Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:84
Tarih:28/03/2012


YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RECEP GÜRKAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, şu anda, Kızılay'da polis copuna, biber gazına, tazyikli suya direnen eğitim emekçilerini kutluyorum ve bu eğitim emekçilerine karşı yapılan işkenceyi de kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir söz var, diyor ki: "Özgürlüğün şarkısını şiddetin çalgısıyla çalamayız." Yaklaşık bir aydır bunu yapmaya çalışıyoruz. Bütün pedagojik yaklaşımlara, bütün bilimsel yaklaşımlara rağmen ısrarla bu yasa geçirilmeye çalışılıyor ve sonuç itibarıyla da Parlamento çoğunluğuna dayanılarak geçirilecek. Altı yaşı beş yaşa çektiniz, geçireceksiniz belli ama Sayın Bakan dedi ki: "Üst sınırı, tavanı yetmiş iki ay yapacağız." Sayın Bakan, sınıf öğretmenliğinde, sınıflarda şöyle bir ilke vardır: Aynı yıl içerisinde doğmuş çocuklar, örneğin ocak ayıyla ekim ayında doğmuş çocuklar, okuma yazmaya dönemsel olarak da farklı zamanlarda geçerler. Hatta birçok pedagog, eğitim bilimci "Eğer çocuğunuz o yılın -ki siz de bunu bir anlamda ifade ettiniz- eylül ayından sonra doğmuşsa -ekim, kasım, aralık- o yaş grubuyla çocuğu göndermeyin, bir yıl sonra gönderin." der. Yani bunu yapacaksınız, bu beş yaşı geçireceksiniz belli, hiç olmazsa o üst sınırı da seksen dört aya çekin ki vatandaşa biraz daha özgürlük tanıyın, vatandaşın özgürlük alanları biraz daha genişlesin.

Değerli arkadaşlar, buraya siyaset yapmak için çıkmadım, ben bir eğitimciyim, yirmi yedi yıl eğitim sektöründe çalıştım, öğretmenlik yaptım, yöneticilik yaptım.

Şimdi, bu yasayı getirirken hep şu söylendi: "Biz 28 Şubatın rövanşını alacağız; kindar gençlik yetiştireceğiz; 28 Şubatta bize hendek atlattılar; 28 Şubatın mazlumu biziz, öğrencilerimiz okuyamadı, öğrenim özgürlükleri ellerinden alındı; bu kararlarla milletin dinini öğrenmesine engel olundu." Öyle değil mi, hep böyle dendi, hep böyle söylendi; Sayın Başbakandan başlayarak teklif sahipleri, iktidar partisinin milletvekilleri hep bunu söylediler. Tabii, bunu söylerken o 28 Şubattaki bu kararlara imza atanlara, bu kararları söyleyenlere, bu kararları teklif olarak getirenlere de bir sürü şeyler söylediler. Ben burada onları söylemek istemiyorum. Öyle bir çelişki ki bu iktidar partisi için, bir taraftan 28 Şubatı ve zulmedenleri kötülerken, "Bize zulüm yaptılar." derken diğer taraftan da o zulüm yaptığı söylenenleri kendinizden milletvekili yaptınız.

Bakın, dönemin, 28 Şubatın Millî Eğitim Bakanı Sayın Mehmet Sağlam ne diyor: "Kesintisiz eğitim konusunda art arda çark eden Millî Eğitim eski Bakanı Mehmet Sağlam topu Doğru Yol Partisine attı. Sağlam kesintisiz eğitimdeki çizgisini `Partim ne karar verdiyse o yönde hareket ediyorum. Partimize mensup milletvekillerinin yüzde 99,9'u ne yönde oy verdiyse ben de o yönde oy verdim.' sözleriyle savundu. Sağlam `Ben bir söylediğimi daha sonra yalanlayan birisi değilim.' dedi. Bilim adamı olarak kesintisiz sekiz yıla inandığını kaydeden Sağlam, sekiz yılın bu dönem başlama şansının da az olduğunu ifade etti."

Ben şimdi Sayın Sağlam'a diyorum ki: Ya bilim adamı olarak söylediğinizi savunuyorsanız burada bu yasaya "Hayır" diyeceksiniz ya da "Bilim adamı olarak ben söylediklerimin arkasında duramıyorum." diyeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben size hatırlatmak açısından bir şeyi daha söylemek istiyorum: O 28 Şubatta size zulmedenler, sizin çocuklarınızın, bu ülkenin çocuklarının öğrenim görmesini engelleyenler var ya, unutmuşsunuzdur, hatırlatayım ben. O dönem, 18 maddeden oluşan MGK kararları 13 Mart 1997'de Bakanlar Kurulunda sadece otuz sekiz dakikada görüşülüyor ve tam bir mutabakatla çıkıyor. Kimler mi imzalıyor? Allah rahmet eylesin Necmettin Erbakan Başbakan olarak, Şevket Kazan, Abdüllatif Şener, Mehmet Sağlam, Cevat Ayhan, Musa Demirci, Necati Çelik, Recai Kutan, İsmail Kahraman ve oylarınızla Cumhurbaşkanı seçtiğiniz Abdullah Gül. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gürkan.