Konu:Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin (2/12) Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi
Yasama Yılı:2
Birleşim:29
Tarih:06/12/2011


BOLU MİLLETVEKİLİ TANJU ÖZCAN’IN, ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ’NİN (2/12) DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin)- Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Bolu Milletvekilimiz Tanju Özcan'ın Orman Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin lehte söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün sabah Türkiye yeni bir güne uyandı. Biliyorsunuz Aydınlık gazetesine sabah erkenden bir baskın yapıldı. Bunun haricinde yine bugün Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden yapılan operasyon kapsamında Atakum Belediyesine bir operasyon yapıldı. Bu operasyonu yapanları kınıyorum, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum.

Şimdi bu grup önerisiyle milletvekilimizin kanun değişikliğiyle alakalı olarak Karadeniz'de kanayan yara olan Orman Kanunu'yla alakalı bazı uygulamaları yani özellikle yargılamalarla alakalı bazı uygulamaları gündeme getirmek istiyorum.

Orman Genel Müdürlüğünün dahil olmuş olduğu bütün davalarda ne yazık ki Türkiye ortalamalarına, özellikle Karadeniz'deki ortalamalara bakarsanız birçok davanın avukat tarafından takip edilmediğini, avukatla takip edilen davalarda vekâlet ücretlerinin davalı tarafa yüklendiğine ilişkin bir somut gerçekle karşı karşıya kaldığımızı biliyoruz. Ormanın dahil olduğu davalarda ne yazık ki avukatlar bu davalara girmekte bir çekince koyuyorlar ve bu davaları almıyorlar ve bu davalar büyük bir ihtimalle, büyük bir çoğunlukla da orman lehine sonuçlanıyor. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları karşısında Karadeniz'in büyük bitki örtüsü  olan ormanın varlığında bir mülkiyet sorunuyla karşı karşıya kalınmakta ve ne yazık ki mülkiyet davaları olumsuz olarak sonuçlanmaktadır. Yerel mahkemeler bu davalarda lehte karar verememekte, harici görüşmelerde vicdanlarının seslerine uysalar lehte karar vereceğiz denmesine rağmen ağır birtakım duvarlarla karşılaşmaktadırlar diye düşünüyoruz arkadaşlar.

Şimdi burada yerel mahkemeler bazı bu kararları veriyorken bazı doneleri kendilerine baz olarak almaktadırlar. Yerel orman işletme müdürlüklerinden gelen yeşil alan, boyalı alanlar ne yazık ki aleyhte delil olarak mahkemeler tarafından değerlendirilmektedir. Yine mahkemeler bu kararlarını veriyorlarken iki tane temel noktayı kendilerine baz olarak almaktadırlar. Bunlardan bir tanesi hava fotoğraflarıdır, bir tanesi de memleket haritalarıdır. Hava fotoğrafları 1956 ve öncesi tarihine ait haritalar olduğu için ne derecede sağlıklı olduğunu yüce Meclisin takdirlerine sunuyorum. Bunun dışında memleket haritaları olarak tabir edebileceğimiz Harita Genel Komutanlığı tarafından düzenlenen ve burada baz olarak alınması gereken haritalar da ne yazık ki objektif değerlendirmeler getirmekten uzak birtakım tespitler içermektedir, neden? Çünkü bu haritalar askerî amaçlı düzenlenmiş haritalardır ve hiçbir şekilde botanik değeri olmadığı için, bu haritalardan ortaya çıkan sonuçlar nedeniyle de verilen kararlar sağlıklı olmamakta, objektif bir karar niteliği taşımamaktadır.

Burada mahkemelerin nazarıitibara almış olduğu bilirkişi kurulları, ne yazık ki uygulamadan gelen, Orman Mühendisleri Odasının üyeleri olan kişiler tarafından değil, bunlar daha çok üniversite, akademik kariyeri olan, uygulamada olmayan, kendi orman formasyonu içerisinde yetişmiş katı kuralları olan bir bilirkişi düzlemi içerisinde olaylar götürülmektedir. Mali bilirkişilerin ifadelerine, tanıkların beyanlarına ve bunların düzenlemiş olduğu ellerindeki mülkiyet belgelerine ne yazık ki itibar edilmemektedir.

Şimdi gelinen noktada, özel idare kayıtları, kişilerin elinde özel idare kayıtları vardır, belediye ve emlak müdürlüğüne ödemiş oldukları vergiler vardır ama bunlar da ne yazık ki mahkeme kararlarında nazarıitibara alınmamaktadır. Bunlar için en önemli belge niteliğinde olan eski tapu kayıtları da şöyle bir gerekçeyle göz ardı edilmektedir: Eski tapu kayıtlarında coğrafi ve koordinat uyumunun beraber aranması nedeniyle, eski tapu kaydıyla yeni mevcut durum birbiriyle karşılaştırılmakta, coğrafi ve koordinat uyumu olmadığı için kesin hüküm teşkil etmesi gereken, maddi anlamda kesin hüküm, delil niteliği taşıması gereken eski tapu kayıtları da göz ardı edilmekte, bunlar ancak zilyetlik belgesi kapsamında değerlendirilmektedir.

Bütün bu anlatmaya çalışmış olduğum hususlarla bu beş dakika içerisinde şunu ifade etmek istiyorum: Karadeniz'de çok ciddi bir mülkiyet sorunu vardır. İnsanlar yıllarca kullanmış olduğu, atalarından, dedelerinden kendilerine kalan yüzyıllardır zilyetlik etmiş oldukları, o topraklar içerisinde tarım yapmış oldukları alanları 6831'deki bu eksiklikler nedeniyle kaybetmektedirler.

Gelinen noktada, Karadeniz'deki orman vasfının, orman davalarının sorunu artık o kişilerin sorunu olmaktan çıkmış, bir sosyal boyutu olan, neredeyse patlama noktasına gelmiş bir sorun hâline gelmiştir. Düşünebiliyor musunuz, bir dosyada hem tarım arazisi raporu verilmekte hem orman denilmekte ve ne yazık ki Yargıtay tarafından o tarım raporu verilen rapora itibar edilmemekte, orman denilen raporla davalar sonuçlandırılmakta ve olumsuz bir tabloyla karşı karşıya kalınmaktadır.

Önümüzdeki dönemde Meclisin bu sorunları çözeceğine inanıyorum. Milletvekili arkadaşımın vermiş olduğu bu önergenin gündeme alınması için desteğimi ifade ediyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)