Konu:Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:94
Tarih:18/04/2013


TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 441 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 3'üncü maddesi üzerine, verilen önerge üzerine Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, bugün, burada, demir yollarını konuşmayacağım. Karadeniz ile ilişkin? Aslında Karadenizli için demir yolları çok önemli ama başka bir sorun daha var, onu konuşacağım. 22 Nisan günü, yani pazartesi günü ÇAYKUR işçisi greve başlıyor. ÇAYKUR işçisinin grevini buradan anlatmak istiyorum. Neden grev şartlarına gelindi, neden bu şartlar oluştu, onu anlatmak istiyorum.

ÇAYKUR'da yaklaşık 10 bin işçi çalışıyor değerli arkadaşlarım. 10 bin işçinin, 9 bini TEKGIDA-İŞ Sendikasına bağlı üye, bin tanesi ise ÖZ GIDA-İŞ Sendikasına bağlı üye olarak çalışmaktadırlar.

Çay, Karadenizli için her şeyden daha önemli bir stratejik ürün. Nasıl fındık Giresun için, Karadeniz için çok önemli ise çay da Karadeniz için çok önemli. Ama Karadeniz'de özellikle bu son yıllarda 2008 yılında başlatılan bir operasyon ile ÖZ GIDA-İŞ Sendikası tarafından bir operasyon başlatılıyor.

Şimdi, şöyle anlatayım değerli arkadaşlarım: Karadeniz'de TEKGIDA-İŞ Sendikası, bir sendika kimliğinin ötesinde ÇAYKUR'la, Rize'yle özdeşleşmiş olan bir kimliği var. Bu sendika kimliği bazılarını rahatsız ettiği için, bazı siyasileri rahatsız ettiği için 2008 yılında buraya bir operasyon yapılıyor. Deniliyor ki: Efendim TEKGIDA-İŞ Sendikasını bir kenara koyalım, burada ÖZ GIDA-İŞ Sendikasını operasyon yaparak bunları yetkili sendika hâline getirelim. Bunun sürecinde sendika ile ÇAYKUR yönetimi özdeşleşmiş bir hâle geliyor. Yani Kamu İş ile yapılan sözleşmede sendika yönetimi -TEKGIDA-İŞ Sendikası- kendisinin karşısına ÇAYKUR yönetimini aldığını zannediyor ama öyle bir hâl ile karşı karşıya kalınıyor ki ÖZ GIDA-İŞ Sendikası ile ÇAYKUR yönetimi bir anlamda taraf oluyorlar. Ve 2008 yılında yapılan bu operasyon sonucunda sahte belgeler, ölümler -ki bu işin hukuksal tarafını ben de biliyorum- bu sendikayı  çökertelim de ÖZ GIDA-İŞ'i yani yandaş sendikayı karşımıza koyalım diye ciddi bir operasyon yönetiliyor. Operasyonun bir tarafında da -Sayın Bakan da burada- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ÇAYKUR'un göndermiş olduğu -hemşehrim Sayın Bakan iyi dinlesin- belgelere, bilgilere -ölümler de dâhil, sahte bilgi, belgeler de var- dayanarak kendisine muhatap olarak ÖZ GIDA-İŞ Sendikasını muhatap alıyor. Ama hani, bir söz var ya "Bu ülkede yargıçlar var." diye, hani Berlin'de yargıçlar vardı ya, bu ülkede hâlâ yargıçlar var Sayın Bakan. Sizin yapmış olduğunuz bu yanlış işlemi, 2008 yılındaki yanlış işlemi ortadan kaldırıyorlar ve buradaki yetkili TEKGIDA-İŞ Sendikası olduğuna ilişkin iki kere Yargıtaydan geçen, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararlar Yargıtaydan geçiyor ve diyorlar ki: "Burada yetkili sendika TEKGIDA-İŞ'tir." Yargıtay içtihatlarına göre imza tarihindeki, o 2009 ile 2010 arasındaki sosyal haklara ilişkin imza atılıyorken o tarihte yetkili olan sendikaya kim üyeyse onların o haklardan yararlanması gerekirken, gelinen noktada sanki onlar hiç yokmuş gibi, şimdi, ÇAYKUR yönetimi sanki ÖZ GIDA-İŞ sendikasıyla özdeşmiş gibi diyorlar ki: "Sizin sosyal haklarınızı veririz, sizin zammınızı veririz, her türlü şeyi yaparız ama bir tek şartımız var. TEKGIDA-İŞ'e vermiş olduğumuz bu haklardan ÖZ GIDA-İŞ'in bin tane işçisi de yararlanacaktır."

Şimdi, arkadaşlar, bir olay var, külfetin altına giren nimetten de yararlanır. Tek başına bu şekildeki bir dayatmayı, ÇAYKUR yönetiminin herhangi bir şekilde dayatma yapmasını kabul etmek mümkün değildir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre o tarihte sendikanın yapmış olduğu sözleşmenin altında imzası olan, sendikalı olan bütün üyeler bu haklardan yararlanabilirler. TEKGIDA-İŞ bütün kamuoyuna haykırıyor, diyor ki: "ÖZ GIDA-İŞ'e üye olan o bin tane arkadaşımız da gelsin, bizim sendikamıza üye olsun, kazanmış olduğumuz haklardan, ÇAYKUR'la yapmış olduğumuz sözleşmedeki bütün sosyal haklardan onlar da yararlansınlar." Ama ÇAYKUR yönetimi öyle demiyor "Sizin haklarınızı verebilmemiz için TEKGIDA-İŞ'in vermiş olduğu bütün bu önerileri kabul ediyoruz ama bir tane daha şartımız var: Siz bu şartın altına imza atacaksınız, ÖZ GIDA-İŞ'in üyesi olan bin kişinin de bu haklardan yararlanmasını sağlayacaksınız." diyor.

Değerli arkadaşlarım, bir tarafta yetkili olan, 9 bin kişinin üye olmuş olduğu kocaman bir sendika var, bu sendikanın karşı tarafında sözleşmenin tarafı olarak kabul ettiği ÇAYKUR yönetimi var ki bu ÇAYKUR yönetimi ÖZ GIDA-İŞ'le yan yana, yandaş sendika ile yandaş yönetim, bunu kabul etmek mümkün değildir. O nedenle 22 Nisan Pazartesi günü saat dokuzda TEKGIDA-İŞ kendi gücünden kaynaklanan grev yetkisini 10 bin işçiyle beraber başlatıyor. Türkiye için -Karadeniz için demiyorum- stratejik ürün niteliğinde olan ÇAYKUR işçisinin bu grevini Türkiye Büyük Millet Meclisinden saygıyla selamlıyorum. Hükûmete de buradan sesleniyorum: ÇAYKUR yönetiminin içine düştüğü bu yanlışlığı, ÖZ GIDA-İŞ sendikasıyla yandaş olarak hareket etmesi nedeniyle 10 bin ÇAYKUR işçisini mağdur edecek bu uygulamayı ortadan kaldırmasını, bu dayatmasını geri almasını, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, bu hukuka aykırı talebini ortadan kaldırmasını özellikle istirham ediyorum. Bir kere daha çaya ilişkin için yapmış olduğum konuşmada söylemiştim, "Karadeniz uşağı Amerikan uşağı olmayacaktır" demiştim. Buradan ÇAYKUR işçisinin grevini yürekten selamlıyorum, yolları açık olsun diyorum.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)