Konu:6111 SAYILI BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:62
Tarih:07/02/2012


6111 SAYILI BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu kanunun, bu kanun maddesinin amacı nedir, önce bir ondan bahsetmek istiyorum size. Bildiğiniz üzere, 4749 sayılı kamu finansmanıyla ilgili bir kanun var ve bu kanunun maddesinde dış borçla alakalı iki terim var, dış borcun ikrazı ve dış borcun tahsisi. Şimdi, "dış borcun ikrazı" demek, hazinenin şartlarını değiştiremeden direkt kuruma kullandırdığı borç demek; "dış borcun tahsisi" demek, şartlarını değiştirerek kullandırdığı borç demek ve bu da 5018 sayılı Kanun'a dönüyor. Burada da dört cetvel var ama bu kanunun maddesiyle ilgili iki tane cetvel var. Birinci cetvel bakanlıkları sayıyor, bildiğimiz icrai bakanlıkları. İşte, 5018 sayılı Kanun çıkarken bir hata yapılıyor ve bu (I) sayılı cetvelin içerisine bu iki büyük yatırımcı kuruluş konuluyor, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. Aslında baktığınızda bunların kendi öz gelirleri olduğu için (II) sayılı cetvelde olması gereken kuruluşlar (I) sayılı cetvel içerisine konuluyor ve bu sorunlar çıkmaya başlıyor. İşte "hızlı yasama" dediğimiz şeylerin içerisinde de sürekli bu hataları yapmaya başlıyoruz arkadaşlar, ondan sonra da  yavaş yavaş bunları düzeltmek için Meclise gelmeye başlıyor ve bütün bunları düzeltmek için de Meclis gereksiz bir efor sarf ediyor.

Şimdi, baktığınızda, bu Devlet Su İşleriyle alakalı 662 sayılı bir Kanun Hükmünde Kararname çıkarıldı. İlginç, bu kanun hükmünde kararnamede, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığıyla ilgili bir kanun hükmünde kararname çıkarılıyor, içine Devlet Su İşleriyle ilgili hükümler konuluyor, onu koyarken bunlar unutuluyor, unutulduktan sonra tekrar Meclis gündemine geliyor ve burada tekrar düzeltme çabası başlıyor. Peki, niye böyle bir şey çok acele bir şekilde Meclis gündemine geliyor? Çünkü sizin İşsizlik Fonu'ndan el koyduğunuz bir 10 katrilyon para vardı ya hani işsize ödenmesi gereken de işsize ödemediğimiz 10 katrilyon Hazineden bu Karayollarındaki, Devlet Su İşlerindeki müteahhitlere ödendi. Şimdi o para azaldı. Şimdi oradaki müteahhitler ağlamaya başladılar özetle, bu parayı istemeye başladılar arkadaşlar. Bunu çok profesyonel, Hazineci olarak söylüyorum değerli kardeşim.

Peki, bu parayı istediklerinde sıkıntı çıkınca da para bitince ne oldu? Şimdi, bu paralar Hazineden ödeniyordu. Hazine bürokrasisi diğer bürokrasilere göre biraz daha kaliteli bir bürokrasi. Kendi nakit planı var, şirketler başvuruyor, onu da adaletli bir şekilde dağıtmaya çalışıyor. Tabii, her seferinde de bu Meclisten Hazine Müsteşarlığına telefon gidiyor "Şunun alacağını erken ödeyin, bunun alacağını erken ödeyin." Bu da son derece önemli. Şöyle ki önemli: Baktığınızda, mesela 20 trilyon alacağı var bir şirketin, iki ay önce ödenmesi onun için öyle bir finansman kolaylığı sağlıyor ki ve ne yazık ki Hazine Müsteşarlığı bu Meclisten gelen telefonların baskısı altında direnmeye çalışıyor. İşte bu direnci kırmak için de ne yapıldı? Yurt dışından dış kredi bulundu ve bu yurt dışından bulunan dış kredi de ikraz olarak kullanılamadığı için ve bu kanun hükmünde kararnamede düzeltilebilecekken de düzeltilemediği için de alelacele Plan Bütçe Komisyonunda bu kanuna bir madde konuldu ve bu şekilde halledilmeye çalışıldı.

