Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:85
Tarih:29/03/2012


YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, ilgili yasanın ikinci bölümü üzerine konuşmak istiyorum, düşüncelerimi açıklıyorum.

Değerli milletvekilleri, tam yeterince hazırlanmadan, ilgili uzmanların görüşü alınmadan, birçoğunuzun bile Genel Kurulda öğrendiği, size dağıtılan kitapçıklarda öğrendiği bu yasa tasarısını değerlendirmeye başlarsak; bu zamana kadar yapılan değerlendirmelerde hiçe saydığınız, fikirlerine değer vermediğiniz muhalefetin bu yasa tasarısı içerisinde önemle üzerinde durduğu noktaları, böyle birkaç tanesini belirlerseniz, bu noktalarda uzlaşmaya, anlaşmaya gitmeden inatla, illa dediğim dedik noktasında, grup başkan vekillerinin önerisini Komisyondaki uzlaşma ortamını bile daha sonra Sayın Başbakanın direktifleriyle geri alıp, silerek okula başlama yaşını değiştirip, anlaşmazlığı körüklemeye çalışmanızla, eğitim gibi geleceğimizi ilgilendiren bir konuda, gençlerimizin geleceğini ciddi tehditlerle baş başa bırakmış oluyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de üstün zekâlı çocuk dediğimiz, sistemin bugüne kadar tespit edebildiği yaklaşık 400 bine yakın üstün zekâlı çocuk vardır. Bu çocukların sadece yüzde 10'u okullarda değil, bilim, sanat merkezi adı verilen ve Türkiye'de sayıları çok az bulunan yerlerde, okul dışlarında bilgileri, becerileri, yetenekleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Amerika, Rusya gibi büyük ülkelerde, güçlü ülkelerde, süper devletlerde üstün zekâlı çocukların tespiti, bunların değerlendirilmesi eğitimin en önemli unsurudur. Sistemimiz bunları yok saymakta. Özel eğitime muhtaç çocuklara devlet destek verirken gerçekten özel eğitime ve desteğe ihtiyacı olan bu çocuklara, bu sistem, getirilen tasarı hiçbir yer vermemektedir.

Okul öncesi eğitim zorunlu olması gerekirken bunu sistemin dışında bırakıp yine, 4+4+4 şeklinde, kim ortaya çıkarmış, neden 4, 4; neden farklı değil; hangi bilimsel veriler, bilgiler, bulgular size böyle bir tasarı, böyle bir sayı, böyle bir rakam, böyle bir süreç getirtmeye zorunlu kıldı bilemiyorum. Bildiğim bir büyüğüm, 60 ihtilalinden sonra, Millî Eğitim Bakanlığına gittiğinde, "Millî Eğitim Bakanlığında yabancı birilerini gördüm, sordum: `Bunlar kim?' diye dediğimde, `Amerikalı uzmanlar.' dediler bana. `Ne işi var bu Amerikalı uzmanların Millî Eğitim Bakanlığında?' dediğimde, `Yeni eğitim sistemini oluşturuyorlar.' diye ifade ettiler?"

