Konu:YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:84
Tarih:28/03/2012


YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi tarafından 1'inci madde üzerine verilen değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle bir hususun altını çizmekte fayda olduğunu mülahaza ediyorum. Sayın Bakan sorulan sorulara verdiği cevap esnasında, bu kanun teklifinin sonsuza dek bu toplum, bu millet için bir hayır önermediğini, her an bir değişime tabi tutulabileceğini, bunun da kendisi içerisinde eksikleri olabileceğini ifade etmek suretiyle bundan sonra yeni bir kanun tasarısı hazırlanacağı kapısını aralamış gözükmektedir.

O zaman, nereden geldiği belli olmayan, içeriği müphem olan ama kamuoyunda çeşitli iletişim ve etkileşim araçlarıyla toplumu ayağa kaldıran bu kanunun nevzuhur bir kanun olarak gündeme gelmesinin sebebi hikmeti nedir merak ediyoruz.

İkinci bir husus: Bu kanunla ilgili olarak amaç, çocuklarımızın iyi yetiştirilmesi, vatanına, milletine, dinine, devletine ve özellikle de ailesine yararlı bir nesil hâline getirilmesi hususudur. Ancak öyle görülüyor ki, toplumsal kutuplaşmanın yansımaları bu yüce Meclisin çatısı altında da gözüküyor; iyiye kötü, kötüye iyi denilebilecek bir ruh hâliyle bu çocukların geleceği ipotek altına alınıyor.

Özellikle 4+4+4 denilen bu yeni yapılanma sisteminde eğitim yaşının altıya indirilmiş olmasının bu çocukların geleceği açısından kime ne kadar yararlı olduğunu burada çıkıp izah edebilecek bir aklıselim yoktur diye düşünüyorum. Başkasından ithal edilen yasalar Türk toplumunun temel özellikleri değerlendirilerek uygulamaya konulacaksa buna varız ama birileri bunu yaptı, birileri şöyle dedi diye böyle bir yasaya bu milletin çocuklarını ipotek edecek, geleceğini güvence altına alamayacaksak bu bizim değerlerimizle örtüşmeyen bir yasa demektir. Özellikle eğer illa çocuklarımızın altı yaşında bir eğitime tabi tutulmaları gerekiyorsa bunun eğitim alanının anaokulu şeklinde olması ve çocuklarımızın altmış aylık, yetmiş iki aylık süre içerisinde sosyal adaletin, sosyal değerin ve sosyal olgunun bir gereği olarak bir şekilde toplum katmanlarının bütününü kucaklayabileceği, eğitimde eşitlik ve fırsat ilkesini içine alabileceği bir boyuta getirilmesi lazım.

Burada şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Biz çocuklarımızı eğitime alırken farklı sosyal kesimlerden, farklı ekonomik ve kültürel ortamlardan gelen çocukları altı yaşına girmeden hemen bir eğitim potası içerisine atıyor ve bu hâliyle onların geleceğini bir kanun sistemi içerisinde etkilemeye çalışıyoruz. Eğer bir hayır işlenecekse, eğer bu toplum için bir yarardan söz edilecekse, o zaman farklı kültür ve ekonomik imkânlara sahip, fırsat eşitliği nimetlerinden yararlanamayan masum Türk çocuklarının da anaokulu ilkesi çerçevesinde eğitime tabi tutulması ve verilecek temel eğitim alanları içerisinde onların da bu fırsat eşitliğinden yararlanması lazım.

Aziz milletvekilleri, biz, eğitimi ailede alan, ailenin değer yargılarıyla çocuklarını şekillendiren bir toplumuz. Dolayısıyla imkân olsa da, fırsat olsa da bütün aileler bu temel eğitimi, anaokulu imkânlarını çocuklarına kendi ailelerinde, kendi değerleri üzerine, kendi kültürel varlıkları alanında yapabilseler, o zaman sanırım ki, bu kaosa, bu kargaşaya hiç gerek kalmaz diye düşünüyorum.

Bir başka şeye daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Eğitim işi nitelik, yetenek açısından fevkalade önemlidir. Siz şimdi, bir FATİH Projesi'nden söz ediyorsunuz. Ben dün, dedim ki: "İçi doldurulmayan bir proje FATİH değil, Kanuni de olsa pek uygun olmayabilir."

Şimdi siz, çocuklarınızı getireceksiniz? Ben işin ekonomik, rant taraflarını da bilmiyorum. Bu konuda da çok masumum; hamdolsun kirlenmedim. Ancak bu FATİH Projesi'ni getirip, altı yaşına girmemiş, beş yaşını yeni bitirmiş bir çocuğa dayatacaksınız. Bu sınıfların içerisinde 20-30 tane öğrenciyi barındıracaksınız ve sonra da onların yayacağı radyasyonun ne olduğunu hesaplamayacak ama birileri üç kuruşluk rant elde edecek diye bir sürü yavruyu orada kaderiyle baş başa bırakacaksınız.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Erdem, teşekkür ediyorum.