerin toplam yatırım bütçelerine baktığımızda ise daha da vahim bir tablo karşımıza çıkıyor.

Toplam 103'e çıkmış olan devlet üniversitesi için ayrılan kaynak 2 milyar 758 milyon TL'dir arkadaşlar. Bunun içinde sağlığa ayırdığımız pay, yani üniversite hastanelerine ayırdığımız pay 440 milyon, çok övündüğümüz ARGE'ye ayırdığımız pay 455 milyon, kültüre ayırdığımız pay ise maalesef, sadece ve sadece 15 milyondur. Bir düşünün, dünyanın 17'nci büyük ekonomisi olmakla övünüyoruz, "Yakında 10'uncu büyük ekonomisi olacağız." diyoruz ama kültüre ve ARGE'ye ayırdığımız para bir holdingin bütçesine neredeyse eşdeğer.

Dokuz yılda 50 adet yeni devlet üniversitesi kuruldu. Artık her ilimizde bir üniversitemiz var. Tabii ki hayırlı olsun, bir eğitimci olarak yeni bir eğitim kurumu açılmasını yadsıyacak, karşı çıkacak hâlimiz yok. Dilerseniz bir de yeni açılan, yeni kurulan üniversitelerimize bakalım. Bakalım ki Hükûmetimiz bu üniversiteleri ne kadar önemsiyor.

2006'da kurulan 15 üniversiteye toplam 338 milyon yatırım bütçesi ayırmışız. Bunların ARGE için 27 milyon, kültür için 500 bin, sadece 500 bin, yani 500 milyar arkadaşlar?

2007'de kurulan 17 üniversitemiz var. Yine bu 17 üniversitenin yatırım bütçesinin toplamı 342 milyon. Bu 17 üniversitenin ARGE'si için 28, kültürü için de 1,3 milyon TL ayırmışız.

Daha sonra kurulan 9 üniversitemiz var. Bunların toplam yatırım bütçesi 179 milyon TL. ARGE için 14 milyon TL, kültür için ayırdığımız rakamsa muhteşem, sıfır TL. Yani bu yeni kurulan 9 üniversitemizin bulundukları illerde öğrencilerin, o ilde yaşayan yurttaşların kültür diye bir derdi yokmuş, çözmüşler o sorunu. Hükûmetimizin tespiti bu olsa gerek ki kültüre ayırdıkları para sıfır.

Bir de en son kurulan 9 üniversitemiz var, o biraz daha ironik. En son kurulan 9 üniversitemize yatırım için toplam 91 milyon ayırmışız, ARGE için sıfır, kültür için sıfır.

Tabii ki olayın bir de öğretim elemanı boyutu var. O konuya hiç girmeden tek bir cümleyle bunu ifade etmek istiyorum. Yeni kurulan 50 üniversitemiz içerisinde 7 tane, sadece 7 tane yardımcı doçentle kurulmuş olan üniversiteler kendini şanslı saymaktadır arkadaşlar. Sadece 7 tane yardımcı doçent?

Değerli milletvekilleri, bu durumu değiştirmek zorundayız. Günümüzde ülkelerin rekabetçi ortamda gelişebilmesi için eğitim, öğretim ve araştırma geliştirme faaliyetlerine, dolayısıyla bilgi toplumunun temel kurumu olan üniversitelere daha fazla kaynak ayrılması gerekmektedir. Üniversiteler bir öğretmen-öğrenci topluluğu değildir, bilgi ekonomisinin beyni niteliğinde bilgi fabrikaları ve karmaşık yapıya sahip işletmelerdir. Hepimiz bunu böyle bilir ve böyle kabul edersek ancak bir yerlere varabiliriz. Yoksa bütün üniversitelerimizin bütçe toplamı bir Harvard Üniversitesi etmiyorsa bu konuda daha çok düşünmemiz gerekmektedir.

Bugün dünyadaki ilk 500 üniversite arasına girememekten hepimiz şikâyetçiyiz. Peki, bu rakamlarla mı gireceğiz ilk 500'e? Bu ARGE, bu kültür bütçeleriyle mi gireceğiz ilk 500'e?

Değerli milletvekilleri, üniversitelerin önemli bir ayağını oluşturan hastaneler?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gürkan. (CHP sıralarından alkışlar)