Konu:CHP GRUBUNUN, ADANA MİLLETVEKİLİ TURGAY DEVELİ VE 20 MİLLETVEKİLİ TARAFINDAN TBMM ÇALIŞMALARININ MECLİS TV'DE ON İKİ SAAT İLE SINIRLANDIRILMASININ ARAŞTIRILARAK ÇALIŞMALARIN TÜMÜNÜN MECLİS TV'DE İZLENMESİNİN SAĞLANMASI AMACIYLA 1/4/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN GENEL KURULUN 24 NİSAN 2013 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
Yasama Yılı:3
Birleşim:96
Tarih:24/04/2013


CHP GRUBUNUN, ADANA MİLLETVEKİLİ TURGAY DEVELİ VE 20 MİLLETVEKİLİ TARAFINDAN TBMM ÇALIŞMALARININ MECLİS TV'DE ON İKİ SAAT İLE SINIRLANDIRILMASININ ARAŞTIRILARAK ÇALIŞMALARIN TÜMÜNÜN MECLİS TV'DE İZLENMESİNİN SAĞLANMASI AMACIYLA 1/4/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN GENEL KURULUN 24 NİSAN 2013 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TURGAY DEVELİ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; televizyonları başında bizi izleyen sevgili yurttaşlarımızın bu Meclisin hâl-i pürmelalini görmelerini isterim, Meclis kameraları şu Meclisin koltuklarını gösterirse.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin nasıl bir çalışma düzenine sahip olduğu, aslında bu konuşacağımız konuyla da yakından bağlantılı. İktidar partisi, Meclis çoğunluğuna dayanarak Meclis Televizyonunu haftada üç gün dörder saatle sınırlayarak, akşam saatlerine sarktırdığı ana kanunları, halkın aleyhine, toplumun vicdanını yaralayan kanunları televizyonun göstermediği saatlerde çıkararak gerçekleri halktan gizliyor.

Meclis Televizyonunun açılmasıyla ilgili olarak Sayın Başkan Cemil Çiçek'i parti grubumuzda oluşturduğumuz arkadaşlarımızla beraber 2 defa ziyaret ettik. Dünyada meclisi topluma açık, canlı yayınlanan ender televizyonlardan -3'üncü televizyon- olmasına rağmen 2011 yılında yapılan bir protokolle Meclisin çalışmalarını halktan neden gizlediklerini sorduk ve yasalara göre bunun mümkün olmadığını kendilerine anlattık, izah ettik. Ama Sayın Başkan, anladığımız kadarıyla -iradenin kendisinde olmadığını- Sayın Başbakanın TRT Genel Müdürüne verdiği talimatla, Meclis yayınlarının yapılmasını sağlayamıyor, buna karşı çıkamıyor.

Değerli milletvekilleri, sevgili yurttaşlar; Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi, dün 93'üncü yılını kutladığımız kutsal bir çatının altında, kanuna karşı hülle yapılarak, hukuksuz bir işlem yapılıyor. Millet Meclisi hukuksuz bir işlem yaparsa, Türkiye'nin diğer kurumlarında, günlük hayatında, her türlü yasa dışılığın, kanun tanımazlığın olmasını da anlayışla karşılamak gerekiyor.

3984 sayılı  Radyo ve Televizyon Kanunu'nun Meclis Başkanlığına verdiği yetkiye dayanarak, Meclis çalışmalarını sizlerin izleyebilmeniz için bir televizyon kanalı tahsis edilmişti. Daha sonra yapılan değişiklikte, 6112 sayılı TRT Kanunu'nda yapılan değişiklikte "TRT 3 Meclis Başkanının ve TRT Genel Müdürünün ortak hazırlayacağı protokolle Meclis çalışmalarını yansıtır." diyor. Bizim Meclis Başkanımız Sayın Cemil Çiçek -protokolü yenilemeye gerek dahi duymayacak şekilde- öylesine iktidara teslim olmuş ki, bütün haykırışlarımıza rağmen, bütün ziyaretlerimize rağmen, bu konuda topluma yaptığımız açıklamalara rağmen kılını kıpırdatmıyor.

Medya, Türk medyası, küresel finansın cariyesine dönüşmüş durumda. AK PARTİ iktidarının da cariyeliğini yapan, siyaseten cariyeliğini yapan Türk medyası, zaten, toplumun temel taleplerini gündem maddesi yapmak yerine, finans kapitalin Türkiye'yi sömürmesini, cumhuriyetin doksan üç yıllık birikimlerini, Devlet Demiryollarını, PTT'yi, petrolü, TEK'i, dağıtım ihalelerini, bunları, bağımsızlığımızın nişanesi olan bütün kurumları teker teker satarken, bir yandan Meclisin çalışmalarını halka kapatarak, bir yandan da cariyeleşmiş medyayla toplumu başka gündem maddeleriyle meşgul ederek Türkiye'nin artık iyice bağımsızlığının, ekonomik bağımsızlığının bitirildiği, diz çökertildiği günler yaşıyoruz.