Şimdi, baktığınızda? Ben gelmeden önce Devlet Su İşlerinin aldığı ihalelere baktım arkadaşlar ve çok ilginç bir şey vardı -Sayın Bülent Arınç burada mı bilmiyorum ama çıkmış- Devlet Su İşlerinden en çok ihaleyi alan firma, eski bir milletvekili. Şimdi burada adını vermeyeceğim çünkü ihalesiyle alakalı bir tespitim yok. Ama şunu söylüyorum: En çok ihale alan şirket, eski bir milletvekili. Şimdi, bu eski milletvekili sürekli Hazineyi de işte bu konularda arayan şirketlerden birisi. Şimdi, sorun nereden çıkıyor? Bir başka şirket var, 2'nci sırada en çok ihaleyi alan. O da baktığınızda, diğer kurumlarla da karşılaştırdığınızda yaklaşık 1 katrilyonun üzerinde ihale almış. Bu şirket de 1 katrilyonun üzerinde ihale almış.

Arkadaşlar, kamu ihale kayıtlarına baktığınızda bir 25-30 tane şirket var, bunlar kamu ihalelerinin çok ağırlıklı bir kısmını almışlar. Peki, bu şirketlerin ortak özelliği ne? Bunlar ASKON, TUSKON, MÜSİAD gibi derneklerin kurucu üyeleri. Şimdi, bizi hiç ilgilendirmez; bir şirketin sahibinin siyasi görüşü, dünyevi görüşü, uhrevi görüşü bizi gerçekten hiç ilgilendirmez. Velev ki bu şirketlerin patronları seçimlerde iktidar partisine açık açık destek vermişse, yapılan referandumda çıkıp televizyon kameraları karşısında sizinle aynı şeyleri söylemişse, işte kamu kaynaklarının haksız ve usulsüz olarak bu şirketlere aktarıldığı yönünde ciddi bir kanaat oluşur ve bütün ülkelerde bu sorundur. Şimdi, mesela, biz buraya geldik; üç ay boyunca, hatırlıyorsunuz, burada sadece uluslararası anlaşmaları konuştuk, değil mi? Hiç Kamu İhale Kanunu'nu konuşmak aklımıza geldi mi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nu?

Arkadaşlar, bugün devletin yaptığı harcamaların sadece yarısı Kamu İhale Kanunu'nda, kalan yarısının bir hukuki dayanağı yok. Her kaynaktan bütün iş adamları, Avrupa Birliği, herkes bastırıyor rekabetçi bir kamu ihaleleri sistemi yaratalım diye; yaratmıyoruz. Niye yaratmıyoruz? Çünkü rahat iş yapmak istiyoruz.

Şimdi, buraya gelen konuşmacılar 6111 sayılı Kanun hakkında işte şube müdürlerinin ellerine yazıp verdiği notları okumaya çalıştılar, ben de anlamaya çalıştım, çoğunu da anlamadım. Ben size 6111 sayılı Kanun'la ilgili başka bir şey anlatayım. Şimdi, bu 6111 sayılı Kanun hazırlanmadan önce Hazinede benim yürüttüğüm bir soruşturmada fakir ailelere kömür dağıtımında çok büyük bir yolsuzluk ortaya çıktı. Kömür madenlerinin ihale sonrası şartlarının değiştirilerek yine başka bir eski milletvekiline nasıl verildiği, daha sonra o kömür işletmelerinin nasıl ihalesiz olarak, fahiş fiyatlarla bunlardan mal aldığı, sadece benim tarafımdan değil -şimdi siz dersiniz ki sen Cumhuriyet Halk Partilisin, sen böyle taraflı bir inceleme yaptın- benim dışımda 3 tane müfettiş tarafından tespit edildi, bizim dışımızda da Sayıştay tarafından tespit edildi. Fakir ailelere kömür dağıtma arkadaşlar, fakire kömür dağıtma; yoksulun üzerinden yolsuzluk diyoruz ya... Ve ne oldu? Hazine bu parayı ödemedi; yaklaşık 530 trilyon, bir de 400 trilyon üzerine geldi, 930 trilyon. Çünkü bürokratlar "Böyle bir şeyi ödeyemeyiz." dediler. Peki, bu çok övündüğümüz 6111 sayılı Yasa'da ne oldu? Bir madde konuldu içine, denildi ki: "Fakir ailelere Kömür Dağıtım Projesi Kamu İhale Kanunu'na tabi değildir." Bir gece yarısı geçiyordu, Allah'tan o zaman Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri vardı? Bu ne demek biliyor musunuz? İhaleye fesat karıştırma suçu işte o Kamu İhale Kanunu'nda tanımlanmıştı ve Ankara'da savcılıktaydı ve ne yazık ki o dönem burada görev yapan Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin el kaldırmasıyla bu yolsuzluk aklandı.

