Konu:2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:09/12/2011


2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü 2012 yılı bütçesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, vakıflar neden kurulur? Nedir vakıfların amacı? Vakıflar, insanların içinde bulunan yardımlaşma duygusu, ihtiyacı olanlara iyilik yapma duygusu nedeniyle kurulur değil mi? Normalde böyle olması gerekir. Aslında bir başka deyişle vakıflar, aslında bu yardımlaşmayı sürekli hâle getirmeyi de hedefleyen, birtakım hukuki statüsü olan tüzel kişiliklerdir. Bu topraklarda, üzerinde yaşadığımız bu topraklarda sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örnekleri verilmiştir tarihimizde. Oysaki bugün "vakıflar" denildiğinde aklımıza ne geliyor arkadaşlar? Yolsuzluklar geliyor, Deniz Feneri geliyor değil mi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bizim aklımıza öyle gelmiyor.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Şimdi, ben on dakikalık süre içerisinde gerçekten size bu yolsuzlukları nasıl aktarabilirim, nasıl süreyi iyi kullanabilirim diye çok düşündüm; gerçekten epey zorlandım. Mümkün olduğunca süreye sığdırmaya çalışarak bazı konuları aktarmaya çalışacağım.

Kamu kurum ve kuruluşlarında tasfiyeler yaparak kadrolaşan, ihalelerle yandaşlarını zenginleştiren AKP Hükûmeti, maalesef bu milletin yüzyıllardır biriktirdiği kaynaklarla oluşan kamu mallarına da göz dikmiştir.

Bu arada "kadrolaşma" deyince, az önce Sayın Bakan kadrolaşma konusunda acemi olduklarından bahsetti. Sayın Başbakan da ustalık dönemini yaşadığınızı söylemişti. İsterseniz o konuda bir karar verin; ustalık dönemini mi yaşıyorsunuz, acemilik dönemini mi yaşıyorsunuz? Bunu da netleştirirseniz iyi olur. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET ARSLAN (Kars) - Sizin zamanınızdaki gibi değil.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Evet değerli arkadaşlar, son yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde kısa sürede çok sayıda restorasyon çalışması olmuştur. Bunlar ihalelerle gerçekleşmiştir ve her nedense bu ihaleleri de hep aynı firmalar kazanmıştır arkadaşlar. Bu nasıl bir tesadüf ?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ad verin ad. Ad verin.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Vakıfların değerinin çok üzerinde bir bedelle ihale edildiği, Vakıflar Genel Müdürlüğünün bütçesi dışında, geçmiş yıllarda Vakıflar Bankasından alınan yüksek miktarda temettünün bu ihalelere aktarıldığı iddiaları sık sık kamuoyunda da yer almaktadır. Konunun üzerine giden müfettişlerin soruşturmalardan alınması, yapılan restorasyonların sanatsal ve mali açıdan uygun olup olmadığını, gerçek değerleri üzerinde yapılıp yapılmadığını saptayan bilirkişi heyetlerinin değiştirilmesi ve bu yolla bilirkişilerin hazırlamakta oldukları raporlara etki edilmesi de bu iddiaları maalesef güçlendirmektedir.

Şimdi ben Sayın Bakana sormak istiyorum: Son bir yıl içerisinde görevden alınan müfettiş ve bilirkişi sayısı kaçtır? Son yıllarda restorasyon çalışmaları için ayrılan kaynak miktarı nedir? Bunlarla ilgili kaç ihale şikâyet konusu olmuştur? Kurum, restorasyon çalışması yapan kaç firmayla davalık durumdadır? Aslında bu soruların yanıtını tam olarak alacağımdan da emin değilim. "Neden?" diye soracak olursanız, Sayın Başbakan Yardımcısına bu konuda bir soru önergesi verdim. Kendisine, 4 Ağustos 2011 tarihinde, izin almadan yardım toplama yetkisi verilen vakıf ve kamu yararına çalışan derneklerin isimlerini ve sayılarını sormuştum. Ancak, maalesef kendisi, soru önergeme verdiği yanıtta, sadece izin almadan yardım toplama yetkisi verilen vakıfların isimlerini yazmış, dolayısıyla dernekleri yazmamış yani bizim meşhur Deniz Fenerinin de adı geçmiyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Ne alakası var vakıflarla? Vakıflarla ne alakası var?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Acaba neden, neden, yüzyılın yolsuzluk davası olan Deniz Feneri Derneğini saklama ihtiyacı duyuyor?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Vakıflarla onun ne alakası var?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Neden? Ben, merak ettiğim soruların peşini bırakmayan birisiyim. O yüzden, Sayın Başbakan Yardımcısına yeni bir soru önergesi daha verdim ve bu soru önergesinde, özellikle spesifik olarak dernekleri sordum. Henüz kendisinden cevap gelmedi, bekliyorum, cevabı bekliyorum. Şimdi, millet iradesinin tecellisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir kez daha sormak istiyorum: Ey AKP İktidarı, neden bu Deniz Fenerinden bu kadar korkuyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Korkmuyoruz.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hadi, köstebeğin kim olduğunu biliyoruz da başka kimlerin isimlerini saklıyorsunuz? Nedir bu korkunuz, söyleyin bize. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Açıklayın, açıklayın kimse. Açıklayın.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Savcıları değiştirerek dava dosyasını, âdeta bir tırtılın etrafına koza örüp, daha sonrasında da kelebeğe dönüşüp uçurulabildiği gibi, dava dosyasının üzerini kapatıp böyle uçurabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Çok yanılıyorsunuz çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Bu böyle biline. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hâkim misin, savcı mısın?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de vakıfların hizmet verdikleri alan değişmiştir. Artık, vakıflar, AKP'li eski milletvekillerinin, eski belediye başkanlarının ve yakınlarının rant kapısı olmuştur.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Türkiye'deki vakıf arazilerini kim satın aldı?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - AKP Hükûmetinin cemaat ve tarikat ilişkileriyle beslenen vakıflara verdiği arazilerle kamu mallarını yağmaladığı kamuoyunca bilinmektedir.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Türkiye'de vakıf arazilerini en çok kim sattı, en çok kim satın aldı?