Buradan Sayın Meclis Başkanına nezaketen, saygımla, bir kez daha çağrıda bulunuyorum: Sayın Başkan, bu Parlamentonun saygınlığına sizin tavrınız yakışmıyor. Bu Meclisin saygınlığına? Bu Parlamentonun çalışmalarının tamamının yirmi dört saat yayın yapılarak halka duyurulması gerekiyor. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi, halktan gizleyecek, halktan kaçıracak bir şeyleri yoksa, çıkardığı kanunlar, yasalar halkın yararınaysa neden Meclis Televizyonunu halka kapatıyor?

Biliyorsunuz ki sevgili yurttaşlarımız, saat yedi olduğu zaman Meclis Televizyonu kapanıyor. Bilin ki bütün kanunlar, sizin hayatınızı direkt ilgilendiren, sizin yaşamınızı direkt ilgilendiren, sizin çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini ipotek altına alan bütün yasalar Meclis Televizyonu kapatıldıktan sonra buraya geliyor, AK PARTİ'nin oylarıyla teker teker geçiyor. Ertesi gün gazeteye baktığınızda -zaten onların gündeminde böyle bir şey yok- ancak uygulamayla karşılaştığınızda Mecliste neler olduğunu görüyorsunuz; hani şu emeklilerden 2003 yılından itibaren geriye dönük olarak primlerin tahsil edilmeye başlandığı gerçeği gibi.

Sevgili yurttaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002 yılından bu yana, "Yolsuzluğu, yoksulluğu ve çaresizliği yeneceğiz." diyerek sizden temsil iradesi devralmıştı. Şimdi, çok sıcak yaşadığınız bir konu daha var: 2/B arsaları, arazileri meselesi. Bir örnek vermek istiyorum. Sadece bir yerden örnek vereceğim, bu bütün Türkiye'ye teşmil ediyor. Çukurova bölgesinde ÇKS sistemine kayıtlı 38 bin tane çiftçi var. Yüreğir İlçe Başkanımız Turgut Üstün, Ceyhan İlçe Başkanımız İlyas Kurt ve ilçe başkanlarımızla beraber tüm ovayı tarıyoruz "Ne kadar hazine arazisi var, ne kadar 2/B arazisi var, ne kadar orman arazisi var?" diye. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bugüne kadar sadece 1 defa kadastro yapılmış, bugün, köylünün, çiftçinin kullandığı arazilerin neredeyse büyük bir bölümü, Üçdut köyünde, Yeşilova köyünde TİGEM arazisi olarak duruyor.

Türkiye'deki 2/B sorunu halkın cebinden halkın parasını çalmaktan başka hiçbir anlam ifade etmiyor, yeni bir kadastro çalışması yapılmadığı takdirde. Bu çalışmaların, biraz sonra konuşacağımız Devlet Demiryolları kanunu gibi?

Mayıs ayı ortasında Çukurova bölgesinde buğday hasadına başlanacak. Sevgili Çukurovalılar, sevgili Adanalılar, Mersinliler, Tarsuslular; Adalet ve Kalkınma Partisi, buğday sezonuna on beş gün kalmasına rağmen, buğday taban fiyatını açıklamadı, açıklamayacak. Neden? Çünkü buğday hasat edilecek. Çiftçi zor durumda; mazotu borca almış, tohumu borca almış, ilacı borca almış, tefeci kapıda bekliyor. Bir an önce hasat edecek, götürecek tefeciye borcunu ödeyecek ki kurtulacak. Hasattan on beş gün sonra, yirmi gün sonra taban fiyat belli olacak. Sizin çıkarınızın, sizin geleceğinizin, sizin çocuklarınızın geleceğinin düşünülmediğini bilin.

Buradan iktidara soruyorum: Taban fiyatını açıklamak için ne bekliyorsunuz? Buğday taban fiyatını açıklamak için neden bekliyorsunuz?

Çukurova buğday deposudur. Yüz binlerce insanın geleceği mayıs ayı içerisindeki buğday taban fiyatının açıklanmasına bağlı. Neden şimdi açıklamıyorsunuz da tüccara, tefeciye mahkûm bırakıyorsunuz Çukurova çiftçisini?

İnanın, bilin, başta partinizin Adana milletvekilleri olmak üzere, sizleri Ceyhan'da, Yumurtalık'ta, Karataş'ta, İmamoğlu'nda köylü vatandaşlar bekliyorlar. Bakalım yüzlerine karşı ne diyeceksiniz? Orada köylülerimizle beraber, çiftçilerimizle beraber? Sizin, halkın gözünden gerçekleri saklamak için Meclis Televizyonunu kapattığınız gibi, buğday taban fiyatlarını tüccarcın, tefecinin işine gelecek şekilde geç belirlediğinizi, 2/B  arazilerinden nasıl devletçe kadastro yapılmadığı için halkın cebinden milyarlarca lira para çalınmasına çanak tuttuğunuzu onlara anlatıyoruz, anlatmaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)