Şimdi siz diyorsunuz ki: "Bizde çoğunluk var kardeşim, biz el kaldırırız işte bu iş geçer." değil mi? İşte tarih böyle not ediyor, sadece bu dönem değil, her dönem geldiğimizde? Belki çok üzülüyorsunuz, içinizde çok dürüst arkadaşlarımız olduğunu da biliyorum ve bunu size hatırlatacağız çünkü burada 300 küsur milletvekili el kaldırdığında 1 adam daha fazla zengin oluyor, 1 bebeğin sütünden alınan KDV o adamın cebine gidiyor. Niye? Neden gidiyor hiç düşünüyor musunuz? Eminim ki gönlünüz buna elvermiyor.

Şimdi, ben Sayın Bülent Arınç'a sordum? Bülent Bey demişti ki: "Türkiye'nin bağırsakları temizleniyor." Değil mi, bu TMSF'yle ilgili yolsuzluklar ortaya çıktığında "Türkiye'nin bağırsakları temizleniyor." demişti.

Şimdi, Sayın Bakan burada, bakın elimde 400 milyar dolarlık bu yeni kentleşme yasası var ya, onun madde 8'ini söylüyorum size, diyor ki: "Burada yapılacak bütün işler 4734 sayılı Kanun'un 21/b maddesine?" Bunu ben size şöyle tercüme edeyim: Açık ihale yapmayacağız kardeşim -önünüzde 400 milyar dolarlık iş var ya- ilansız davetiye usulüyle yapacağız. Sayın Bakanın veya Başbakanın sevdiği firmaları çağıracağız, biz ihaleyi onlara vereceğiz.

Bu sadece bizim sorunumuz değil arkadaşlar, bu hepinizin sorunu. O tüyü bitmemiş yetimin parasıyla ödüyoruz bunları, milletvekillerinin maaşlarıyla ödemiyoruz. Onun için, sanmayın biz aptalız, biz bunları görmüyoruz. Ta taslağından itibaren biz bunları görüyoruz ve çıkıp bütün Türkiye'ye anlatacağız, bütün Türkiye'ye şunu söyleyeceğiz: Arkadaşlar, siz iktidara paranızı emanet ettiniz ve bu İktidar açık ihale yaparak bütün firmaları çağırıp, "Kardeşim, en kaliteli malı bana en düşük fiyata kim getirecek?" demeyecek, 3-5 tane yandaşına davetiye gönderecek, ki kırmak istemiyorum ama ne yazık ki davetiye gönderilene yandaş denir. 400 milyar dolarlık ihaleden bahsediyoruz, Türkiye'nin geleceğinden bahsediyoruz.

Burada birbirimizi yiyoruz konuşurken. Asıl konuşacağımız konular bunlar ama Hükûmet gündemimize getirmiyor, işte böyle kaçırarak getiriyor.

Sayın Bakan, bütün Türkiye'ye anlatacağız bunu. Böyle bir madde olmaz. Bu sadece sizin paranız değil. Başka konular da var, daha önümüzde günler de var. Ben, sizi böyle aydınlatmaya, anlatmaya devam edeceğim ve çok iyi niyetli bunu yapmaya çalışacağım.

Ben, hepinizi saygıyla selamlıyorum, çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Erdoğdu.