BAŞKAN - Lütfen Sayın Milletvekili?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) - Ayıp, ayıp! Hanımefendi konuşuyor, hanımefendi.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Vakıflar ve AKP Hükûmeti arasındaki ilişkileri gözler önüne serecek birkaç örneği de sizlerle paylaşmak istiyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) - Hanımefendiye bir saygı gösterin ya. Hiç olmazsa bir hanımefendiye saygı göstermesini bilin.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Aslında hiç önemli değil, daha iyi oluyor, benim daha hoşuma gidiyor, hiç önemli değil.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Hanımefendi gibi olursa.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) - Ayıp ediyorsunuz ya, ayıp ediyorsunuz. Sizde de hanımlar var.

BAŞKAN - Lütfen? Lütfen sayın milletvekilleri?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hiç önemli değil ama kendisine bir duygu kontrolü eğitimi versek, öfke kontrolü eğitimi versek iyi olur diye düşünüyorum.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Vakıf arazilerini kimin yediğini siz iyi bilirsiniz.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sayın Başkan, süre anlamında?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Osmanlıdan kalan vakıf arazilerinin ne olduğunu siz bilirsiniz.

BAŞKAN - Lütfen? Lütfen sayın milletvekilleri?

Siz de Genel Kurula hitap edin lütfen.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - O defteri açarsak görürsünüz.

BAŞKAN - Lütfen? Lütfen sakin olun.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Şimdi, ben gerekli defterleri de birazdan açacağım.

Birkaç örnek vereceğim size. Örneğin, Cevizli'deki Tekel arazisi Ahmet Davutoğlu'nun kurucuları arasında olduğu Bilim Sanat Vakfına, Kavacık'taki Karayollarına ait arazi ve eski Tekel Müdürlüğü binası İskender Paşa cemaati üyesi Fahrettin Koca'nın Medipolitan Eğitim ve Sağlık Vakfına, Halkalı'daki Ziraat Okulunun bulunduğu arazi ise kurucuları arasında bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kemal Unakıtan'ın ve Ahmet Davutoğlu'nun yer aldığı İlim Yayma Vakfına tahsis edilmiştir. Bu arazilerin kullanım süresi, kullanım hakları da kırk dokuz yıl süreyle bu vakıflara verilmiştir. Kavacık'taki arazi için şu bilgiyi de hatırlatmak isterim?

AHMET YENİ (Samsun) - Üniversitelere verildi, üniversitelere.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Yeditepe, Kadir Has Üniversitesi?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sıranız geldiğinde konuşursunuz.

Park, çocuk bahçesi, kara yolları kenarı koruma kavşağı olarak geçen planda bu arazi vakfa devri sonrasında özel eğitim alanı olarak ilan edilmiştir. Ayrıca, belediye tarafından arazi için 1,5 kat emsal inşaat artışı ve 10 kata kadar da imar izni verilmiştir.

Bir başka örnek ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kurulan Bezmiâlem Vakfıdır. Yoksullara ve sağlık güvencesinden yoksun olanlara hizmet vermekte olan Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi özel bir üniversiteye dönüştürülmüştür, paralı bir üniversiteye dönüştürülmüştür. Dolayısıyla bu dönüşüm aslında yoksulluğu çözmek yerine, yoksulluğu yönetmek isteyen AKP İktidarının zihin haritasını da bir kez daha bizlere göstermektedir arkadaşlar.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Siz yoksulluğu nereden biliyorsunuz?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Değerli milletvekilleri, vakıflar fakir fukaranın, yetimin, öksüzün güvencesiydi bu topraklarda ama şimdi AKP'lilerin rant kapısı oldu. Dokuz yıldır gördüğümüz, yaşadığımız AKP Hükûmetinin kamu yararından anladığı, kamu mallarının AKP'li belediyelere, AKP yandaşı kurum ve vakıflara, eş, çocuk ve akrabalara tahsis edilmesiymiş meğerse.

Sözlerime son verirken "millet iradesi" sözünü dilinden düşürmeyen AKP'li milletvekillerine soruyorum: İnsanların inançlarını kullanarak cebinden parasını çalan Deniz Feneri yolsuzluğunun karşısındaki suskunluğunuzla mı temsil ediyorsunuz milleti? Halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin tutuklu kalması karşısındaki sessizliğinizle mi temsil ediyorsunuz milleti?

AHMET ARSLAN (Kars) - Bile bile aday gösterirseniz öyle olur.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bu ülkenin aydınlarını, bu ülkenin gazetecilerini, bu ülkenin öğrencilerini, milletvekillerini, öğretim üyelerini uzun tutukluluk sürelerine mahkûm ederken Deniz Feneri sanıklarının serbest bırakılması?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Aklınız yeni mi başınıza geldi?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - ?ve muhalefeti kürsüden iterek susturma çabaları, bana İsmet İnönü'nün yıllar önce söylemiş olduğu bir sözü hatırlattı: Suçluların telaşı içindesiniz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Nazlıaka.