Hükûmetimizin örnek aldığı, dünyada yüz yetmiş yedi ülkede okula başlama yaşı altı ve yedi yaş olmasına rağmen, örnek aldığı hangi ülke ise bunu beş yaşına indirgemektedir. Bütün bilimsel veriler bir çocuğun el kaslarının gelişimini yetmiş iki ay belirlemesine rağmen, inatla altmış ayda ısrar ediyorsunuz. Altmış aylık çocuklar, gelişmiş ülkelerde, çocukların sağlıklı beslenmelerinin sağlandığı, her çocuğun tek tek takip edilerek ekonomik seviyelerinin zaten kalkınmış olması sebebiyle bu çocukların zekâ gelişimlerinin, fiziki gelişimlerinin sağlandığı o ülkelerde uygulanması -oralarda- uygun olabilir ama Türkiye'de açlık sınırının altında yaşayan 20 milyon köylünün, 10 milyon emeklinin, 2 milyon memurun, sayıları 6 milyona yaklaşan işsizin bulunduğu bir ortamda çocuklarını geçindirmekte zorluk çeken bu ailelerin çocuklarını nasıl oyun çağında, beş yaşında eğitime alırsınız? Bu çocuklara ne verebilirsiniz bu okulda? Büyük çocuklarla aynı ortamda eğitime sokmaya çalıştığınız, eğitim vermeye çalıştığınız bu çocuklara hangi öğretmen, ne verebilecek? Yaşayarak göreceksiniz, belki burada olmayacaksınız o zaman ama dışarıda göreceksiniz. Bu yaptığınız, Türkiye'de, millî eğitimde Türk millî eğitimine bir kayıp nesil olarak geçecek, birkaç yıl sonra -on yılı bulmaz- yeniden bunu değiştirmeye çalışacaksınız. Aklın yolu bir. Daha önce uygulanan, Vehbi Dinçerler zamanında uygulanan bu sistemin ne kadar yanlış sonuçlar verdiğini bilmemize rağmen inatla döndük tekrar oraya. Kim dayatıyor bunu; anlamış değilim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de hâlihazırda zaten eğitimin çok büyük eksikleri var. Biz "birleştirilmiş sınıf" dediğimiz yani şubelerin birleşmesi değil, 1'inci, 2'nci, 3'üncü sınıfların birleştiği, 1 öğretmenin bu sınıflara ders verdiği? Türkiye'deki okul sayısına baktığımızda, 10.413 derslik var, 8.437 okulda ikili eğitim yapıyoruz. Biz mevcudu götüremiyoruz, mevcudun üstüne sanki yeni, farklı bir şey ekliyormuşçasına yeni bir sistem getiriyorsunuz. Mevcudu düzeltmek değil, temelli kargaşaya sokmak için bunu yapıyorsunuz. Mevcut Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre 108 bin öğretmene ihtiyaç var sistemde. 63 bin ücretli öğretmenle, yani açlık sınırının altında para alan, ücret alan ama "öğretmenim" diye o okullara giden, ailesinden aldığı yardımlarla okula giden, neredeyse "eğitimin ırgatları" dediğimiz insanlarla, ucuz işçilikle eğitimi götürmeye çalışırken hangi planı, hangi programı, hangi metodu getirirseniz getirin bunun başarılı olması mümkün değildir.

Sayın Bakan yenilikçi, Bakanlıkta birtakım yenilikler yapıyor. Faydalı olan yönleri de var, yaptığı faydalı işler de var ama eğitimin hafızasını kaybediyoruz, dünden tecrübe almıyoruz ve bilinmez bir meçhule doğru geleceğimizi sürüklemeye çalışıyoruz. Bunun yanlışlığını ifade ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak her ortamda, komisyonlarda bu tasarıyı olgunlaştırmaya çalıştık, ana muhalefet partisi aynı duygularla olgunlaştırmaya çalıştı ama Hükûmet nasıl bir inat içerisindeyse muhalefetin hiçbir teklifini, tenkidini, eleştirisini dikkate almadan, inatla Genel Kurula getirdi. Buradan çıkacak. Evet, belki eğitime faydalı olacak birçok konunun içerisine eleştirileri dikkate almadan bu kanunun çıkmasıyla, sonunda yeniden düzeltilmesi, yeniden buraya getirilerek değiştirilmesi mecburiyeti olacak.

"Üniversite sınavlarını kaldıracağız." diyor Başbakan. Tasarı getirmişsiniz, neden kaldırmıyorsunuz? Pazar günü çocuklarımız üniversite sınavına girecekler. Aileler, çocuklar büyük heyecan içerisinde. Buradan onlara başarılar diliyorum. Onlar işsizliklerini dört veya beş yıl ertelemek için üniversiteye giriyorlar. 300 bin öğretmenin iş beklediği gibi, bu çocuklarımız üniversiteye girecekler, bu sistemin içerisinde yine meçhule doğru gidecekler. Bir iş yapacaksak düzgün yapalım, tarihe burada not düşülüyor. 24'üncü Dönem milletvekilleri olarak, iktidarıyla, muhalefetiyle ortaklaşa bir şey çıkması gerekirken bunu siz zora soktunuz, bunu çıkmaza soktunuz iktidar milletvekilleri. Kendi iradenizle karar verdiğinize inanamıyorum.

Tasarının ülkemize hayırlar getirmesini yine diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.