Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti İle Avustralya Hükûmeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:30
Tarih:07/12/2011


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÛMETİ İLE AVUSTRALYA HÜKÛMETİ ARASINDA HAVA ULAŞTIRMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri?

Gel, araya gir, gir bakalım.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Kamer Bey, içeride olabilir!

KAMER GENÇ (Devamla) - AKP'liler söz atıyorlar, araya girmem.

Şimdi, Sayın Başkan, geçen gün ben burada Danışma Kurulu raporu üzerinde konuşurken bana "Gündeme gel..." Daha dördüncü dakikada on dakika konuşma hakkım varken sözümü kesti. Bir AKP'li milletvekili geldi yanıma -ben tabii geçen sene bir beyin ameliyatı da geçirdiğim için- şiddetle beni itti, ben fark etmedim buraya çarpıldım.

BAŞKAN - Sayın Genç, dün dünde kaldı.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika, bir dakika? Konuşma!

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Ne demek o ya!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Biraz nazik ol, nazik!

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Kürsüye yakışmıyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, ondan sonra arkadaşlar, şunu vurgulamak istiyorum: Bakın, eğer o beyin kanaması tekrar?

BAŞKAN - Burada kimin konuşup konuşmayacağını siz belirleyemezsiniz.

KAMER GENÇ (Devamla) - ?tekerrür ederse onun sorumlusu sensin ve Salim Uslu'dur. Bunu da millete ilan ediyorum.

BAŞKAN - Tarzınız zaten ahlakınızı, edebinizi gösteriyor sizin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ayrıca da Salim Uslu'nun beni niye ittiğini sonradan fark ettim. Ben geçen sene KİT Komisyonunda Halk Bankası hesapları incelenirken -meğer bu Hak-İş'e verilen 400 milyar liralık bir kredi vardı Halk Bankasının, sonradan onun faizini indirdiler- ondan bahsettiğim için bana bu husumeti beslediğini anladım. Ondan sonra? Neyse, ben bunu kamuoyuna söyleyeyim.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu Mecliste tabii, Sadık Bey yani tam bir Sadık Bey kimliğiyle AKP'ye yaranmak için şey ediyor ama bakın burada devamlı takip ediyoruz Meclisi, bizim dışımızda kimseye müdahale etmiyor, benim dışımda kimseye müdahale etmiyor.

Şimdi, arkadaşlar, ben niye bu şeyin aleyhinde aldım. AKP zamanında Türkiye dış politikası karanlıklara çevrildi. Şimdi, AKP'nin Türkiye'yi karanlıklara ittiği kesin. Şimdi, Amerika Cumhurbaşkanı Vekili geldi. Niye geldi bu kişi? Bizim kara gözümüze mi aşıktı? Hayır. Türkiye'ye bir görev vermeye geldi. Türkiye'ye hangi görevi vermeye geldi? Bir süre sonra yine Amerikan Savunma Bakanı gelecek. Bize ne görev veriyor? Karanlık bir durum. Siz Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olarak niçin geldiğini biliyor musunuz?

Bakın, bizim geleneklerde devletin başbakanları, bakanları yabancı bir devlet adamıyla görüştüğü zaman yanında Dışişleri mensubu olur. Tayyip Erdoğan'la Amerikan Cumhurbaşkanı konuşurken yanında kimse var mıydı? Yok.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Sen var mıydın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ne konuştular, bilmiyoruz. Türkiye'ye hangi görevi verdiler, bilmiyoruz. Böyle karanlık bir dış politika olur mu değerli arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar)

Bir "Ahmet Davutoğlu" diye bir kişi var, Dışişleri Bakanı. Yahu, bir bakıyorsunuz, gidiyor, Libya'ya 300 milyon dolar veriyor o ile Ali Babacan. "Biz paraları uçaklarla göndermedik, iki uçakla gönderdik." diyor. Yahu, arkadaşlar, muz cumhuriyetinde dahi devletin 300 milyon doları getirilip de birilerine verilir mi? Verilir mi, söyleyin! Bu, devlet ciddiyetiyle bağdaşır mı? Bu paralar kimin cebine gitti? Hakikaten, 300 milyon dolar verildi mi, verilmedi mi veya kime verildi veya o verilen paraların bir kısmı tekrar cebe geldi mi, gelmedi mi? Yahu, arkadaşlar, devlette bir ciddiyet olması lazım. Bu devletin ciddiyetine bu kadar darbe vurulur mu? "Ben, efendim, falanca devlete 300 milyon dolar para verdim." Kimin parasını verdin? Babanın parasını mı verdin? Fakir fukaranın, aç kalan insanların, bugün Van'da soğukta donan insanların hayatı pahasına sen o parayı verdin. Senin hakkın mıdır bu parayı vermek? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Şimdi, Suriye'nin rejim muhaliflerini getiriyorlar, Türkiye'de para veriyorlar, eğitiyorlar. Ondan sonra "Suriye'de tampon bölge yaratacağız." diyor. Yahu, şimdi, bizim Suriye'yle? Arkadaş, sen Tayyip Bey, sen bundan iki ay önce, üç ay önce gidip de Esat'ın koluna girdiğin zaman yine o Esat, o Esat, o Esat değil miydi? Yine o aynı yönetimi yok muydu? Peki, niye gittin? Ondan sonra birdenbire Obama'dan size talimat geldi, ondan sonra tuttun Suriye'ye cephe aldın! Peki, Suriye'ye sen ne kadar para veriyorsun? Hangi ödenekten veriyorsun?

Arkadaşlar, bakın, dış politika millî bir politikadır. Eğer Tayyip Erdoğan'la Abdullah Gül Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesi dışında eğer Suriye'ye harp açarlarsa bunun altında kalırlar. Onu kendilerine ikaz ediyorum. Devletin dış politikasında Meclisin söz birliği gerekir. Eğer birilerinin hesabına birilerine gidip de, sırf bunlar kahraman olmak için, o kahraman da olmazlar, burunları yere sürter ama milletinin burnunu sürmeye onların hakkı yetmez, gücü de yetmez. Biz burada ona karşı en sert şekilde mücadelemizi yaparız.

Bizim dış politikamız millî bir davadır. Hangi devlete karşı savaş açılması gerektiğine Meclisçe karar veririz. Millî duygularımız o zaman galeyana gelir ama birilerinin emperyalist uşaklarının uşağı olmak için bu işlere girmeyiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.