Konu:BDP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:26
Tarih:30/11/2011


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi Anayasa'nın ve  kanunların amir hükümlerine aksi bir önergedir. Zira Anayasa'nın 138'inci maddesinde devam eden yargı sürecine müdahale etmek söz konusu değildir. Anayasa'nın 138'inci maddesinde yargı bağımsızdır, hâkimlere kimse görüş ve tavsiyede ve telkinde bulunamaz. Hâkimler karar verirken hukuka, Anayasa'ya ve vicdanlarına göre karar verirler. Eğer uygulamada bir problem varsa, bu problem idareden  kaynaklanıyorsa itiraz edilir savcılık makamına. Savcılık makamının yapmış olduğu bir işlem hukuka aykırı ise hâkime ve mahkemelere müracaat edilir. Diğer taraftan hâkimin ve mahkemenin kararı beğenilmiyorsa onları da bir üst düzeye itiraz etme yetkisi vardır. Neticede verilecek  karar da yargısal bir karardır, hukuki bir karardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin gerekçesinde deniliyor ki: "14 belediye başkanı, 6 milletvekili, Barış ve Demokrasi Partisi üst düzey yetkilileri, kapatılan partinin üst düzey yetkilileri tutuklanmıştır, gözaltına alınmıştır. Bu kadar insan gözaltına alınır mı, tutuklanır mı?"

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğer suç işleniyorsa kanun önünde, Anayasa önünde herkes eşittir. Hiç kimsenin siyasetçi olması, belli bir makamda olması ona suç işleme imtiyazını sağlamaz, sağlamayacaktır da.

Netice itibarıyla bunlar tutuklanmıştır ve tutuklamaya karşı da itirazlar edilmiştir. İtirazlar da mahkemece reddedilmiştir. KCK adı altında yapılan operasyonların ne kadar süreceği ve Sayın Başbakanımızın açıklamalarından da anladıklarına göre bunun ilelebet süreceği şeklinde bir gerekçe belirtmişler burada. Bunun ne  kadar süreceğini biz bilemeyiz. Bunun ne kadar süreceğini kanunu, Anayasa'yı ihlal edenler bilir; üzerine giden yargı, savcılık makamları bilir.

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Kararı Başbakan verdiği için ne kadar süreceğini de Başbakan bilir. İsterseniz sorun Başbakana ne kadar süreceğini.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Eğer ihlal varsa, ihlal devam ediyorsa bu ihlale karşı tabii ki emniyet güçleri, savcılık ve yargı görevini yapacaktır. Hiç kimse iktidardan yargıya müdahale beklemesin. Zaten böyle bir yetkimiz de yok.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; deniliyor ki yine gerekçede: "PKK silahlı bir örgüttür." KCK'nın ne olduğu, nasıl bir örgüt olduğu, niçin kurulduğunu soruyorlar bize. Bu sorunun muhatabı biz olmasak gerek, bu sorunun cevabını siz bizden daha iyi bilseniz gerek. Netice itibarıyla, yargı boyutunda bu sorunun cevabı ortaya çıkacaktır. Bırakalım, yargı görevini yapsın. Netice itibarıyla, hukuk devletinde Anayasa ve kanunlar önünde yapılan yargılama neticesinde hepimiz sonucu bekleyelim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; devlet içerisinde bir yapılandırma varsa Anayasa ve kanunlara aykırı olarak ve devlet içerisinde devlete alternatif üretme anlamında yeni bir devlet arayışı varsa bunların üzerine tabii ki gidilecektir, bundan kimse rahatsız olmasın. Biz bağımsız yargıya güveniyoruz, herkes de güvenmek durumundadır.

14 Ağustos 2009-22 Kasım 2011 tarihleri arasında belediye başkanlarının, siyasetçilerin, milletvekillerinin tutuklandığından bahsedilmekte bu önergeyle. Biz, özellikle bu konuda yargının, bağımsız yargının vereceği kararı bekleyelim diye beyan ediyorum. Diğer taraftan?

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Hep aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz. Biraz farklı şeyler söyleyin lütfen Sayın Hatip, aynı şeyleri tekrarlayıp durmayın.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; "KCK'yla ilgili gözaltı, tutuklamalar, hukuk dışı uygulamalar, saldırılar, maddi manevi zarar tespit edilmelidir." diye gerekçede belirtiliyor. Biz diyoruz ki tabii ki bunlar tespit edilmeli, araştırılacak, bunu hukuk devletine bırakacağız.

Diğer taraftan, yine BDP'nin grup önerisinde KCK yapılandırmasıyla ilgili bilgi isteniyor. Siyaset akademisi, bizzat teröristbaşının talimatları çerçevesinde "siyaset akademileri" adı altında örgütsel eğitim merkezleri kurulmuştur. Talimatlar çerçevesinde kurulan siyaset akademisi KCK yapılanması ile de bilim aydınlatma komitesine bağlı ve örgütün 14'üncü maddesinde, ideolojik anlamda yetişmiş kadroları hazırlamak amacıdır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Hani yargıya müdahale etmiyordunuz!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Siyaset akademilerinde verilen derslerle kırsalda PKK örgütünün bütün eğitim faaliyetleri örtüşmektedir.

Yine teröristbaşının ifadesine göre? Burada 25 Ekim 2009 tarihli ifadesini okuyorum: "Kürtler için yıllardır akademilerin açılması gerektiğini söylüyorum. Akademilerin açılmasının gerektiğini söylememe rağmen onu bile yapmıyorlar. DTP'nin binlerce, 10 binlerce kadro yetiştirmesi lazım. Neden yapmıyorlar? Çünkü teorik kavrama düzeyleri buna yetmiyor. Başarılı olmak istiyorlarsa 10 binlerce insan yetiştirmek durumundadırlar." Yine örgütten üst düzey yetkili birinin açıklamasını da buradan okuyorum: "Bağımsız Kürdistan devrimci halk savaşıyla kurulabilir -dikkat edin arkadaşlar- siyaset akademilerinden yetiştirilen gerillalar bu savaşta etkin bir şekilde yer alacak." denilmektedir.

KCK yasalara, Anayasa aykırı olarak devlet içinde bir yapılandırmadır. Bunu, netice itibarıyla yargı boyutunda hepimiz bekleyeceğiz, göreceğiz, verilen karara hepimiz de saygı duyacağız.

Bu nedenle, verilmiş önergeyi kabul etmiyoruz. Aleyhe oy kullanacağımızı belirtiyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyor, hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Can.