Konu:İNSAN HAKLARI VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAMINDA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:91
Tarih:11/04/2013


İNSAN HAKLARI VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAMINDA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki 445 sıra sayılı Tasarı'nın amacı, Sayın Adalet Bakanın da konuşmasında ifade ettiği gibi ve tasarının gerekçesinde de yazıldığı gibi, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki sorunlarına çözüm getirmek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki pek de parlak olmayan durumunu düzeltmek. Şimdi bakalım bu getirilen tekliflere, maddelere gerçekten bu teklif, bu tasarı bu amaca hizmet ediyor mu, bu amacı gerçekleştirecek mi?

Bir kere, şuradan başlamak lazım: 8 tane milletvekili dört yıldır, beş yıldır tutuklu, cezaevinde. Beş yıllık tutukluluk süresi, bırakın başka, tutuklulukla ilgili Türkiye'deki diğer sorunları, hepsini bir yana koyun, sadece süre, beş yıllık bir tutukluluk süresi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ihlal kararı çıkması için yeterlidir, başka hiçbir nedene ihtiyaç yoktur. Bunu benim bildiğim kadar Sayın Bakanın da, arkadaşların da bildiğine eminim. O zaman tabii, şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde bütün bu tutukluluklar için ihlal kararı çıkacaksa bu niye düzeltilmiyor? Mademki Sayın Bakanın amacı, Hükûmetin amacı oradaki sorunları çözmek, oradaki sorunları çözmeye buradan başlamak lazım. Bu çok açık, çok yalın bir sorun. Niye bu soruna çözüm getirilmiyor? Bu sorunun cevabını bulmak lazım.

Şu doğru değil: "Efendim, işte, yargı öyle. Ne yapalım? Yargı bizim dışımızda, bağımsızdır. Biz bunda bir şey yapamayız." Bu, böyle değil çünkü yargı yanlış, hukuka aykırı bir uygulama yapıyorsa bunu düzeltmek siyasi iradeye düşüyor, siyasi irade bunu pekâlâ düzeltebilir. Bu Meclisten bu tasarı çıkarken bir madde eklenerek bu sorun ortadan kaldırılabilirdi, yapılmıyor bu. Hem de neye rağmen yapılmıyor? İki parti arasında yapılmış bir protokol var bunun böyle yapılması için, ona rağmen yapılmıyor. Hem de neye rağmen yapılmıyor? Dendi ki: "Efendim, üç parti aranızda anlaşın, bana bir uzlaşı önerisi getirin." Üç parti aralarında anlaştılar, uzlaşı önerisini getirdiler ona rağmen iktidar bunu kabul etmedi. Yani iktidarın siyasi iradesi bu sorunu çözmeye değil bu sorunu sürdürmeye yönelik.

Tabii, tutuklamayla ilgili daha pek çok şey var. Burada getirilen bu tutuklamanın devamı kararının duruşmayla verilmesi doğru bir şey fakat Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki sorunlarını çözümlemeyecek; çünkü gerekçeler klişe olarak yazılmaya devam ediyor, çünkü katalog suçları muhafaza ediliyor, çünkü hâlâ tutuklamaya itiraz edilirken avukat, müvekkilinin dosyasına giremiyor kısıtlama kararı nedeniyle. Bunlar düzeltilmediği sürece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden tutuklamayla ilgili ihlal kararları çıkmaya devam edecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki Türkiye'nin bir diğer sorunu düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü bakımından. İfade özgürlüğünün üzerindeki en büyük tehdit, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun 220'nci maddesinin (6)'ncı, (7)'nci fıkraları. Bunlarla ilgili ne yapılıyor? Terörle Mücadele Kanunu'ndaki en büyük sorun, tanımın çok geniş olması, terör tanımının çok geniş olması. Bu tanımla ilgili hiçbir şey yapılmıyor tasarıda, tanım olduğu gibi muhafaza ediliyor. Üstelik de bu yetmezmiş gibi Terörle Mücadele Kanunu'nun (7)'nci maddesi daha da genişletiliyor, daraltılacak yerde daha da genişletiliyor. İşte "Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi" ya da "işaretlerin asılması" gibi ibareler eklenerek maddenin kapsamı genişletiliyor. O nedenle, bu da, bu yapılan değişiklik de Terörle Mücadele Kanunu'nun ifade özgürlüğü bakımından çıkardığı sorunu çözmeyecektir. Kaldı ki en önemli mesele, 220'nci maddenin (6)'ncı ve (7)'nci maddelerine dokunulmamaktadır. Dün iktidarın getirdiği önerge doğrudur fakat yetersizdir. Bu hiçbir düzeltme getirmeyecektir. (6)'ncı, (7)'nci maddelerin kaldırılması gerekir. Burada pek çok yazar, pek çok öğrenci yargılanmaktadır bu maddelerle ilgili. Bu (6)'ncı, (7)'nci maddelere dokunulmadığı sürece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ifade özgürlüğüyle ilgili Türkiye'nin sorunları devam edecektir, hiçbir düzelme olmayacaktır. O nedenle, buradaki önemli şey, kanunu uygulayanların özgürlükçü ve demokratik olması.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RIZA TÜRMEN (Devamla) - Yani siyasi iktidar demokratik ve özgürlükçü bir yapıya sahip olmadığı sürece istediğimiz kadar paket getirelim, bu paketler neticeyi, sonucu değiştirmeyecektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.