Konu:6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
Yasama Yılı:2
Birleşim:62
Tarih:07/02/2012


6111 SAYILI BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kanun tasarısı yeniden yapılandırılan vergi ve sigorta prim borçlarının ödenmesi uygulamasında ortaya çıkan çeşitli sorunların çözümü amacıyla hazırlanmıştır. Ancak yapılan düzenlemelerde birtakım teknik sorunlar olduğu kanaatindeyim. Bu konuşmamda onları ifade etmeye çalışacağım.

Tasarının bu maddesinde yabancı ülkelerde faaliyette bulunan mükelleflerle ilgili olarak o ülkede olağanüstü bir politik riskin ortaya çıkması hâlinde bu mükelleflere yeniden yapılandırılan vergi ve sigorta prim borçlarına ilişkin olarak bir ödeme kolaylığı getirilmektedir. Ancak ifade tarzı daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Bu sorun, bu madde, bu şekliyle sorun yaratabilir, şöyle ki: Madde diyor ki, ilgili bölümünü okuyacağım: "Yabancı ülkelerde de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden." Yani bir mükellef hem Türkiye'de faaliyette bulunacak hem de yabancı ülkede faaliyette bulunacak, "de" eki onu vurguluyor. Oysa mükellef Türkiye'de kurulu olmakla, bir anonim şirket Türkiye'de kurulu olmakla birlikte bütün faaliyeti yabancı ülkede olabilir. Bu durumda yararlanamaz. O zaman bunu çözmek için "yabancı ülkelerde faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden" demek daha doğru olur. Yani "de" ekini kaldırırsak sorun çıkmaz. Bu şekliyle sorun çıkar. Bunu yorumla çözeriz diyebilir Maliye Bakanlığı ama kanunu zorlamış olur. Bana göre yorumla çözemezler.

İkincisi, -bu, bu şekilde yazıldıktan sonra, Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkeden söz ediliyor. Şimdi, Ekonomi Bakanlığına olağanüstü bir yük veriyoruz. Tespit edecek, tespit için çalışmalar yapacak, ilgili ülkedeki büyükelçiliğe yazacak, faaliyetlerde bulunacak. Oysa onun yerine "Ekonomi Bakanlığınca karar verilen" denilirse bütün bu formaliteye gerek yok. Örneğin Libya'da bir politik riskin olduğu ortaya çıkmıştır, başka ülkelerde de ortaya çıkabilir.

Bir diğer konu, doğal afetin vuku bulduğu -Van Erciş depreminden hareketle böyle bir düzenlemenin yapıldığı anlaşılıyor- tarihten itibaren ödenmesi gereken vergilerle ilgili olarak mücbir sebep hâli getiriliyor. Evet, güzel, iyi ama şunu sormak isterim ben Hükûmete: 23 Ekim 2011 tarihinde Van'da deprem meydana geldi. Van ekonomisi altüst oldu. İnsanlarımızın yaşamı altüst oldu. Büyük bir yıkım meydana geldi özellikle Erciş'te. Aradan yaklaşık dört aylık bir zaman geçti. 4'üncü aydayız. Hükûmet acaba özellikle Erciş merkezli bu deprem nedeniyle varlıklarını önemli ölçüde kaybeden mükelleflerimizle ilgili olarak bir terkin yasası hazırlığı içine girmedi mi? Çoktan girmiş ve bunun Parlamentoya gelmiş olması gerekirdi.

17 Ağustos 1999 tarihinde Adapazarı'nda meydana gelen depremde, 12 Kasım 1999 tarihinde Düzce'de meydana gelen depremde, bu depremleri takiben o zamanki hükûmet, 26 Kasım 1999 tarihinde 4481 sayılı Kanun'u çıkardı. Bakın, dördüncü ayda. Çok daha büyük bir deprem vardı, dördüncü ayda hükûmet kararını verdi. "Şuralarda şu vergileri terkin ediyorum." dedi, "Siliyorum." dedi, "Şurada şu oranda siliyorum." dedi, tavrını ortaya koydu, mükellefler geleceğe rahat bir nefes alarak baktılar. Mükellef şimdi önünü göremiyor.

Bir diğer konu, Van'da deprem meydana geldi. Bu deprem, Van'la ilişkide bulunan diğer illerimizdeki mükellefleri de etkiliyor. Oraya mal satmış, alacağı var, şimdi tahsil etmesi mümkün değil. Şüpheli alacak olarak bunu kayıtlarına intikal ettirebilmesi için dava etmesi lazım Van'daki mükellefi; insani nedenlerle dava etmesi mümkün değil. Bunun bir yasayla çözülmesi gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunun çözümü için bir yasa teklifi verdik. Ben verdim. Bekliyor ama o teklifi nedense buralara getirmiyorsunuz. Getirmiyorsanız bari buraya bir madde ekleyelim, burada bu sorunu da çözelim. Bence bu maddeyi oylamayalım, bu sorunları düzeltelim. Popülizm yok bakın söylediklerimde. Bunu, o şekilde çözümü üreterek oylayalım.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.